Ayy yeni bir kurgu ile karşınızdayım!
Hevesle başladık yazmaya ama hadi bakalım.
Başladığınız tarihi ve saati buraya bırakırsanız sevinirim➡️
Hadi öyleyse iyi okumalar!
.....
"Yârin gözü yüksekte benim bir kuru aşkım var!" Elime aldığım camsili bir silah gibi kavramış, sildiğim cama tutarken bir yandan da arkada çalan şarkıya eşlik ediyordum.
"Düşmanlarım nispette behey, kara vicdanlı yâr!" Kıvırta kıvırta camsili iyice fıslatarak cama sıktım. Üstünden bezle geçerken şarkı hâlâ çalıyordu.
"Yağdı saçlarıma bu genç yaşımda lapa lapa ka-" şarkı bir anda kesildiğinde kaşlarım çatıldı.
"Spotify dinlediğin için teşekkürler ciddiyim, radyo dinliyor olabilirdin plak çalıyor olabilirdin kaset çalıyor olabilir-"
Hızla Niloya nevresimli yatağımın üzerine rastgele fırlattığım telefonu alarak anında uygulamadan çıktım. "Fakirliğin gözü kör olsun yahu!" Spotfy üyeliğim bittiği için bu eziyeti çekiyordum. Aslında başka uygulamalardan da dinleyebilirdim, ama abimin maaş gününü beklemek gözüme daha cazip geliyordu.
Odamın kapısının fuhuş operasyonu yapılırmışçasına açılmasıyla başım hızla o tarafa doğru döndü. Annem elinde ki terlikle beraber dağılmış tülbenti ile karşımda duruyordu.
"Nil Oya kızım,sen hala burada mısın? Koş bir markete gidiver, ekmek bitmiş." Dediğinde oflayarak ona baktım. Sinirle, aldığım camsili masaya koydum."Anne ne olurdu yani bir tane daha çocuk yapsaydınız, hizmetçi olarak çalıştırırdık evde." Annem alayla güldü. "Abin ve seni doğurduktan sonra babanla tövbe ettik çocuk yapmaya kızım." Derin bir nefes aldı ve ekledi:"Hadi koş, zaman tutuyorum hazırlanman için!" Dediğinde sahte bir tebessüm kondurdum yüzüme, vallahi çok sıkılmıştım şu ekmek alma muhabbetinden.
Kollarımı göğüsümün altında birleştirdim,"Bir şartla sultanım!" Dediğimde annem kaşlarını şüphe ile yukarı doğru kaldırdı. En seksi olduğunu düşündüğüm gülücüğümü yüzüme kondurdum.
Abim bu şekilde güldüğümde suratımın eşşek götüne benzediğini söylüyordu.
Canım abim.
"Biraz fazla para ver de valla benim abur cubur zulası bitmiş onu yenileyim." Dediğimde annem göz devirerek elini eşofmanının cebine attı, oradan çıkardığı iki yüz liraya gülümsedim.
"Üstü artarsa getir." Dediğinde hızla koşarak boynuna atladım,"En sevdiğim annemsin bundan sonra." Omzuma yediğim şaplak ile bir kahkaha patlattım. "Başka annen mi var cüce!" Sıkı sıkı sarılıp yanağından öptüm. Bir kaç iltifattan sonra geri çekilmiştim, o da hazırlanmam için odadan çıkmıştı. Gerçi hazırlanmalık bir şey yoktu, altımda zaten siyah eşofmanım üstümde de kısa kollu tişörtüm vardı. Bunla giderdim yahu.
Temizlik yaptığım için topladığım saçımı salık bırakıp elimle şekil verdim. Ardından odamdan çıkıp anneme gittiğimi haber vermek için oturma odasına doğru bağırdım.
"Ben kaçtım sultanım!" Hiç bir cevap gelemezken umursamayıp, hızla demir kapıyı ayağımla iterek açtım, eğilerek ayağıma siyah terliklerimi geçirdim. İstanbul'un sıradan bir apartmanının üçüncü katında yaşayan anne ve kız düşünün. He işte bak o düşündüğünüz kız benim. Ben Nil Oya!
Ellerimi eşofmanımın cebine atıp yürümeye başlamıştım. Mahallede ki herkese sulanan Güney bana selam verirken baş selamı vererek geçiştirdim. Mahallemiz garipti, kadınlar her hafta birinin evini seçip o evde bol dedikodulu altın günü yaparlar, erkekler ise işinde gücünde olurdu. Arada anlaşmazlık çıksa da herkes birbirini severdi.
Tabi ki her mahallede olduğu gibi bu mahallede de 'mobese' kameralı teyzeler vardı, onlara yakalanırsanız en az yirmi dakika sohbet etmek zorunda kalırdınız. Ben genelde evden çıkmasamda arkadaşlarımla buluşacağım zaman bir iki kere yakalanmış, soru yağmuruna tutulmuştum.
Hızlı adımlarla Bim' e vardığımda içeri girdim. Ekmek bölümünde ki yüzde yüz, on kişi tarafından ellenmiş ekmeklere baktım, umursamadan bir poşet alıp iki rastgele iki ekmek alıp içine koydum. Ardından bir kaç abur cubur alarak kasaya doğru yöneldim. Gördüğüm sıra ile derin bir nefes aldım. Sakin ol Nil!
Bir tane amca kasiyer kıza kaşlarını çatmış,"Yahu bu fiyatlar ne kızım?" Diyerek kasiyer kızı darlayan amca, oflaya puflaya cebinden cüzdanını çıkararak aldığı şeylerin parasını ödedi.
Sıra şükürler olsun ki bana geldiğinde hızla eşyaları poşete doldurup marketten çıktım. Çıkar çıkmaz gözüme çarpan şey ile duraksadım.
"Çüş, bu yakışıklılık ne?!" Kendi kendime konuşarak karşı kaldırımda ki motorsiklete bakıyordum. Hızla etrafı kolaçan ederek karşı kaldırıma geçtim. Etrafta kask takan kimse göremediğimden rahatça motosikletin tutma yerini okşadım.
Çoğu erkekten daha karizmatikti. Hızla cebime sıkıştırdığım telefonu alarak kameraya girdim ve motorsikleti de kadraja alarak bir kaç selfie çekindim. En sonunda tek başına motorun fotoğrafını bir kaç kez çektim. Ardından tekrar etrafı kolaçan ettim, kimsenin olmadığına emin olarak motorsikletin önüne küçük bir öpücük kondurup hızla geri çekildim.
Hızlı hızlı elimde tuttuğum poşet ile beraber eve doğru yürümeye başladım.
Eve geldikten sonra anneme aldığım ekmekleri verdim. Abur cubur poşetimi alarak hızlı hızlı odama yürüdüm.Abur cubur poşetini bir kenara fırlatıp hızla yatağın üzerine yüzüstü yatarak cebimde ki telefonu açtım. Hızla galeriye girip motosiklet ile çekildiğim fotoğraflara baktım.
Arkadaşlar yardım edin aşık oluyorum!
Elimi yanağıma koyarak fotoğrafları incelemeye devam ederken aralarından en beğendiğimi seçip düzenledikten sonra Instagram hesabıma post attım.
.....
Başlıyoruz

ŞİMDİ OKUDUĞUN
TOSBİK-TEXTİNG-
RomanceBarkınpoyrazzzx; Motorumun fotoğrafını her gördüğün yerde çekip, paylaşmayı keser misin? Nil Oya& Barkın Poyraz -Kitabımda tanıtım yapmak yasaktır, kitapta argo kelimeler ve rahatsız edici sahneler vardır. Lütfen rahatsız olanlar okumasın- Kitap kap...