12. Bölüm

81 13 2
                                    

"

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


"

...

Bu gezdiğim kaçıncı sokaktı bilmiyorum, ama artık her sokaktan elim boş dönmek beni yoruyordu. Sinirle soludum. Başımı çevirdim ve yürümeye devam ettim. Ne diye başıma böyle bir bela geldi anlamıyorum?!

"Bu adamın parayı almadan benim peşimi bırakmayacağı belli!"  Kendi kendime mırıldandığım cümle beni daha da sinirlendirmişti. Derin bir nefes aldım ve kapalı dükkanlara boş boş bakmaya devam ettim. Saat çoktan akşam olmuştu bile.

O sırada kepenki daha yeni kalkan dükkan ile bir saniyeliğine hayal gördüğümü düşündüm. Bir tane siyah takım elbiseli adam kepenki yukarıya kaldırıyordu.  İyi de bu saatte bu kepenk neden şimdi yukarıya kalkıyordu?

O an kalkan kepenkin yarısından gördüğüm ilan ile gözlerim sonuna kadar açıldı.

Hızla o tarafa koştum ve ilanı hevesle okudum.

'Barmenlik/barmaidlik yapacak kadın veya erkek eleman aranıyor'

"Oha ben!"

Kepenki tamamen kaldırmış olan adam başını hafifçe bana çevirdi ve beni baştan aşağıya inceledi.

"Sen?"

İlanı yerinden söktüm ve elimle adama gösterdim. "Ben çok güzel barmaidlik yaparım alın beni."

Adam kaşlarını hafifçe çattı.  "Kafan mı güzel?"

Bende tıpkı onun gibi kaşlarımı çattım. "Bu ilan için patronunuzla görüşmek istiyorum." Adam afallamış ifadesiyle suratıma baktı.

"Sen mi?" Adam alaycı bir tavırla suratıma bakarken ben ise ifademi hiç bozmuyordum. Kafamı onaylar anlamda kendimden emin bir şekilde salladım. Adam dudağının kenarıyla hafifçe gülümsedi ve arkasında duran sürgülü cam kapıyı gözleriyle işaret ederek konuştu;

"Patron içeride. "

Adamı hafifçe ittirerek önünden geçtim. Arkamdan memnuniyetsiz homurdanmalar duysamda kapısı açık olan mekandan içeri girdim. Burası siyah duvarlarla çevrili bir mekandı.
Siyah deri sandalyeler sol tarafta duruyordu. Ortada bir dans pisti, ve şuan aktif olmayan bir disko topu. Dans pistinin biraz uzağında ve aşağı kısmında kalan tezgah ile birlikte gayet güzel duruyordu. Aslında hiç bar gibi durmuyordu gayet güzel restoran teması işlenmişti.

Daha hiç bir şey ayarlanmamış, masalar karışık duruyordu. İki tane takım elbiseli adam birbirine bakarak bir şeyler konuşuyorlardı. Hemen o tarafa doğru yürüdüm.

Boğazımı temizledim." Patron hanginiz?"

İki adam da beni rahatsız edici bir şekilde baştan aşağı süzdüğünde bir tanesinin dudağının kenarının havaya kalktığını fark ettim.

"Ne yapacaksın sen patronu bücür?"

Kaşlarım çatıldı alayla ona baktım. "Bücür mü?! Bücür seni-"

"Ne oluyor burada?!" Arkamdan gelen yakışıklı ve baskın ses tonu ile kafamı hafifçe o tarafa çevirdim. Arkamı döndüğümde karşımda gördüğüm adamı göz ucuyla inceledim. Sarı saç tutanları yüzüne doğru dağılmış gözünün altında ki  kabuklanmış yarayı açıkta bırakıyordu. Kehribar rengi gözleri insanı büyüleyecek cinstendi.

Yakışıklı ses tonu?

Zar zor yutkundum ve yüzüme bir tebessüm kondurdum. "Şey patron siz misiniz?"

Adam yüzüme garip bir şekilde baktı ve kaşlarını çattı, beni görmeyi beklemiyor gibi bir ifadesi vardı.

Yani bu konu da biraz haklı, sanırım.

"Evet? Buyrun?"

Dişlerimi göstererek gülümsedim. "Ben barmaidlik işi için gelmiştim."

Barmaid; kadın barmen/

Adam cebinden çıkardığı sigara paketinden bir dal çıkardı. Sigarayı ağzına koyup elinde ne ara tuttuğunu anlamadığım çakmakla yaktığında kaşlarımı çattım.

"Yaşın kaç senin?"

Kollarımı göğüsümün altında bağladım ve elimde ki iş ilanını sağ kolumun altına sıkıştırdım.

"On dokuz yaşındayım."

Bir süre yüzüme baktı. "Yaz tatili için mi işe girmek istiyorsun? Barista eğitimin var mı?"

"Yani, evet. Geçen sene kursuna katılmıştım oradan biliyorum."

Karşımda ki adam kaşlarını çattı. "Ne için katıldın?"

" Hiç öyle Biraz gırgır şamata olsun dedim."

"Gırgır şamata olsun diye?"Adamın sorgularcasına söylediği şey ile yanlışlıkla sesli söylediğim şeyin farkına vardım. Gergince gülümsedim.

Gerçekten bazen şu ağzımı bantlayasım geliyordu.

Olduğum yerde haraketlendim ve yalandan gergin bir kahkaha attım. "Şey, şaka yaptım, kusura bakmayın bu ara biraz şaka yapma havamdayım da." Adam hala yüzüme alaycı tavrı ile bakmaya devam ederken gergince zaten batırdığım iş görüşmesini, iyice rezil hale getirmemiş gibi devam ettim. "İş arıyordum o zamanlar ne olur ne olmaz diye katılmıştım kursa." 

Elinde ki bitmiş sigarasını arkasında duran boş masanın kenarına bastırarak söndürdü. Baştan aşağıya gözleriyle beni süzdü, ardından derin bir nefes aldı. "Sertifikan var mı?"

"Evet, CV hazırladım." Küçük kol çantama attığım, evden çıkarken özenle katladığım  kağıdı adama uzattım.

"Buyrun." Adam sigarayı tek eline alarak, verdiğim dosyayı diğer eline aldı. Dosyamı arkamda ki adama fırlatırcasına verdi.

Yavaş be, ben o dosyayı hazırlarken kaç kere ter döktüm!

"Odama bırak." Gergince kafamı çevirdim.

"Şey işe alındım mı? Ben bugünden başlasam? Bu işe ihtiyacım var."

Adam bir süre düşündü. Ve kafasını sallayarak onay verdi. "Tabi bu akşam başlayabilirsin, arkadaşlar mutfakta seni biraz çalıştırsınlar." Adam bana samimi bir şekilde gülümsedi.

Bu kadar çabuk beni işe almasını beklemiyordum. Yani şahsen birisi bana 'gırgır şamata olsun, öyle bir içimden geldi öğrenmek ' dese kesinlikle onu kapıdaki kepenkle kovalardım

Elini tokalaşmak için uzattı. "Koray Adar,"

Bu isim nedensizce bir yerden tanıdık gelmişti, boğazımı temizledim.

"Nil Oya ."

......

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
TOSBİK-TEXTİNG-Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin