Kafede işimiz bitmiş, kapanış saati gelmişti. Annem, "Hazal uşağum git arka odadan eşyalarımızı al annem." Deyince onu onaylayıp odaya gittim. Eşyaları alıp kafeden çıktım. Annemde arkamdan çıkınca kapıyı kilitledi ve yürümeye başladık.
"Eda! Az durun bir şey diyeceğim!" Diye bir ses geldi arkamızdan. Annemle durup arkamızı döndüğümüzde bunun Hale Teyze olduğunu gördük.
Hale Teyze annemin altın günlerinden arkadaşıydı. Kızı Ece kuafördü, o da bunu fırsat bilip saçını her ay farklı renklere boyuyordu. Biz de ona mahallece "Bukalemun Hale" diyorduk, o da bize uyup kendine öyle diyordu.
"N'oldu Hale'cim?" Dedi annem. "Size bir haberim var! Oğlum Samet'in bugün düğünü var, düğünü sizin evin iki bina ötesindeki düğün salonunda yapacağız. Siz de gelin, iki göbek atar kurtlarımızı dökeriz!" Dedi Hale Teyze. Annem gülerek ona geleceğimizi söyledi. Ayrılıp yola devam ettik. Bir yandan sohbet ediyor, bir yandan birbirimize sataşıyorduk. Eğlenmek için çok sebep vardı bizim için.
"Anne." Dedim annemi dürterek. "Söyle Hazal'ım." Müzik çalarımı çıkardım ve içlerinden annemle benim en sevdiğimizi seçtim. Şarkıyı başlattığım zaman sesi sonuna kadar açtım.
Annem şarkıyı duyunca gülümsedi ve "Hazal işini biliyorsun kızım." Dedi. Dans etmeye başladığımda annemde bana ayak uydurmaya başladı.
Çılgınlar gibi dans ediyorduk. "Bir güzellikler burda!" Diyerek annemle ikimizi gösterdim. Annem gülerek dans etmeye devam etti.
Şarkı bittiği zaman, "Hadi yavrucuğum. Eve gidelim. Yeter bu kadar." Dedi annem. İlerlemeye başladık. Yürürken mahallenin kahve tayfasından Kamil Amca'yı gördük. Daha doğrusu o bizi gördü.
Kamil Amca mahallenin eskilerindendi. Bu mahallenin her halini görmüş geçirmişti. 70 yaşında olmasına rağmen hayat enerjisi hâlâ yerindeydi. Kendi gibi yaşlı hanımı Makbule Teyze'de bizim mahallenin dedikodu tayfasındandı. Onun da hayat enerjisi hâlâ yerindeydi.
"Eda kızım! İşten mi dönüyorsunuz?" Dedi Kamil Amca. "Evet Kamil Abi. Sen nereye böyle?" Dedi annem. "Eczaneden hanımla benim ilaçları alacağım. Sonra manava uğrayıp yemeklik alacağım." Dedi Kamil Amca. "İyi Kamil Abi, dikkat et kendine!" Dedi annem. "Siz de kızım siz de." Deyip yanımızdan ayrıldı Kamil Amca.
Eve varmıştık en sonunda. Annem kapıyı açtı, birlikte içeri girdik ve merdivenlere yöneldik. "Akşam 7'de hazırlanmaya başla. Ama önceden uyarayım: Geçen ay Murat Abi'nin düğünündeki gibi eşofmanla gitmek yok!" Dedi annem, işaret parmağını bana doğrultarak. "Tamam yaa!" Diyerek onu geçiştirdim.
Murat Abi'nin düğünü bütün mahallenin unutamayacağı bir düğündü. Ben eşofman ve tişörtle gitmiştim, gelinin saçı az kalsın maytap yüzünden yanıyordu, düğün pastası çocukların koşturmacası yüzünden devrilmişti, Murat Abi'nin pantolonu yırtılmıştı, gelinin annesi tuvalette kalmıştı, şarkıcılara verilecek para kaybolmuştu -daha sonra gelin odasında çekmecede olduğu ortaya çıkmıştı-, Murat Abi'nin kardeşi Doğa yanlışlıkla ses sistemini devirmişti, mahallenin kahve tayfasından Cemal Amca kendini halaya kaptırıp milletten azar işitene kadar halay çekmişti ve daha bir çok saçma ve anca bizim mahallede görebileceğiniz şey olmuştu.
Hatırladığım şeylerle gülmeye başladım. "Kız git çay suyu koy! Kıkırdak!" Diyen annem tarafından azar işiterek mutfağa girdim. Annem ben ne zaman olur olmadık yerlerde gülsem bana "Kıkırdak" derdi. Alışmıştım.
Çay suyunu koyup odama gittim ve üzerimi değiştirdim. Saçlarımı yine tepeden topuz yapıp salona geçtim. Annem salona geçtiği sırada ben yarım bıraktığım kitap olan, "Küçük Şeyler"i okumaya başladım. Annem ise tığ işi yapıyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mavisiz Mavi -𝓞𝓵𝓾𝓶 𝓜𝓮𝓵𝓮𝓴𝓵𝓮𝓻𝓲 -
Teen Fiction"Mavi, kimileri için özgürlüktür. Benim içinse, mavi beni hapis eden bir renkti..." Ben, Hazal Hancı. Ve bu da benim maviye olan düşkünlüğüm. Gelin, birlikte mavinin nasıl bir insanı mahvoluşluğa sürdüğünü öğrenelim...