(Ayaz'ın anlatımıyla...)
Abdestimi almış, namaza hazırdım. Seccadeyi alıp kıbleye doğru serdim ve namaza durdum.
Namazım bitmiş, dua etme sırası gelmişti. Ellerimi açtım ve Yaradan'a dua etmeye başladım.
"Ya Rab, Eda annemi kabir azabından koru, ona cennetten bir bahçe ver. Kızı Hazal'ın gönlündeki acıyı dindir, sesindeki yalnızlığı yok et. Amin..."
Kendimce duamı edip namazı bitirdim. Seccadeyi katlayıp yerine kaldırdım ve komodinin üzerinde duran tespihi alıp zikir çekmeye başladım. Bir yandan da salona doğru ilerliyordum.
Eğer insanın gönlünde bir daralma, huzursuzluk varsa Rabbına sığınmalı, derdi Hacı dedem. Eda Teyze'nin ölümü çok ani olmuştu, bu gönlüme bir huzursuzluk serpmişti. Ben de dedemin sözlerini hatırlayıp Rabbıma sığınmıştım.
Gönlümdeki hafiflikle zikirlerime devam ettim. Zikir çekmem bitince odama geçip dışarı çıkmak için hazırlanmaya başladım. Üzerime polo yaka siyah-mavi çizgili uzun kollu bir tişört, altıma ise siyah bir pantolon giydim ve komodinin üzerindeki parfümümü alıp iki fıs sıktım.
Saçlarımı elimle dağıttım ve kapıya doğru ilerledim. Askılıktan montumu alıp giydim ve anahtarlıktan anahtarımı alıp cebime koydum. Telefonumu ve ayakkabılarımı alıp kapıyı açtım ve ayakkabılarımı giyince kapıyı kapatıp kilitledim.
Apartmandan çıktığım gibi yüzüme çarpan soğuk hava ile montumun daha çok sarıldım.
Kahveye doğru yol almaya başladım. Bir yandanda şarkı mırıldanıyordum.
"Sen de benim kadar gerçekleri görüyorsun
Beraber olamayız, benim gibi biliyorsun
Bir başka dünyanın insanısın yavrucağım
Sen kendi dünyanın toprağında büyüyorsun..."Kahveye geldiğimde direkt içeri girdim.
"Selamın aleyküm ağalar!" Diyerek Kamil Amcaların olduğu masaya ilerlemeye başladım.
"Ve aleyküm selam." Dedi elini uzatırken Kamil Amca.
Elini öpüp yanındaki boş sandalyeye oturdum.
"Hakkı oğlum çay çek Ayaz abine!" Dedi Cemal Amca.
"Ee, oğlum. Ne yaptın bakalım görüşmeyeli?" Diye lafa girdi Kamil Amca.
"Ne olsun be amcam? Yuvarlanıp gidiyoruz işte. Siz neler yaptınız?"
"Aynı oğlum bildiğin gibi. Sıkıcı yaşlı hayatı işte."
"Senin hayatın hiç sıkıcı olur mu amcam? Senin anılarına çocuklar bayılıyor!"
"Onlar da olmasa benim anılarımı kim dinlesin zaten?"
"Ben dinlerim!" Ses arkadan gelmişti.
Arkamı döndüğümde Hazal'ı gördüm. Yüzümde istemsiz bir tebessüm oluşmuştu.
"Oy benim güzel kızım! Hangi rüzgâr attı seni buraya?"
"Seni ziyarete gelecektim. Sizin giriş katta oturan Remziye Teyze beni görünce hiç beklememi, kahvede olduğu söyledi. Ben de buraya geleyim dedim."
"İyi yapmışsın kızım. Gel, bir sandalye çek sende." Dedi Kamil Amca.
"Hakkı Hazal Ablana bir oralet!"
Bu adam herkesin damak zevkini nasıl biliyordu hâlâ anlamış değilim.
Oralet ve çaylar gelince Hazal lafa girdi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Mavisiz Mavi -𝓞𝓵𝓾𝓶 𝓜𝓮𝓵𝓮𝓴𝓵𝓮𝓻𝓲 -
Teen Fiction"Mavi, kimileri için özgürlüktür. Benim içinse, mavi beni hapis eden bir renkti..." Ben, Hazal Hancı. Ve bu da benim maviye olan düşkünlüğüm. Gelin, birlikte mavinin nasıl bir insanı mahvoluşluğa sürdüğünü öğrenelim...