Owan,Dedektif'i yalnız bırakıp ofisinden çıkmıştı.Tüm o öğrendiklerini ve konuştuklarını bir kenara bırakıp,Christopher'ın meraklı bakışlarıyla ikinci kez karşılaştı.Ona açıklama yaparak''Bir iki gün izinliyim.Dinlenmem gerektiğini söyledi.Ayrıca birkaç dosyayı inceledik.Sana da daha sonra göstericektir zaten''dedi ve merdivenlerden aşağıya inerek merkez binasından çıktı.Yüzüne düşen su damlasıyla hafiften yağmur çiselediğini anladı.
Eve doğru ilerlerken düşünceleriyle boğuşuyordu.İçinden şöyle geçirdi''Bu şey,her neyse ruhumuzu yavaş yavaş bizden alıcak.Belkide yavaş yavaş ölümümüzü izler.O evi yok etmemiz gerekiyor.Belkide kabuslarımız son bulucak.Kısa süreliğinede olsada.''
Owan ilerlerken yolunu değiştirdi.O evin önünden geçmeye cesaret edemezdi.Yolunu değiştirip evine doğru ilerlerken düşüncelerini bir kenara bırakıp yerdeki çukurda biriken su birikintisine yansıyan evini gördü.Dalgınlığıyla evine geldiğini farketmemişti bile.Evin kapısını açıp içeriye girdi.Eve girer girmez kendini koltuğun üzerine attı.Üzerindekiler yağmurdan dolayı baya ıslanmıştı.Ama göz kapaklarına daha fazla direnemeyip uykuya daldı.Bir sağa bir sola uykusunda debelenirken gözünü açtı.Uyandığında ayağa kalkıp perdeyi araladı.Hava çoktan kararmıştı.Merdivenlerden yukarı çıkıp üzerindekilerden kurtuldu.Dolaptan rahat bir şeyler alıp giyindekiten sonra kendini yatağına attı.Yarım kalan uykusunu devam ettirmek için gözlerini yeniden kapadı.
Saat gece 3.15
Owan bir sağa bir sola debelenmeye başladı.Fısıltılarla sayıklıyordu.''Sen kimsin?Benden ne istiyorsun?''diyerek ağlamaya başladı.Kabus görüyordu ve her zamanki gibi uykusunda ağlıyordu.Göz yaşları yastığı ıslatırken birden attığı çığlıkla uyandı.Yataktan sırtını kaldırıp doğruldu.Şakaklarından akan terle gözyaşları buluştu ve vücudunda süzülmeye başladı.Yavaşca komidinin üzerindeki telefona elini uzattı ve rehbere girdi.''D'' harifne geldikten sonra Dedektif Hunter'ı bulup aradı.Telefonun uzun çalışından sonra Owan tam umudunu kaybetmişti ki Dedektif''Owan??''dedi
''Bu kasabadan ayrıldığınızda yolda karşılaştığınız adam ne demişti?Eğer o evi yok edersen kabuslarımızda kısa süreliğinede olsa kurtulacığımızı mı söylemişti?Dedektif,ben artık yoruldum.Kabuslardan yoruldum.Artık ağlayarak uyanmak istemiyorum.Lütfen, bu işi şimdi halledelim.''dedi ve ardından bir hıçkırık geldi.
Dedektif cevap verdi''Owan,sen merkeze git.Gece vardiyasında olanlar var.Biri sorarsa uykunun tutmadığını,unuttuğun dosyaların olduğunu söylersin.Ben seni aradağımda binanın önündeki merkez arabalarının olduğu yere gelirsin.'' dedi ve telefonu kapattı.
Owan yataktan fırlayıp hemen dolaptan kıyafetlerini alıp giyindi.Giyinirken aralık olan odasının kapısını kapatıp kilitledi.Kabusun etkisinden daha çıkamadığı için korkuyordu.Üzerini giyindikten sonra kilitli olan kapıyı açtı.Korktuğu için kendini öne doğru atarak merdivenleri indi.Hızlıca botlarını ayaklarına geçirerek evden çıktı.Merkez yakın olduğu için bu saatte dışarda yürüyebiliyordu.O evin önünden geçmemek için yine yolunu değiştirdi.Kısa bir süre sonra merkez binasının önüne geldi.İçeri girip merdivenleri çıkarken gece vardiyasından biri merakla''Owen,sabah vardıyasında olduğunu sanıyordum''dedi.Owan hiç bozuntuya vermeden''Uyku tutmadı.Merkezde unuttuğum yetişmesi gereken dosyalar vardı,bende onları almaya geldim.''dedi.Adam ''tamam''diyip merdivenleri indi.
Owen ise kimseye farkettirmemek için rafların olduğu yerden dosyalara göz atıp bir yandanda telefonuna göz gezdiriyordu.Oyalanmak için dosyaları karıştırdı.Bu esnada cebindeki telefonun titrediğini hissedince kalbinin ritmi birden hızlandı.Raftan rasgele seçtiği dosyayı eline alarak merdivenlerden aşağıya indi.Binadan çıktıktan sonra arabaların olduğu bölüme ilerledi.Karşısında Dedektif'i görünce birden rahatladı.Arabaya bindikten sonra sessizlik hiç bozulmamştı.Owan elindeki dosyayı arabanın arka koltuğuna fırlattı.Yol boyunca gergin bir hava vardı.Eve yaklamışlardı.Dedektif arabayı durdurdu.Arabadan indiler ve Dedektif bagajdan benzin bidonunu çıkardı.Cebindeki kibritide kontrol ettikten sonra eve doğru ilerlediler.
Dedektif'in diz kapakları birden gördüğü manzara karşısında istemsizce kırılmıştı.Elindeki benzin bidonu elinden kaymıştı.Evin penceresinde karısını görmüştü.Etrafa anlamsız bakan ölü karısını.Owan'ın içi parçalanmıştı.Ama birinin sağlam kalması gerekiyordu.Owan Dedektif'in elini tutarak''Dedektif,kendinize gelin.Sizin için bu çok zor bir durum.Ama zaten ölen birini ikinci kez öldüremezsiniz.Onun bu halini görmek size daha çok eziyet ediyor.Lütfen.''dedi.
Dedektif,Owan'ın haklı olduğunu ifade edercesine başını aşağı yukarı salladı.Owan,benzin bidonunu yerden alıp kapağını açtıktan sonra evin çevresinde gezdirdi.Başladığı yere tekrar gelince durdu.Elindeki bidonu köşeye fırlatarak Dedektif'in yanına geldi.Ona bir bakış attı.''Sıra sizde Dedektif''dedi.
Dedektif Hunter,cebinden çıkardığı kibrit kutusundan üç tane kibrit alarak üçünü birden kutunun kenarına sürterek yaktı.Kibrit kutusu avuçlarından kayarak düştü.İki adım ilerleyerek ateşi yerdeki benzinin üzerine bıraktı ve tekrar iki adım geri gitti.Dedektif,karısının alevler içinde yanışını gözyaşlarıyla ikinci kez izledi.
Saat sabahın beşi gibiydi.Yavaş yavaş aydınlanan havayı siyah dumanlar kaplıyordu.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GÖLGE
RandomKadının hayatında ölümle yaşam arasındaki o ince çizgi hiçbir zaman eşit olmamıştı.Ya ölüme biraz daha yakındı ya da yaşamaya biraz daha uzak... Karanlıkta kabuslarıyla kaybolmuş çaresiz,yaşamak isteyen bir kadın. Kadının kabuslarına tanık olmuş,ona...