Hayat yerinde saymazdı ve birilerini muhakkak hiç beklemediği yerlere sürüklerdi.Önceki hayatınızda yaşadığınız duyguların aynısını yoğunlaştırıp devam edersiniz ya da ani duygu değişimlerinin kargaşasında kalırsınız.Gözlerinizi kapadığınızda,göz kapaklarınızda beliren anılarınız kalbinizin ritmini değiştirir.Kimi zaman korkular,kimi zaman anıların tazeliği.
Biriktirdiğiniz onca kelime yetersiz kaldığında onları parçalar, kendi sessizliğinizde kaybolursunuz.Kendinizi teslim ettiğiniz boşlukta korkulara,acılara,çaresizliğe yer yoktur ve siz sadece o boşlukta daha da dibe düşerken sadece ölümü beklersiniz.
Ölüm sizi bulmazsa eğer, o boşlukta artık size yer yoktur.Yavaşça düştüğünüz dipten çırpınarak çıkmak,kaçmak istersiniz.Bunu başaramadığınızda gözlerinizi bir ışık arama umuduyla aralarsınız.O an tek düşündüğünüz şey boşluktan bir an önce çıkmaktır.Gördüğünüz ışığın rengine bakmadan,ışığı kimin tuttuğuna bakmadan tutunursunuz ışığa.
Owan son zamanlarda hayatında hiç geçmeyen kelimelerle karşılaşmıştı.İntihar,hapis,ölüm,kan...
Kulağının içinde yankılanan kelimelerle cebelleşiyordu.''Tutuklusun''.
Owan'ın peşinde ölümün ta kendisi varken,zaten hayatın içinde bir hapisken, bileklerine değen kelepçelerin soğukluğunu ve ağırlığını kaldıramamıştı.İnsanların kurduğu cümlelerin ağırlığını kaldıramıyordu.Kelepçeler bileğinde ağırlaşırken ve bileklerini yavaş yavaş yerçekimine uygun bir şekilde aşağıya doğru indirirken dilediği tek şey vardı.Birisinin onu bu işkenceden kurtarmasını diliyordu.Bu taşıdığı ağırlığı bir başkasıyla taşımak istemiyordu, sadece bu ağırlığı taşırken yanında birisinin olmasını istiyordu.
Tüm bunların yaşanmışlığı beyninde izler bırakırken onu bu işkenceden kurtaran kişiye baktı.Yanında öylece oturan Dale'e şevkatli bakışlarını çevirdi.
Aklından bir çok şey geçiriyordu.Tam her şey bitti derken Dale,Owan'ı tutuklandığı yerden kaçırmıştı.Ona yardım etmiş ve peşindeki polislerden kurtulmuşlardı.Owan'ın peşinde zaten br ölüm varken ikinci bir ölümü kaldıramazdı.
Kasabada dolaşan karanlık ruh zaten Owan'ı istiyordu.Geceleri uykusunda kabuslarına giriyor onu rahat bırakmıyordu.Gölgelerden korkarken artık gölgelere sığınmıştı.
Başını Dale'in omzuna yaslayıp konuşmaya karar verdi. ''Beni neden kurtardın?''sorduğu soruya kendide şaşırmıştı.Tamam,kurtulmak istiyordu.Birisinin bir şekilde onu bu kötü anılardan uzaklaştırmasını diliyordu.Ama bu,bunu beklemiyordu.
Dale,biraz şaşırmış olsada gözlerini Owan'ın gözlerine sabitleyerek cevap verdi.''Seni gördüm Owan.Gece uyurken gördüğün kabuslarla nasıl cebelleştiğini gördüm.Daha da kötüsü yanında kimse yokken birdenbire yatakta aşağıya doğru kaydığını gördüm.Yüzündeki korkuyu,ölümü gördüm.Yaşadıklarının alışılmışlığını ve şaşkınlığını dizginleyişini gördüm.'' dedi net bir şekilde.
Dale'in her cümleyi söyleyişinde gözleri biraz daha koyulaşıyordu.Owan hıçkırıklarını tutamayarak başını Dale'in omuzundan kaldırdı.
Nefes alması zorlaşırken hıçkırıklarının arasından konuşmaya çalıştı.''Ben nasıl oldu bilmiyorum.Bu kasabaya taşınıdığımdan beri yaşamayı unuttum.Başta kabuslarıma çöken karanlık, uyandıktan sonra geçmiyordu.O karanlıkta çırpınarak karanlığı dağıtmaya çalıştım.Ama olmadı.Artık o sadece kabuslarıma girmiyor Dale.Artık o gerçek.Ne olduğunu bilmediğim,neye benzediğini bilmediğim bir varlık artık bana bir nefes uzaklıkta.''dedi ve her cümlenin sonunda hıçkırıklarını sokağın sessizliğinde yankılandırdı.
Kadının çaresizliği yüzünden okunuyordu.Ama yine de bugüne kadar bu denli güçlü kalabilmesi duvarların,karanlığın,korkuların iliklerine kadar işliyordu.Owan içini son kez çekerek kaşlarını çattı.''Sen beni,yani nasıl gördün?'' git gide çatılan kaşları alnını yeterince gerdirmişti.
Dale,aşırı duygu karmaşıklığında yolun kaybetmişti.Şu an Owan'ın hıçkırıklarını göğsünün ortasına alarak acısını unutturmak,hemde soruya cevap vermek istiyordu.Owan'ın şaşkın bakışlarına cevap vermeye yeltenerek konuştu''Merkeze ilk geldiğim günü hatırlıyor musun?Kantindeki masada yemek yerken sen birden bir şey gördüğünü sanmıştın.Ve ben o gözlerdeki korkuyu başka hiç bir yerde görmedim.Eve gittiğimde gece uyuyamadım.Seninle konuşmak istedim ama evini bilmiyordum ve açıkçası o saatte gelmem pek doğru olmazdı.Merkezin sitesinden adresini buldum.Açıkçası evlerimizin yan yana olucağını düşünmemiştim.'' derken Owan'ın gözleri şaşkınlıkla büyüyordu.
Dale ekledi.'' Evden çıktığımda evine tırmandım.Ve senin olduğunu gördüğüm odanın penceresinde öylece durdum.Gerisini biliyorsun zaten'' dedi.
Owan,bunları duymayı beklemiyordu.Aslında bekliyordu,ama kendisinede açıklayamadığı bir çok soru vardı.Şu an sadece Owan'ın sarılmak ve uyumak istiyordu.Çünkü ilk defa gözlerini kapattığında ne bir kabus görüyordu ne de korkuyordu.Zaten taşıdığı duyguların ağırlığı yetiyordu.Bir de başka duguları barındıramazdı o karanlık hayatında.Zaten istesede olmazdı.Bunu asla yapamazdı.
Çünkü biliyordu ki eğer sürekli Dale'in yanında olursa peşindeki ölüm sadece kendisini takip etmeyecekti.Owan'ı bulduğu zaman sadece tek ölüm değil iki ölüm gerçekleşebilirdi.
Ve Owan,bunu kesinlikle göze alamazdı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
GÖLGE
De TodoKadının hayatında ölümle yaşam arasındaki o ince çizgi hiçbir zaman eşit olmamıştı.Ya ölüme biraz daha yakındı ya da yaşamaya biraz daha uzak... Karanlıkta kabuslarıyla kaybolmuş çaresiz,yaşamak isteyen bir kadın. Kadının kabuslarına tanık olmuş,ona...