Arkadaşlar bu bölümde Asi neden intihara kalkıştığını anlatıyor, tetiklenecek olanlar direkt atlayabilir.
*
*
*
"Lise sondaydım." Asi burnunu çekip devam etti. Artık ağlamıyordu ama gözleri yaşlıydı hala. Alaz müdahale etmeden anlatmasını bekledi. "Okulda birisi adımı çıkardı. İşte şu kız beni seviyor da ben ona bakmam ki demiş. Hatta ortada bir mektup da vardı ben ona yazmışım güya. Çocuk okulda çok popülerdi, ben sadece isim olarak tanıyordum onu ve yemin ederim ki aşık falan değildim ona, tanımıyordum bile onu. Mektupla falan da hiçbir alakam yoktu benim."
Asi Alaz'ın gözlerinin içine baktı. "Alaz bana inanıyorsun değil mi? Ben o çocuğa aşık falan değildim gerçekten."
"Tabi ki inanıyorum Asi." Kızı kendine çekip yanaklarını okşadı. "Anlatmanı bekliyorum sadece."
Asi gözlerindeki yaşları silip yine burnunu çekti. "Kime söylediysem inandıramadım. Pislik benim hakkımda beni rahatsız ediyor ama ben sadece güzel kızlarla çıkarım demiş..." Alaz kafasını çevirip okkalı bir küfür savurdu. "Sonra mesele ailemin kulağına gitti... Sana çok baskıcı olduklarını söylemiştim değil mi?"
Alaz Asi'nin anlattıklarını dinlerken kalbinin ağrıdığını hissetti. "Beni okula göndermeme kararı aldılar... İlk başta bunu sorun etmedim hiç çünkü okuldaki günlerim korkunç geçiyordu zaten. Meseleyi öğretmenler hariç okuldaki herkes biliyordu resmen. Okulda kantine bile gidemiyordum, herkesin okuldan çıkmasını bekliyordum çıkmak için... Biliyorum kulağa saçma geliyor ve bana da şu an bakınca saçma geliyor ama kendimi o kadar iğrenç hissediyordum ki sanki herkes bana baktığında bu tipine bakmadan o çocuğa mı yürümüş bu kız diyorlar gibi hissediyordum. Hoş bunu yüzüme söylemekten de çekinmiyorlardı..." Alaz o gece bilmem kaçıncı kez küfretti.
"Bu sene bitsin, evde kalayım seneye yeni bir okula geçerim dedim, sene tekrarı yapmak zorunda kalacaktım ama sorun etmedim yeter ki o okuldan kurtulayım diye düşündüm."
Asi tekrar Alaz'ın tepkilerini görmek için duraksadı. Alaz yine bir şey demiyordu, sadece dinliyordu ve deyim yerindeyse Asi'ye alan tanıyordu.
"Ama evde her şey daha berbat oldu. Ailem sürekli başımıza bela açtın, bir de senle uğraşıyoruz dediler hep. Zaten aramı hiçbir zaman iyi değildi... Ben doğduğumda bizimkiler çok gençmiş, muhtemelen benim yüzümden gençliklerini yaşayamamışlardı, ben olduğum için yani. Bana şiddet uygulamadılar demiştim ya sana, o doğruydu ama daha kötüsünü yaşadım resmen. Kendilerini rezil ettiğimi söylüyorlardı hep, benden nefret ettiklerini ve iğrenç bir kız olduğumu söylüyorlardı."
"Yok olmak istedim Alaz. Sanki ben ölsem, yok olup gitsem hiç kimsenin hiçbir problemi kalmaz gibi geliyordu. Nasıl yapsam diye düşündüm... Hap içsem midemi yıkarlar ölmem dedim. Kendimi asmayı düşündüm beceremem diye korktum. Son olarak bileklerimi kesmeye karar verdim, kan kaybından ölürüm olur biter dedim. Banyoya kilitledim kendimi, bizimkiler beni merak edip bakmazlardı zaten..."
Asi kafasını kaldırıp Alaz'a bakınca oğlanın gözünden bir damla yaş sürüldüğünü gördü. Alaz Asi'nin fark etmesiyle hemen sildi gözündeki yaşı.
"Alaz yemin ederim ki amacım ilgi çekmek değildi, dediğim gibi yok olmak istiyordum sadece. Koca dünyada beni seven bir tane bile insan yoktu..."
Alaz ben varım demek istedi, ama sırası değildi şu an.
"Babam üstüne çay dökmüş o akşam, o şekilde fark etmişler uzun süredir banyoda olduğumu. Gözümü açtığımda hastanedeydim ve çok şaşırmıştım ölmememe. Fark etmezler ölür giderim diye düşünmüştüm... Psikiyatriye falan sevk ettiler beni. Konuştuğum tek insan o kadındı zaten. Mesele bu kadar büyüyünce okuldaki öğretmenler de duymuş artık. O çocuğa uzaklaştırma verdiler. Çocuk bir gün ailesiyle beni görmeye geldi hastaneye, sadece şaka yapmak istemiş, meselenin bu kadar büyüyeceğini düşünmemiş... Özür diledi. Vicdan azabını dindirmek için mi diledi gerçekten çok mu pişmandı ve içten bir özür müydü bilmiyorum ama siktirip gitmesini söyledim.''
''Bir süre ailem de üstüme gelmemeye başladı. Bana hala sevgi göstermiyorlardı ama ölmemden de korkmuşlardı sanırım. Diğer okul yılında başka bir okula geçtim. Yine kimseyle arkadaş olmadım ve aynı şeyler yine başıma gelir diye çok korkuyordum, sadece derslerime odaklandım o yüzden. Olaysız bitti o sene. Liseden mezun olunca ailem bir de üniversite mi okuyacaksın dediler ve o an onlardan kopmam gerektiğini anladım çünkü birbirimize hiçbir faydamız yoktu Alaz, onların sevgisizliği yüzünden canımdan olacaktım resmen, hayatımda olmasalar da olurdu yani, ki oluyor da... Alaz biliyor musun ben hayatımda hiç yalan söylemedim." Alaz bir an için alakayı kuramayarak kızın gözlerine sorarcasına baktı. "Çünkü ben bir yalan yüzünden canımdan oluyordum, mecbur kalsam bile hiçbir koşulda yalan söylememem gerekiyordu."
"Alaz ben çok korktum... Sen de beni sevmezsin diye o kadar korktum ki o yüzden karşına çıkamadım işte. Ailem bile beni sevmezken, tanımadığım bir çocuk benim hakkımda ben ona bakmam ki derken, çevremdeki herkes benim ne kadar çirkin olduğumu düşünürken sen de aynı şekilde düşünürsün sandım. Kendimi yeni toparlamışken bir kere daha istenmemeyi kaldıramazdım artık."
Alaz Asi'yi kendine çekip sımsıkı sarıldı. Asi daha çok ağlamaya başlamıştı ve Alaz için artık müdahale etme zamanı gelmişti, Asi'ye düşüncelerinin yersiz olduğunu, kendisini ne kadar sevdiğini söylemenin vakti gelmişti artık.
"Asi ben sana çok aşığım... Seninle mesajlaşırken bile sana aşıktım zaten ama seni gördüğüm an tam emin oldum buna. Seni o kadar seviyorum ki bambaşka ihtimallerde bile tanışsak bırak seni beğenmemeyi yine sana çok aşık olurdum. Kütüphanede yanına oturup sana baksam yine aşık olurdum. Bir mekanda arkadaşlarınla eğlenirken görsem seni yine aşık olurdum. Bir yerde karşılaşıp kavga etsek yine aşık olurdum... Şimdiye kadar kimsenin seni sevmemiş olması bir kriter değil ki benim için, ben seni tüm o sevgisizlikleri unutturacak kadar çok sevebilirim zaten."
Asi yine nefesi kesilircesine ağlıyordu ama Alaz bu sefer mutsuzluktan değil duygusallıktan ağladığının farkındaydı. Yatağının yanındaki çekmecenin üzerinde duran peçete kutusundan birkaç peçete aldı ve kızın gözyaşlarını sildi. O sildikçe Asi tekrar ağlamadı.
"Ama bana söz vermeni istiyorum." Asi sorarcasına gözlerine baktı. "Bir daha böyle ağlamak yok. Birlikte bir dram filmi izlersek ve çok duygulanırsan belki. Ama o da belki." Asi'nin dudaklarından minik bir kıkırtı döküldü.
"Alaz."
"Söyle bitanem."
Asi kollarını Alaz'ın boynuna doladı. "Ben de sana çok aşığım." Sonra aylardır ikisinin de çok istediği şeyi yaptı. Dudaklarını hiç tereddüt etmeden Alaz'ın dudaklarına bastırdı ve Alaz da son derece istekle karşılık verdi ona.
Bütün gece biraz öpüştüler, biraz konuştular, biraz gülüştüler ve biraz da sonuna kadar gitmeden birbirlerine dokundular. Asi o gece bir daha hiç ağlamadı çünkü hep güzel şeylerden konuştular. Artık ağlamasına gerek yoktu, her şey yolundaydı.
İyi ki o gece babası üzerine çay dökmüştü ve banyoya gelip onu bulmuştu. İyi ki o gece ölmemişti. İyi ki Alaz mesajına cevap vermeyince ona mesaj atmaya devam etmişti ve en önemlisi iyi ki birbirlerine aşık olmuşlardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
message in a bottle | aslaz texting
Teen FictionAsi, Alaz Soysalan'ı beğenir ve instagramdan mesaj atar ama Alaz mesajını görmez bile. Asi de dm kutusunu not defteri olarak kullanmaya başlar ama bir gün Alaz bu mesajları görür ve cevap verir.
