14

220 32 4
                                        

sizinle yorumlasmayi cok ozledim 😔😔
okul asiri yoruyo beni sizin nasill
☀️

sunoo yorgunlukla kendini yatağa attığında annesi arkasından odaya girmişti.

"bu ne halin ne yatağa niye okul kıyafetinle yataktasın?"

"anne sence neden? saatlerdir dersteyim."

"senin iyiliğin için bu biliyorsun."

sunoo'nun bir şey demeyeceğini anlayınca "hadi kıyafetlerini değiştir ve yemeğe gel." diyip odadan çıkmıştı kadın. sunoo oflayıp elde olmadan annesini dinleyerek giyinip aşağıya inmişti.

sunoo tek pilav kasesi görünce şaşırarak annesine bakmıştı.

"neden tek kase var?"

"ben hazırlanıp yemeğe çıkacağım çünkü. inanabiliyor musun sunoo liseden en yakın arkadaşım sonunda kore'ye dönmüş."

"minnie'nin babası mı?"

"evettt. onlarla buluşacağım işte."

"onlarla?"

"lise buluşması yapalım dedik. jay'in ve yunjin'in annesi shuhua'nın ve eunchae'nin babası gelecek."

"soojin'in anne ve babası da gelecek mi?"

"evet onlar da olacak. sunghoon ve soojin'i beraber evde bırakmanın ne kadar doğru karar olup olmadığını sorguluyorlardı ama yapacak bir şey yok. milli takım seçmelerinden sonra geri dönecek minnie'nin babası."

sunghoon'un anneleri vardı ama beş yıl önce bir trafik kazasında öldüklerinden beri soojin ve ailesiyle beraber yaşıyordu. şehir dışında yaşayan amcasının yanına kendisi istese dahi biz bırakmazdık zaten.

"minnie gelmiş mi?"

"sence gelebilir mi? diğer babası asla bırakmaz minnie'yi o işlerinden dolayı gelememiş. zaten okulu da yeni başladı."

kafamı sallayıp masaya oturduğumda annem son olarak küpelerini takıp parfüm sıkmıştı.

"iyi eğlenceler! içki içersen şoför çağırmayı unutma!"

"tamamdır sunoo-shi unutmam." göz kırpıp el salladığında elde olmadan mutlu olmuştum. onların yanında kendini buluyor gibiydi. annemin yanında kendini bulduğu gibi.

biraz yemek yiyip odama çıktığımda masamdaki çantama bakmıştım. bugün şansıma kore dili hocam ödev vermemişti.

bence o sinir hoca bile annemin yaptıklarını abartı buluyordu.

bu düşünceme gülerek matematik kitabımı masama bırakıp çantamı yere fırlattığımda annem gelmeden çantayı yerine koymam gerektiğini bi kenarıya yazmıştım.

ders çalışarak geçirdiğim bir saatin sonrasında camdan tıkırtılar gelmişti.

cama baktığımda riki ellerini ceplerine koymuş cama bakıyordu.

beni görmesiyle yüzündeki gülümseme büyümüş ve elini cebinden çıkarıp el sallamıştı.

elde olmadan gülerek "delirdin mi? napıyorsun burada ya annem görseydi?" demiştim.

"annen görmesin diye cama taş atıyorum zaten sunoo. yoksa kapı diye bir şey icat edildi."

cevabı kahkaha atmamı sağlarken kollarımı önümde birleştirmiş "tamam da annem yok zaten." diyerek gülmeye devam etmiştim.

en daraldığım anda gelip hiçbir şey yapmasa bile beni mutlu etmeyi başarıyordu.

"süper o zaman hadi aşağıya in ve dondurma yemeye gidelim."

"ama çok dersim var."

"on beş dakikaya geri döneriz zaten merak etme."

onun bu cümlesine kafamı sallayıp ceketimi ve anahtarımı alıp aşağıya inmiştim. 

indiğim gibi "hadi gidelim." diyip omuzlarımdan tutup beni ilerlettiğinde ben de kendimi ona bırakmıştım.

"ders çalışıyordun değil mi?"

"evet. bir saat falan oldu herhalde. annem arkadaşlarıyla yemeğe çıktı o çıktığında başladım gibi bir şey. asıl sen napıyorsun?"

"çocuklarla biraz basketbol oynadık. jay ve sunghoon da vardı bu sefer. onlar arkadaşlarımı çaldığı için ben de onların arkadaşını çalmalıyım diye düşündüm."

gülerek "iyi düşünmüşsünüz riki-shi" dediğimde beni en sevdiğim dondurmacıya sokmuştu.

"burası benim favorim. çok güzel dondurmaları var."

"gerçekten mi? benim de en sevdiğim."

"herhalde nane çikolatalı yiyeceksin değil mi?"

"hmhm."

en sevdiğim aroma olduğunu bir gün kantindeyken öğrenmişti ve birkaç kez sırama nane çikolatalı gofret koymuştu.

onu beklerken o da elindeki kaplardan birini bana vermişti.

yolda dondurmalarımızı yiyerek sessizce yürürken eve geldiğimizde bana dönmüştü.

"aslında seninle bir şey konuşmaya gelmiştim."

merakla ona baktığımda o ise gergince yerinde sallanmaya başlamıştı.

"sorun yok değil mi?"

"hayır sorun yok ama gerginim."

"o zaman bizim bahçeye geçelim mi? orada daha rahat konuşuruz?"

bu teklifime kafa sallayarak benim içeri girmemi beklemiş ve arkamdan gelmişti.

gülümseyerek ona baktığımda o da gülümsemişti.

"senden hoşlandığımı biliyorsun zaten..."

bu konuşmanın nereye gideceğini biliyordum ama onun devam etmesini beklemiştim.

"...seni kaybetmek istemiyorum. bu yüzden sana açıldığımda öylesine tatlı tepkilerinin olacağını tahmin bile edemezdim. en kötü reddedilirim diyordum ama şu an boş olduğumuz her an beraberiz. ben artık bu anları seninle sevgili olarak geçirmek istiyorum. şu an sınav yılındasın senin için ne kadar önemli olduğunu da biliyorum. eğer hayallerinin, emeklerinin önüne geçeceğini düşünüyorsan beni reddedebilirsin ama biraz düşün olur mu?"

gözlerim dolduğunda aklımdan geçen tek şey şu an bile beni düşünüyor oluşuydu.

"senden hoşlanıyorum riki-shi."

"ben de seni seviyorum sunoo-shi."

ona sarıldığımda o da kollarını bana sarmıştı.

"bu kabul ettiğini gösteriyor değil mi?"

"tam bi salaksın. hem ilişkimiz senin de önüne geçebilir niye sadece beni düşünüyorsun ki?"

bu cümleme kahkaha atıp benden ayrıldığında sağ yanağımdan akan yaşı silmişti.

"çok sulu gözsün."

"sen de en beklemediğim anlarda hep böyle adımlar atıyorsun."

sanki bi zafer kazanmış gibi gülümsediğinde bu sefer beklenmedik şeyi ben yapmak istemiştim.

dudağına küçük de olsa bir öpücük bırakmıştım.

cheer leader, sunki✓Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin