22

1.2K 87 30
                                        

Kim Taehyung kendi çabalarıyla keşfettiği mufakta, buzdolabını karıştırıyor, telefonundan açtığı şarkıyla kendisine atıştırmak için birşeyler hazırlıyordu.

Jungkook'un okula gitmesiyle kendisi onun yatağında olan tatlı uykusuna devam etmiş, bir süre sonra uyanarak duş almış ve üzerine bir iç çamaşırı ve Jungkook'un uzun gömleklerinden birini geçirmişti yalnızca.

Büyük olanın kokusunu solumak hoşuna gidiyordu.

Telefondan yükselen melodiye dudaklarıyla eşlik ederken bulduğu marulla beraber kendine bir salata hazırlamaya karar vermişti.

Çekmecelerin birinden de konserve ton balığı bulduğunda midesi bu fikri beğenmiş gibi guruldamıştı.

Salatanın içine konserveyi de boşalttıktan sonra telefonunu alarak masanın üzerindeki tuzluğa dayamış ve izlemekte olduğu diziyi açarak salatasını yemeye başlamıştı.

Yalnızca birkaç dakika sonra kapının zilini işitmesiyle pır pır eden kalbiyle oturduğu yerden ayaklandı.
Jungkook mu gelmişti?
Neden zile basmıştı, anahtarı yok muydu?

Kapı deliğinden baktığında kendi yaşlarında kumral saçlı bir kız gördü. Elinde bir tabak tutuyordu ve gördüğü kadarıyla içinde kurabiyeler vardı.

Çattığı kaşlarıyla kapıya bakakaldı. O sırada zilin tekrar çalmasıyla kapıyı aralamaya karar verdi.

Kapıyı açmasıyla karşısındaki kızla göz göze geldi. Lakin kızın gözlerinde gördüğü hayal kırıklığını kavradığında, damarlarında dolaştı kıskançlık kırıntıları.

Belli ki Jungkook'u bekliyordu.

Kızın şaşkın bakışları Taehyung'un üzerinde dolaştı, nemli saçları ve Jungkook'a ait olduğu belli olan gömlekte oyalandı.

"Ben Jungkook'a bakmıştım da..."

Diye geveleyiverdi ağzının içinde.

Taehyung samimi olmayan bir gülümseme yerleştirdi dudakları arasına. Bu adamın aşıkları hiç bitmeyecek miydi? Niye etrafında ona hayran olan bu kadar insan vardı? Keşke biraz daha çirkin olsaydı aşık olduğu beden.

"Ah merhaba, Jungkookie'nin dersi vardı da, az önce çıktı."

"O halde daha sonra geleyim ben."

Geriye doğru adımlamak üzere olan kıza doğru uzandı.
"Olur mu canım, o kadar uğraşıp kurabiye getirmişsin. Soğuyup da ziyan olmasın, ben yerim."

Yüzündeki kocaman gülümseme eşliğinde kızın elindeki kurabiye tabağını kapıverdi saniyeler içinde.

"Ben onları Jungkook'a yapmıştım ama!"
Deyiverdi genç kadın.

Taehyung ise oracıkta cinnet geçirmemek için kendini zorluyordu. Sinirden patlamak üzereydi.

"Üzülme ben senin yerine daha güzelini yaparım sonra."

Karşısındaki kız kızarıp bozarırken Yüzündeki gülümsemeyi düşürmedi Taehyung.

Tam o sırada yardıma gelmiş gibi tıkırdayan pati seslerini duydu. Hemen ardından kapının yanından burnunu çıkaran bir doberman göründü.

Zihnine doluşan hinliklerle beraber daha çok sırıttı genç adam. Dizinin üzerine kadar gelen büyük köpeğe eğilerek eliyle başını okşadı.

"Babacım! Jungkook babişko sana mama vermeden mi işe gitti yoksa?"

Genç doberman, onaylarcasına havladı iki kez. Bu yabancının üzerindeki sahibinin kokusundan mıdır bilinmez, hiç yadırgamadı evdeki yeni yüzü.

ConfusionHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin