24

394 44 1
                                        

Siyah saçlı genç adam işlerini bitirmiş, epey yorulmuştu. Okul, kağıt ve belge işleriyle ilgilenmek onu yoruyordu epey.

Kıvırcık saçlı oğlan ise yatakta çoktan uyuyakalmıştı.

Jungkook hala daha onun Kim Taehyung olduğuna inanamıyordu, zihninde görüntüler kopuyor, anılar birleşiyordu.

Bir sahnede kendisine sakso çeken sıcak bir nefes, diğerinde ise bir çiçeğin üzerine konan kelebekle 'bak arka bahçede pembe bir çicek var o daha guzel git ona kon bence' diyerek sohbet eden masum sesli Taehyung vardı.

Gülerek başını iki yana salladı ve çalışma masasından kalkıp yatak odasına ilerledi.

Kapıyı yavaşca itekledi ve loş ışıkta uyuyan esmer tenli çocuğu izledi.
Dudakları hafif aralık, kirpikleri düzgün bir biçimde ince ince dizilmişti göz kapaklarına.

Yastığın hemen yanında duran telefonu, arkadaşlarından gelen mesajlarla durmadan titriyor, bu da Jungkook'a gencin telefonla konuşurken uyuyakaldığı düşüncesini doğuruyordu.

Aydınlanan telefon ekranına gözü iliştiğinde, yine okulundaki öğrencilerden biri olan Park Jimin ile Taehyung'un samimi bir biçimde çekilmiş bir fotoğraflarını gördü ekranda.

Taehyung'un en yakın arkadaşı olmalı, diye düşündü.

Telefonu alıp masanın üzerine bıraktıktan sonra, kıvırcık saçlı gencin yanına uzandı kendisi de.

Artık biraz daha karmaşık bir dönem, kendilerini bekliyordu.

~~~

"Taehyung... Taehyung"

Taehyung mırıldanarak yatakta döndü ve üzerindeki örtüye daha sıkı sarındı.

"Kalk bakalım uykucu, okula geç kalacaksın!"

Taehyung etrafindaki olayları anlamaya çalışır bir şekilde başını kaldırıp gözlerini kırpıştırdı.

Gömlek düğmelerini ilikleyen bir adet Jeon Jungkook görmesi ise, kaderin bir cilvesi miydi?

"Jungkook?"

Jungkook gülümseyerek öksürdü hafifçe.
"Bay Jeon lütfen, okula gidiyoruz unutma."
Diyerek minik bir göz kırptı.

Bu Taehyung'un içindeki minik kelebekleri ortaya çıkarırken hemen yataktan kalkarak yüzünü yıkamak için banyoya girdi.

Normalde hazırlandığından çok daha kısa bir sürede hazırlanıp soluğu aynada kravat bağlayan Jungkook'un yanında aldı.

Elleri kravata uzandı ve kemikli parmaklarıyla kumaşı tutarken, parlak gözleri, karşısındaki ceylan gözlerle kesişti.

"Size de günaydınlar Bay Jeon! Bugün de çok hoş görünüyorsunuz efendim."
Dedi hafif bir gülümsemeyle.

Jungkook ise geri adım atmadı, aynı gülümseme ile cevap verdi.
"Şu sıralar nişan atma işiyle meşgulüm, sanırım biraz rahatlamanın eşiğindeyim."

"Sizin adınıza sevindim."
Dedi şımarık bir edayla dudak büzerek.
"Eminim sonlandırılan nişanın hemen ardında sizi daha mutlu edecek bir hayat bekliyor Bay Jeon."

"Sizce öyle midr Bay Kim?"

Kravatı güzelce düzeltip üzerinde toz varmış gibi silkeledi Taehyung. Ardından birkaç adım geri çekildi ve Jungkook'un yüzüne bakarak gülümsedi.

"Hiç şüphesiz efendim, bazen bilinmeyen, sizi her şeyden daha mutlu edebilir."

Jungkook'un da ona minik bir gülumseme vermesiyle beraber evden ayrıldılar.

ConfusionHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin