kaos sevmeme rağmen peş peşe çok uzun süre kavga ettiler bıktım artık tensel tansiyonun ve özlemin vaktidir efendiler!
oy vermeyi ve bol bol yorum yapmayı unutmayınn
🌓
Güneş şehrin üzerine canlı bir kızıllıkla çökerken Taehyung hayatının en huzursuz uykusundan, midesinde hissettiği o tanıdık ama bir o kadar yabancı kıpırtıyla uyandı. Elini istemsizce karnına götürdü ve dudaklarını dişledi. O geceden beri kalbi öyle hızlı atıyordu ki, yüzünü olabildiğince uzun bir süre görmeyeceğini düşündüğü adamı kapıyı açıp da tam karşısında gördüğünde ne hissedeceğini şaşırmıştı.
Özlüyordu, seviyordu, canı yanıyordu ve nefret ediyordu. Bu kadar ikircikli hissetmek o kadar yorucuydu ki, onu uykusundan uyandıran kıpırtının sebebi olan minik sırrının hareketleri basit kalıyordu.
Omega yavaşça sırtını doğrulttu ve ayaklarını sarkıttı yataktan, yatak ne kadar pahalı ve uğraşılmış da olsa hamileliği gittikçe zorlayıcı oluyordu ve uyku süresi azalıyor, rahat nefes alıp uyuyabildiği anlar gittikçe kısalıyordu.
Zaten uyuyamayacağını bilerek ayaklandı ve gün geçtikçe kalbinin ısındığı minik sırrına koydu elini, hisseder miydi bilmiyordu ancak yavaşça başını okşar gibi okşadı.
'' Bana uyku bile uyutmuyorsun, '' dedi hafif tripli bir şekilde ama istemsizce tebessüm ederken, '' senin keyfin yerinde mi bari, öyle olması lazım da çünkü... Sen de kötü hissediyorsan uykusuzluklarım değmemiş olur, o zaman sinirlenirim bak. ''
Omega bir yandan söylenerek bir yandan nasihat verir gibi tavır takınarak merdivenleri tek tek adımlarla indi, güneş açık olan tek camdan içeri doğru süzmüş ve evi omeganın içinde uzun süre ilk kez huzurlu hissettiren bir renge bürümüştü. Dışarıdan içeri giren sabah esintisi de beraberinde çiçek ve çim kokusunu omeganın burnuna doldurduğunda Taehyung hevesle dışarı doğru yöneldi.
Kötü günleri, kötü anları, ona kötü gelen herkesi ardında bırakabilecek cesarete ve mentale sahip olabilirdi. Eskiden nasıl baş ediyorsa, yalnızken dahi, aynı şekilde baş edebilirdi. Dışarı çıkmadan önce, işe gitmeden önce ona her sabah bulantılara iyi geldiğini söyleyerek zencefil çayı hazırlayan Jimin'in tezgaha bıraktığı kupayı aldı. Tadına düşkün değildi ancak gerçekten hafifleten bir etkisi vardı bu yüzden seve seve olmasa da içecekti.
Kapıyı açıp dışarı çıktı ve terliklerini giymeden verandadan inerek çimenlere yürüdü, tüm kötü enerjisini almasını umarak toprağa oturmak üzereydi ki hemen yanındaki villanın bahçesindeki hareketlilik dikkatini çekti.
İki gündür boş olan, emlakçıların önünde gezindiği evin bahçesindeki silüeti gördüğünde kısık gözleri kocaman oldu: Jeon Jungkook Moretti. Sanki orası yeni krallığıymış gibi bir rahatlıkla üzerinde sadece siyah bir eşofman altıyla, elinde kahvesiyle dikiliyordu. Gözleri doğrudan Taehyung'a kilitlenmişti.
" Daha neler... '' dedi omega şokla, '' Bu kadarı da fazla ama! " diye sinirle inledi sesi gittikçe yükselirken. İçine dolan huzurun yerini yine o lanet heyecan alırken sakinleştiren, yatıştıran zencefilli çay bir halta yaramamaya başladı. Kalbi, bir kuşun kanat çırpışları gibi göğüs kafesine çarpıyordu ve midesi allak bullak hissettiriyordu.
Jungkook gitmemişti. Aksine, bir gölge gibi tam yanına yerleşmişti. Hemen solundaki evi satın almıştı ve yeni komşusuydu.
Taehyung içeri girip girmeme arasında kaldı, orada durmak çok zordu, alfanın onu izlediğini bile bile orada hiçbir şey olmuyormuş gibi dikilmek özellikle de hamileyken sahip olduğu hassaslıkla imkansıza yakındı. Ancak dönüp sırtını gitmek hala daha canının yandığının bir kanıtı olurdu, üstelik daha iki gün önce Mingyu ile bir ilişiği varmış gibi davranmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MARRIAGE GAME
Fanfictionİtalyan mafyasının en güçlü ailesinin oğluyla evlenen Taehyung, hakkında hiçbir fikri olmadığı yeni "kocasına" hayatı dar etmeye yemin etmiştir. GAME Serisi #1 love-hate relationship! forced marriage omegaverse au mafia
