S2 - Yara

847 124 57
                                        

ilk sezonun finalinde ikinci sezonda ne görmek istersiniz diye sormuştum en çok aklıma yatan yorumu bu bölümü yazarken kullandım bakalım sevecek misiniz

🌓

Boşanmak için uğraştığı kocasının bir itirafmış gibi dudaklarından dökülen o sözlerden sonra üç gün geçmişti. Kulağa absürt gelebilirdi, zaten evli olduğu adamın ona seni seviyorum demesi ne kadar farklı hissetirebilirdi ki? Ama o iki kelam yüzüne fısıldanırken öyle farklı hissettirmişti ki... Jungkook ile yollarını ayırıp, Kore'ye kaçarcasına döndüğü günden bu yana yüreğinde hissettiği sızı, hayal kırıklığı tam o an biraz yumuşamış ve daha az can yakar hale gelmişti. Karnındaki ufaklıktan kaynaklı olduğuna inandığı, kendisini onun kollarına bırakma ve her şeyi ile teslim olma arzusu ise daha da artmıştı. Ancak bir diğer yanıysa ona çok da uzak olmayan geçmişi hatırlatıyordu. Yaklaşık dört ay öncesinde İtalya'da, o şaşalı Moretti malikanesinde yaşananlar bir kabustan beterdi.

Taehyung, gözlerini yumup derin bir nefes aldı. O gün Jungkook'un kuzenine söyledikleri, yaptığı planda omeganın sahip olduğu aşağılık yer, bir oyundan ibaret olan evililiğin ardındaki gerçek planı... Hatırladıkça hiç eskimeyen o aynı acı burnunun ucunu sızlatıyordu, işte o zaman yüreğindeki sızının yumuşaması da anlamını yitirmeye başlıyordu.

Omega o günün gecesi yatakta uyku tutmazken kendine karşı dürüst ve cesur davrandığı kısa bir ana sahip olmuştu, gerçekten de Jungkook'u affetmeye hazır olup olmadığını, bir gün onu gerçekten affedip affedemeyeceğini cevaplamayı denemişti. Kendisine her iki cevap içinde sebepler sunabiliyordu. Alfayı affedebilecek gibi hissettiği anları hatırlıyordu, ama hemen sonrasında onu affedemeyeceğini anladığı ve nasıl aşacağını bir türlü bilemediği, bunun için saatlerce ağladığı anları hatırlıyordu peşine. Jungkook onda öyle derin bir yara açmıştı ki yara bantları yetiştiremiyordu omega, kanamayı hiç bırakmıyordu kalbi.

Dar geliyordu bu ev ona, ya da sorun evde bile değil ondaydı. Dört duvardan kurtulsa bile duyguları kafes olacaktı ona. Bir aşk masalında olduğunu zannettiği günler gitmiş de bir lanete yakalanmış gibi hissettiği günler gelmişti.

Parmakları sürekli kuruyan ağzını ıslatmak için aldığı bardağın etrafında o kadar sıkı dolanmıştı ki eklemleri bembeyaz kesilmişti. İçindeki omega huzursuzdu bugün, bir yanı o burnunun ucuna konulan yumuşak busenin hayaliyle sarsılıyor diğer yanı ise geçmişin kanlı izlerinin ağırlığı altında ezilip gitmekten korkuyordu.

Zihni baş edemediği bir ikilemle savaşırken mutfağın arka bahçeye açılan kapısının tıklatılması ile başını o yöne çevirdi omega. Aklından bir türlü çıkmayan alfayı kapıda dikilirken gördüğündeyse dondu kaldı bir an için. Saniyeler sonra kaşları çatılırken " Ne işin var burada? " diye sordu huysuzca kapının ardından. Alfa elindeki paketi kaldırırken kapıyı işaret ettiğindeyse " Açık, ittir de gir  " diye cevapladı.

Jungkook kulpu indirip, o tanıdık feromonlarını yaymakta hiç de sorun görmeyerek içeri adımlarken " Kapını kitli tutmuyor musun tüy yumağı? " diye sordu. Paketi tezgaha bırakırken " Ya bir başkası olsaydı? " diye sorduğundaysa uzunca bir süre cevap vermeyen omegaya döndü başı farkındalıkla.

" Sorun ne? " dedi omeganın ters bakışlarındaki sorunu fark ettiğinde. " Bir şey mi oldu? "

Taehyung, tezgahın öbür ucunda öylece dikilirken gözlerini alfadan bir an olsun ayırmıyordu.

" Böyle devam mı edecek? "

Ansızın sorduğu soruyla alfa afalladı.

" Ne böyle mi devam edecek, tüy yumağı? "

MARRIAGE GAME  Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin