S2 - Kayıp

510 114 85
                                        

🌓

Alfanın göz bebekleri Taehyung'un yanından bir hayalet gibi geçip gidişiyle sarsıldı. Kulaklarında yankılanan tek şey omegasının bir cam kırığı kadar keskin son cümlesiydi.

" Yarım kalan hikayenizi... "

Alfa anlam veremediği ama canını sıkan bu sözün sebebini hemen ardından yükselen o yabancı sesle anlayacaktı.

" Geldin mi sevgilim? "

Kulaklarına dolan sesle Jungkook'un zihnindeki tüm şarteller adeta aynı anda indi. Ses tanıdıktı, eski ve tanıdık. Ancak iyi deneyimler ve güzel anılar barındırmıyordu. İçindeki alfa omeganın sarsak adımlarla kapıdan çıkıp gitmesine karşın bir endişe ile kıvranıyordu ancak bu endişeden de öte bir his damarlarında akan kanı ele geçirmişti. Geçmişten gelen bir öfke. Derin ve kanlıydı.

Taehyung ile geride bıraktığını ve yalanlarla kurulu o evlilik gibi enkazın altında kaldığını düşündüğü, eski karanlık dünyasına ait öfkesinin tekrar gün yüzüne çıkması sadece birkaç saniye sürdü. Adımları merdivenleri üçer beşer tırmanırken yüzündeki endişeli koca ifadesi tamamen silinmiş ve yerini gözü dönmüş bir canavarınkine bırakmıştı.

Yarı aralık kapıyı tek bir tekmeyle duvara çarpıp sökerken içeriden cılız bir çığlık yükseldi. Salona daldığında Callisto'nun, omegası için hazırladığı koltukta, bacak bacak üstüne atmış bir halde oturduğunu gördü. Şaşkınlıkla açılan gözleri alfayı görünce, öfkeli ifadesini algılayamamış olacak ki, neşeyle kısıldı ve görenlerin büyülenip kaldığı porselen yüzüne yapmacık bir gülümseme yerleştirerek ayağa kalktı.

" Jungkook! Sonunda gelebildin canım, burası o kadar zevksiz ve- "

Oğlanın gözlerini devirerek kurduğu cümlesi daha tamamlanamadan yarıda kesildi. Jungkook aralarındaki mesafeyi saniyeler içinde kapatıp tek bir hamlede Callisto'nun boğazına yapışmıştı. Parmakları omeganın boynunu sıkarken onu arkasındaki duvara fırlatır gibi çarptı. Duvardaki çerçeveler sarsılarak yere düşüp darmadağın olurken salonda ilk olarak Callisto'nun boğulma hissiyle çıkardığı o tiz nefes hırıltısı yankılandı.

" Sen... " dedi Jungkook, sesi cehennemin dibinden geliyormuş gibi boğuk, hırıltılı ve ölümcüldü. " Sen hangi hakla benim evime gelirsin? Ne cüretle benim omegama dokunursun?! "

Oğlanın cevher yeşili gözleri korkuyla irilddi, elleriyle Jungkook'un çelik gibi sertleşmiş bileğini kaldırmaya çalıştı ama nafileydi.

" J-Jungkook... "

Zorlukla konuşabilen oğlan boğazına mengene gibi yapışan ellere geçirdi tırnaklarını, " Bırak... Ailen..." diye inledi.

Alfa öfkeyle hırlayıp parmakları arasındaki bedeni daha sert bastırdı duvara.

" Ailem? " dedi bir kaşı havalanırken.

Callisto'nun İtalya'daki insanları kast ettiğini biliyor ve onlara aile gözüyle bakmıyordu.

" Benim tek ailem Taehyung ve karnındaki çocuğum. Sen kimi kastediyorsun? "

Oğlan, alfanın onu dinlemeyeceğini anladığında çırpınmaya başladı. Gözleri yaşlarla doluydu. Sonunda Jungkook, Callisto'yu bir paçavra gibi yere fırlattı. Omega mermer zeminin üzerine acıyla kapaklanırken öksürük krizine girdi, boğazı parçalanıyor gibi öksürüyordu.

Ancak kibirli duruşunu hala korumak istediğini çok geçmeden belli etti. Yerde doğrulurken " O paspal omega için mi beni bu hale getirdin? " diye çığırdı Callisto. " Ailen senin yanında beni görmek istiyor, onu değil! Buraya kadar bu saçmalık için gelmedim ben! "

MARRIAGE GAME  Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin