S2 - Son Aht

351 100 52
                                        

şükürler olsun yayımlayabildimmm 🤧
beklediğinize değecek bir yb oldu ama yorumlarda buluşalımmm 🙌🏻

( yaklaşık üç dört kez gözden geçirdim ama o kadar yorgunum ki yazım hataları varsa kusura bakmayın 🤍 )

🌓

Taehyung yan bahçedeki evinin salonunda, elinde iki gün önce Jimin vasıtasıyla hazırlattığı ve imzaladığı boşanma evraklarıyla dikiliyordu. Kağıtların parmakları arasındaki hışırtısı ölüm sessizliği içindeki odada bir kemiğin kırılma sesini andırıyordu.

Hormonları hala karnındaki ortak canla birlikte dalgalanıyor, onu birkaç gün önce aldığı karardan bir saniye sonrasında pişman edecek kadar hırpalıyordu. Ama o gece Jungkook'un gözlerinin içine bakarak kurduğu cümle zihnine bir mühür gibi kazınmıştı:
" Onu her şeye rağmen bu dünyadan ve bu dünyaya ait her şeyden koruyacağım! "

Taehyung kucağındaki peluş tavşana son bir kez bakıp koltuğun üzerine bıraktı. Bu kağıtları Jungkook'un eline tutuşturmalı, onun dünyası ile olan son resmi bağı da koparıp atmalıydı. O gece anlamıştı ki, Jungkook'un yanına yakışmaması bir yana insan geçmişini öylece bırakıp gidemiyordu. Alfa aylar önce gözünü karartıp Kore'ye gelmiş olsa dahi geride bıraktığı insanlar ve mazi peşinden gelmişti.

Boşanır ve eğer ki çocuğunu ölmeden doğurabilirse o zaman bu şehirden, bu tehlikeli dünyadan bebeğiyle birlikte gerçekten kaçabileceğine inanıyordu omega. Ancak kapının kulpunu indirip bahçeye adım attığında havanın sıcağına inat garip bir his ensesinden aşağı buz gibi indi.

İki evi ayıran çitlere doğru birkaç sarsak adım atarken bakışları gayriihtiyari Jungkook'un evine, verandaya kaydı. Ve Taehyung'un adımları henüz kendi bahçe sınırından çıkamadan olduğu yere çivilendi. Gördüğü manzarayla donup kalırken gözlerini kısıp gerçekliği sorguladı.

Bahçe kapısının dışına park edilmiş iki siyah, filmli arabadan sızan gölgeler Jungkook'un etrafını sarmıştı. Taehyung çitlerin arkasına sinerken elini refleks olarak karnına bastırdı, sanki karnındaki miniği korumak önceliğiymiş gibi.

Gelen adamların üzerindeki ağır, yabancı ve tehditkar feromonlar kendi evinin bahçesine kadar ulaşıyordu bu yüzden nefesi tükeniyor gibi hissediyodu. Adı kadar emindi ki bu adamlar Koreli değildi. Takım elbiselerinin, renkli gömleklerinin altındaki cüsseleri ve ellerindeki susturuculu silahların namluları tek bir kişiye doğrultulmuştu: Verandada kılını bile kıpırdatmadan dikilen, yüzü yara bere içinde kalmış olan, boşanma belgelerini götürdüğü kocasına.

Taehyung korkuyla elini ağzına götürürken bir umut etrafa bakındı. Tanıdık bir yüz, yardım edebilecek birisini aradı ancak Jungkook İtalya'dan her şeyi bırakıp gelmişti, kötüsüyle iyisiyle herkesi ardında bırakmıştı. Bu yüzden kendini korumasız, silahsız ve tamamen çıplak bir şekilde ortada bırakmıştı. Elleri bomboş bir şekilde öylece dikiliyordu.

Taehyung adamların kendi aralarında konuştuğunu duyduğunda kulak verdi, ancak bu dil hiç tanıdık değildi. Adamlar Asyalı da değillerdi. Omega ne kadar düşünürse düşünsün taşlar yerine oturmuyordu, bu adamların burada ne işi olduğunu dahi anlayamıyordu. Çünkü alfanın, aylar önce İtalya'da, terk edildiği ilk hafta olur da omegasını geri kazanamazsa diye kendini yok etme planları kurduğundan bihaberdi. Planlanmış bu intihardan hiç haberi olmamıştı, ve olmayacaktı da.

O günden bu yana çok şey yaşanmıştı, Jungkook Arnavutları unutmuş ve onlara durduk yere musallat olduğu gerçeği aklından uçup gitmişti. Baba olacağını öğrendiği günden beri zihni eşi ve doğacak çocuğu ile doluydu. Kendi intikamını dahi arka plana atan, ve hatta kurtarmak istediği ailesi için annesinin eline bulaşmış kanını unutan alfa aylar sonra birden intikam faturasını kesmek için ortaya çıkan Arnavut mafyasının tarafından en zayıf anında kıstırılmıştı.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: 5 days ago ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

MARRIAGE GAME  Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin