S2 - Davetsiz Misafir

866 134 163
                                        

özlediniz mi MG yi

🌓

Taehyung oturduğu koltukta doğrulup gerindi, Jungkook'un gidişinin üstünden yaklaşık yarım saat geçmişti. Bir haftadır süregelen porselen bebek muamelesinden sonra Jungkook'un alışverişe gitmek için evden çıkması ona kısa süreli de olsa tuhaf bir özgürlük alanı tanımıştı. Gerçi bu özgürlüğün sebebi yine kendisiydi. Canı aniden çilekli pasta ve ekşi elma aşerince Jungkook her zaman olduğu gibi içeriğini ve tazeliğini bizzat kontrol etmek üzere '' Bebeğimiz ister de babası ona almaz mı '' diyerek fırlayıp gitmişti.

Evde oluşan o kısa süreli sessizlik Taehyung için paha biçilemez bir huzur alanıydı. Jungkook'un boğucu ilgisi ona arada doğacak olan çocukları eğer ki alfa babasına benzerse korkusu veriyordu. Yine de bir bebeklerinin olacak olması, asla kavuşamayacağını düşündüğü aileye sahip olacağı gerçeği içini kıpır kıpır ediyordu. İkisi de bu his karşısında cahil ve toydu. Her ne kadar kocasının abarttığını düşünse de gece gündüz baba olmakla ilgili okumalar yapan ve uzmanları izleyen Jungkook, Taehyung'un içini rahatlatıyordu. Böyle bir adam her halükarda çok iyi bir koca ve baba olacaktı.

Doğrulduğu yerden kalkıp bir türlü boş durmayan ağzına bir şeyler tıkıştırmak için mutfağa gitti. Mutfaktaki adanın üstü Jimin ile Kyungjoo'nun, ve hatta Mingyu'nun getirdiği - Jungkook onları ateşe atmak istese dahi omeganın yemek istediğini fark edip el sürmekten vazgeçmişti - meyvelerle doluydu. Nasıl bir bebek doğuracaksa, meyve ve tatlı aşkı son bulmuyordu.

Eline aldığı bir eriği zevkle yerken kapının zili çaldı. Hamilelik Taehyung'un duygularını sanki ucu açık bir elektrik kablosuymuş gibi dışarıya sermişti. Hassastı, riskliydi, tehlikeliydi, aşırı uçlarda dolanıyordu. En ufak şeye ağlayabiliyor ya da Jungkook'un feromonları biraz uzağa gittiğinde kendisini dünyanın en yalnız insanı, terk edilmiş bir omega sanabiliyordu. Bu yüzden kapı zilini duymak ona tekrar güvende hissettirdi, kocasının geldiğini düşünüyordu.

Jungkook'un onu yormamak için yanına hep anahtar aldığını bilmesine rağmen, belki de dışarı çıkarken acele edip unuttu diye düşündü. Hamileliğin getirdiği o ağır ve hantal adımlarla kapıya yürüdü. Karnındaki ağırlık her geçen gün daha da belirginleşiyor, sırtındaki ağrılar hareketlerini kısıtlıyordu. Yüzünde şapşal kocasının evden çıkalı henüz on dakika olmuşken geri dönmüş olma ihtimaline karşı bir gülümsemeyle kapıyı açtı. Ancak karşısında duran kişi Jungkook değildi.

Kapının eşiğinde sanki bir moda dergisinden fırlamışçasına kusursuz ama bir o kadar da buz gibi soğuk bir omega dikiliyordu. Simsiyah, gece kadar karanlık saçları omuzlarına bir şelale gibi dökülüyordu. Bembeyaz, porselen kadar pürüzsüz cildi gün ışığı altında neredeyse gerçeküstü bir parlamaya sahipti.

Omega gözlerini birkaç kez kırpıştırdı, birileri yanlış eve gelmiş olabilir miydi?

'' Buyrun? ''

Karşısındaki oğlanda olan her şey çarpıcıydı ancak en çarpıcı olanı, bu sorusunun üstüne Taehyung'u bir çöp yığınına bakıyormuş gibi süzen o buz gibi yemyeşil gözler oldu. Ansızın beliren bu davetsiz misafir elindeki timsah derisi pahalı tasarım çantayı karıştırdı ve bir kağıt parçası çıkarıp göz attı. Omega orada, adreslerinin yazılı olduğunu o an fark etti. Karşısındaki yabancı her kimse, davetsiz olsa dahi eski bir tanıdık olduğu ortadaydı.

Oğlan elindeki kağıda baktıktan sonra gözlerini tekrar omegaya çevirdi. Taehyung'un hamilelikten dolayı şişmiş vücuduna, tombullaşan suratına, üzerindeki bol ve özensiz tişörte, en çok da iyice öne çıkan karnına bakarak yüzünü buruşturdu. Bakışlarındaki ifade o kadar aşağılayıcıydı ki Taehyung bir an için kendi evinde bir suçluymuş gibi hissetti. Sanki hiç burada olmamalıydı.

MARRIAGE GAME  Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin