S2 - Mezar

765 125 207
                                        

bizim oğlana acıyın biraz ya :(

🌓

Günlerdir, hatta haftalardır evinin birkaç metre yakınında bile belirmiyordu alfa. Sanki birden yer yutmuş da yok olmuştu. Aslında mutlu olması gerekirdi, artık kafasını dinleyebileceği ve bebeği ondan saklamak için çok çaba harcamasına gerek kalmayacağı için. Ancak nedense öyle değildi hisleri, yapayalnız kalmış gibi hissediyordu. Ara sıra uğramaya devam eden Jimin'e, her gün beraber olduğu Kyungjoo'ya ve ona çeşitli tatlılar ile gelmeye devam eden Mingyu'ya rağmen eksik hissediyordu.

İlk birkaç gün, son sefer yaşananlar yüzünden kendisi de dolu olduğundan, oldukça hızlı geçmişti. Ancak sonrasında her saat başı kendisini camdan dışarı bakarken bulmuştu omega. Bahaneler çoktu, her seferinde başka bir sebeple burnunu uzatıyordu dışarı. Ancak ne bahçesinde görüyordu alfayı ne de evinde ışık yanıyordu. Haftalardır süren bu sessizlik onu gittikçe daha da geriyordu çünkü beklemediği bir anda alfanın karşısına dikilip konuşacağız dediği şeyleri tek tek yüzüne söyleyeceğini biliyordu.

Babasının ne yaptığını bilmiyordu, neye sebep olduğu hakkında hiçbir fikri yoktu. Ancak attığı tokadın sebebi olan o sözler onu çok korkutuyordu. Jungkook onu sevdiği için kendisinden tiksinmediğine şaşacağını söylemişti. Aklı almıyordu, babası neye sebep olmuştu da omeganın hiçbir alakasının olmadığı bu konu yüzünden Jungkook böyle hissedecekti? En önemlisi, babası Jungkook'un canını nasıl yakmıştı ki onu öldürmek uğruna böyle bir planla seneler sonra ortaya çıkmıştı?

Aklındaki soru işaretlerinin tek sorumlusu olan bedeni sarktığı camın ötesinde gördüğünde gözleri kocaman oldu. Günlerdir görmediği beden sonunda ortaya çıkmıştı. Omega hemen eğildi ve perdelerin arkasına saklanırken kafasını hafifçe kaldırıp dışarıyı izlemeye başladı.

Alfa siyahlara bürünmüş bir haldeydi, omeganın bu mesafeden zorlukla seçtiği yüzüyse tıpkı bedeni gibi çökmüştü. Onu uzaktan gören birisi yas tutuyor zannederdi. Taehyung şaşırmadan edemedi çünkü alfayı böyle gördüğü son seferde yüzüğü fırlatıp atarak İtalya'yı terk etmişti.

Taehyung'un bakışları alfanın ellerine kaydığında gözleri şaşkınlıkla kısıldı ve kaşları çatıldı. Giyimindeki tüm bu karanlığa ve duruşundaki çökmüşlüğe rağmen elinde bir buket vardı. Bu çelişki karşısında omega gözlerini kırpıştırdı, siyahlara bürünerek ancak elinde renkli bir buket taşıyarak bir insan nereye giderdi?

Aklındaki tilkiler rahat durmayıp, son seferki tartışmadan sonra alfanın ondan ve evliliklerinden vazgeçtiğini düşündürmeye başladığında zorlukla yutkundu. Gerçekten de, tam anlamıyla bitmiş olabilir miydi? O da silip atmış mıydı Taehyung'u tıpkı Taehyung'un Jungkook'a yapmayı denediği gibi?

Kalbi sızlarken eğildiği yere çöktü, karmaşık hislerinin yansıdığı gözleri önündeki duvara dikiliydi. Ne yapacağını bilemiyor gibi hissediyordu, bir yandan umursamaz davranmayı deneyip gözlerini camdan uzak tutuyor öte yandan sonunda tamamen bitmiş olduğu ihtimaliyle kasılıyordu bedeni.

Duyduğu motor sesi onu yerinden sıçratırken omegasına engel olamadı, karnındaki minik de bir o kadar hareketli ve meraklıydı. Kulakları hem merakla hem de tetikte bir hayvan gibi dikilirken camdan dışarı baktı. Jungkook'un arabasını çalıştırdığını gördüğünde daha fazla dayanamadı, alfa aracıyla bahçeden yola çıkarken üstüne geçirdiği bir hırka ve ayaklarındaki çoraplarla aşağı inmeye başladı.

Beşinci ayına girmeye yaklaştığı için ani hareketlere daha çok dikkat etmesi gerektiği hale aceleyle aşağı indi. Kapıya koşarken karnında bir acı hissetti ancak umursamadı, aracın anahtarlarını kaptığı gibi kapıyı ardından kapatmayı akıl edemeden dışarı fırladı. Jungkook'u çoktan sokağın sonundan sola dönerken gördüğünde koşarak araca bindi. Kalbi deli gibi atıyordu, motoru çalıştırıp hızla alfayı takip etmeye başladığında aklından geçen tek şey onun hangi omegayla buluşmaya gittiğiydi.

MARRIAGE GAME  Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin