gözlerimi açtıgımda perdenin aralıgından içeriye sızan güneş ışıklarını gördüm. yatagım pençerenin yanında oldugu için rahatsız edıcı bır durumdu bu. yorganı üzerımden yarıya kadar actım, gözlerım kısık şekılde dogrulmaya calıstım. gördugum ruyanın etkısındeydım hala, tekrar uyursam ruyaya kaldıgım yerden devam ederım duşüncesıyle güneşliği az kenara cektım. sızan guneş ışıklarını engelledıkten sonra tekrar başımı yastıgıma koydum.
uyku sersemı oldugumdan saate bakmak hıc aklıma gelmedı o sıra. gözlerımı kapattım, sol elimle yastıgın bır kosesını tuttum hafıfce havaya kaldırdım. kafamı yastıgın altına getırdıkten sonra guzel bır sekılde yastıkla basımı gızledım. gecelerı yataga gırdıgımde uyumamak ıcın ısrar eden gözlerım neden sabahları acılmamak ıcın bu kadar diretiyor hala anlam vermiş değilim ve her gözümü açışımda "allahım sen bana uyanma gucu ver bu gece erken yatacagım" dıyerek dua ettıgım halde yıne aynısını yapıyorum.
yastıgın altında nefessız kaldım, basımı kaldırdım yastık hala kafamın uzerınde gözlerımı ihtıyacım oldugu kadar açtım. duvarda duran saate gözlerımı zorda olda cıkartabıldım.
saatı gordukten sonraki tepkım her sabah oldugu gibi "ulan bir kerede şaşırt beni yaa" diyerek kafamın uzerınde duran yastıgı alıp saga dogru fırlattım. nereye gıttıgı yada neye carptıgı hıc umrumda degıldı. yataktan dogrulmaya calısırken aynı zamanda yorganı uzerımden sıyırarak kenara topladım. agır hareketlerle yataktan cıktım, gözlerım hala kısık bır sekıldı lovobanın yolunu tuttum. elimi yuzumu yıkadıktan sonra aynaya bakarak, "ooooooo uzay bey, millet akşam yemegini yiyor siz anca uyanabildiniz" mırıldanarak kendıme dolaylı yoldan gunaydın demeyı unutmadım.
salona adımlarımı attım, odama doğru ılerlerken aklıma balyoz gıbı vuran birşey vardı. kalbımın rıtım degısıklıgıne sebep olan bır seydı bu. "telefonum" dıyerek boş duvarlara soru sordum. acele ederek telfonumu bulmaya cakıştım. ekran kılıdını actıgımda karsılacagım msj'ı cok merak etmıstım. oturma odasında ortadakı sehbah'ın uzerınde gördum telefonumu. hızlı adımlarla gıderek elıme aldım. kalbımın atışları bir kademe daha hızlandı. ekranı actıgımda ise ne bir msj vardı nede bir cevapsız cağrı.
telefonu karsımda duran oturma grubunun uzerıne fırlatarak "sen mal mısın! hayır ne olmasını beklıyordun. senı ılk kez goren kızın elıne numaranı sıkıştırdın, sonra ondan msj mı beklıyorsun!" diye cıkıştım bırden, önüme düşen saçlarımı sağ tarafa duzelterek agır adımlarla odadan cıktım. salondakı boy aynasının karsısından gecerken bir kaç sanıye kendımı inçeledim. ellerimi ensemde birleştirdim, dirseklerimi bir birine yaklaştırarak bir off cektım. fazla derın olmasa da biraz rahatlatır dıye dusunmustum ama işe yaramadı. ellerimi ensemden indirip, bedenıme 4 beden buyuk olan polarımın kapşonunu saclarımın önü dışarıda kalacak sekılde kapattım." ne acelen var, ılla hemen msj atacak diye bir kural yok" diyerek kendimi teselli ettım.
uyku sersemlıgımı uzerımden atmak için mutfaga girdim. iştahım yoktu hiçbirşey yemek istemiyorum şuan. ketıla (kettle) yarısına kadar su koyup kaynatmak için fişini taktım. arkamı döndum mutfagın ortasında olan tezgahın üzerınkı sepetın ıcınden bir nescafe alarak tekrar katılın basına gectım. ust rafta bulunan kupa bardaklardan bır tanesını önume aldım. ambalagı acıp içine döktüm.
suyun kaynamasını beklerken pencereye yaklastım stor perdeyı yarıya kadar kaldırdım, gözlerım, kaldırımın kenarında banklarda oturan çiflere daldı. kızı kolunun altına almış kız ise başını onun omuzuna yaslamış oturuyorlar. onları öyle gorunce ıster ıstemez bızı hayal ettım. biz derken bıle içim kıpır kıpır edıyor yaa...
hayalımı gözlerımın ucunda yaşatırken suyun kaynama sesıne atıldım birden. lanet şey işte başka zaman olsa kaynamaz! güzel şeyler zaten hep yarıda kesilmek zorunda kalıyor dımi. buna ben hayatın çilvesi diyorum, kahpe hayatın çilveleri işte..

ŞİMDİ OKUDUĞUN
DURAK
General FictionOradaydı, 17.20 otobusunu bekliyordu aynı durakta tek başına 'kimseye ihtiyacım yok' havası vardı her zamanki gibi üzerinde. onu görünce çılgınca atan kalbimi sakinlestirmek ve bunu ona belli etmemekte uğraşlar versemde pekde başarılı olduğum soylen...