"Merhaba eski dostum"
Elleri bir anda gerildi. bedeni ise kaçmaya hazır bir pozisyon almıştı. Sesin geldiği yöne doğru döndüm. Gri uzun saçları, kaslı bedeni ve derin mavi gözleri ile insanı korkutacak bir mükemmelliğe sahipti. Gözlerimi kapattım. Bu kabustan uyanmam gerekiyordu. AYAĞA KALK MELEK. Zihnimde yayılan sesle birlikte kendimi kalkmaya zorladım. Damon sakinleşmiş ve neredeyse rahat bir şekilde gülümsüyordu... Neredeyse... SAKİN OLMAYA ÇALIŞ ANGEL. O KORKUDAN HOŞLANIR.
"Ben sakinim gerizekalı"
Demeyi ne kadar istesem de bu durumda ikimizi de riske atamazdım. Adam gülümseyerek bana döndü.
"Misafirimizle bizi tanıştırmayacak mısın Zayn ?"
Yutkundum ve kendimi tutamayarak atladım.
"Zayn mi ? Damon ?"
"Ahh tanrım unutmuşum. Sana gerçek adını söylemedi değil mi insancık ?"
"Kapat çeneni Frank ! Bizim hakkımızda bir şey bilmiyor."
Adının Frank olduğunu öğrendiğim adam gülümsedi. Gözlerini benimkilere odakladı. Acıyla titredim. Sanki bir şey bedenimi delip geçiyordu. Dünya bir anda karanlığa gömüldü. Asla çıkamayacağım bir hapishane.... Bu karanlıkta bir ses yankılandı.
"Meleeeeek ! Hayıııır ! Ona karşı koymak zorundasın !"
Ve son bir kez titredim. Her şey bittiğinde bütün dünya susmuştu...
★★★★
Gözlerimi açtığımda odamdaydım. Başım ağrıyordu. Aslında bedenimde ağrımayan en ufak bir nokta bile kalmamıştı. Buraya nasıl geldiğimi düşündüm.... Frank... Zayn... Damon... Gerçekler... Benim bilmediğim sırlar... Tam bunları düşünürken odadan gelen ses dikkatimi dağıttı. Pencere açılmış içeri Damon girmişti. Konuşmadım. O da tek bir kelime dahi etmedi. Sadece gözlerime bakıyor ve ayakta duruyordu. En sonunda derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı.
"İyi misin ?"
"Başım ağrıyor ve bedenim... çok yorgun hissediyorum... çok bitkin."
"Neleri hatırlıyorsun ?"
" Benden bir şeyler sakladığını anlayacak kadarını."
Gülümsedi. Alaycı. Her zamanki gibi . Kendini üstün gören bakışı.
"Alaycı değil Melek. Sadece anlatmak için uygun zaman değil."
Gözlerimi devirdim.
" Ne zaman uygun oldu ki Damon ? Yoksa Zayn mi demeliyim ?"
Vücudu gerildi. Nefesini bıraktı ve gözlerime baktı.
" Anlatmayı istiyorum... Ama bunu kaldıramazsın Melek..."
" Kaldıramam... Öyle mi ?"
Hızla ayağa kalktım ve karşısına dikildim. Boyum omuzlarından yukarıda değildi. Kafamı kaldırdım ve gözlerini bulduğumda nefes almayı akıl ettim.
"Kaldıramam Öyle mi Zayn !"
Gülümsedi. Arkasını dönecekken kolunu tuttum ve tekrar kendime çevirdim.
"Neyi kaldıramam ha ? Neyi Zayn ?"
Dudaklarının sıcaklığı beni eritmeden önce söyleyebildiklerim bunlardı. Nazik ama bir o kadar istekli. Gözlerimi kapattım. Kendimi ona bıraktım. Yaşadığım şoku atlattığımda ben de onu öpmeye başladım. Tam bitti derken daha çok... daha çok istedim. Benden uzaklaştığında gözlerimi açtım. Korkuyla bana bakıyordu.
" Lanet olsun !"
Dedi ve duvarı yumrukları. İçeri göçen duvara şaşkınlıkla bakarken Damon'ın pencereye yöneldiğini yeni fark etmiştim.
"Dur."
İlk tanıştığımız gündeki gibi. durdu ama arkasına bakmadı.
"Gitme. Bana cevap vermeden gitme."
Gözleri benimkileri buldu. Acıyla gülümsedi.
"Melek.... Ben iyi biri değilim... Biliyorsun... Hissediyorsun. Ama benden kaçmıyorsun. Korkuyorsun... Ama uzaklaşmıyorsun bile. Aksine yaklaşıyorsun. Olmamalı. Bu olmamalı. İzin vermeyecekler. Onlar sana zarar verirler. Bunu sana yapamam. Sana bağlanmama izin vermezler. Sana zarar verecek olurlarsa... Oyun biter... Ve sen... Sen...Sana aşık olmamı, seni sevmemi kaldıramazsın."
Ben dediklerini anlamaya çalışırken kapanan pencerenin sesi odamda yankılandı. Ortada binlerce cevapsız soru vardı. Benim ise zihnimde Yalnızca bir kaçı cevap bulmuştu .
"SANA BAĞLANMAMA İZİN VERMEZLER. VE SEN, SEN SANA AŞIK OLMAMI, SENİ SEVMEMİ KALDIRAMAZSIN."
