2🌌 İlk Sefer

273 17 3
                                    



Jongin

Gözlerimi açtıktan birkaç saniye sonra beynime doluşanlar, bana çokta yabancı gelmeyen beyaz tavandan gözlerimi kaçırmama sebep oldu. Ani bir hamleyle kalkmaya çalıştığımda, daha önce farketmediğim ellerime, ayaklarıma ve boynuma sabitlenmiş kemerler canımı açıtınca acı içinde bir inleme koyverdim. Boynumdaki kemer boğazımı sıkarken zorla nefes almaya çalıştım.

Boğazım yanarken, kafamı yavaşça hareket ettirerek etrafıma bakınmaya çalıştım. Pekte yardımcı olmayan boynumdaki kemer sayesinde göz ucuyla görebildiğim şeyler bile beni korkutmayı başarabilmişti. Sedyeler, kanla dolu tüpler, birkaç deney tüpü, şırıngalar, sargı bezleri, neşter, makas, iplikler, eldivenler, maskeler... Göz bebeklerim yavaşça büyürken olanları idrak edebilmem uzun zaman alacağa benziyordu. Şok bütün beynimi istila etmiş, doğru düzgün düşünmeme bile izin vermiyordu.

Yanağımdan bir damla yaş düşerken kapı açıldı. Arkamda kalan kapı beni daha da tedirgin ederken titredim.

Adım sesleri duvarlarda yankı bulup kulağıma ulaşırken, daha da yaklaşan adamın bana ne yapacağını kestirebiliyordum. Tam olarak amacını anlayamasamda, bu durumdayken iyi şeyler yapmasını bekleyemezdim.

Sağımdan geçerek durdu. Gözlerimi yüzüne çevirdiğimde karşılaştığım yüz beni daha da korkuttu. Bilincimi kaybetmeden önceki son görüntü zihnimde belirdi. Gözlerine baktığınız anda okuyabildiğiniz kin dolu bakışlar... Ürpermemek elde değildi.

Benim bakışlarım hoşuna gitmiş olacak ki pis bir gülüş sundu bana. Hiç kuşkusuz onun bir yaratık olmadığını bilseydim, gülüşünde takılı kalırdım.

Birkaç kez ağzımı araladıktan sonra nihayet kendimde konuşacak cesareti buldum

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Birkaç kez ağzımı araladıktan sonra nihayet kendimde konuşacak cesareti buldum. İçimdeki korkağı dışarı çıkarmayarak sesimi titretmemeye çalıştım.

"Sen de kimsin? Ne yaptığını sanıyorsun? Hemen bana amacının ne olduğunu açıklayacaksın. Bu iğrenç yerde daha fazla durmak istemiyorum."

Tanrım, burası iğrenç kokuyordu.

"Acele etme Kim Jongin her şeyi zamanla öğreneceksin. Şu anlık şunu bil yeter: Sana canını yakmayan birkaç deney yapacağım ve küçük bir uykudan sonra özgür olacaksın."

'Canın çok yanacak Kim Jongin. Sonra da sonsuz bir uykuya dalacaksın. Yalnız kalmayacaksın merak etme. Türünü de senin yanına göndereceğim.'

"Beni bu lanet oyunundan uzak tut. Saçma deneylerinin deneği olmak istemiyorum."

Küçük ama ruhsuz bir kahkaha attı. Ardından yerimden sıçramama sebep olacak şekilde, aniden bağırdı.

"Jongdae!"

Arkamdaki kapı ikinci kez açılırken, bu sefer gelenin nasıl bir psikopat olabileceği düşündüm.

Sert görünüyordu

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Sert görünüyordu. Çatık kaşları ve boş bakışları ayrı bir hava katıyordu. Kyungsoo'ya nazaran biraz daha uzundu. Aceleli bir şekilde konuşmaya başladı

"Geldim, Kyungsoo. Ne zaman başlıyoruz. Bence bir an önce başlayıp bitirmeliyiz bu işi. Nasıl olsa bir nesli katlet-" Jongdae'nin lafını tamamlamasına izin vermeden kesti.

"Sana kaç kere boş konuşma dedim Jongdae. Kapa çeneni!"

Jongdae, ne kadar sert görünse de bir o kadar boşboğazdı. En azından ağzından laf alabileceğim kadar.

"Deney için gerekli olan malzemeleri hazırla Jongdae. Çıkabilirsin."

Boş gözlerle bana yandan bir bakış attıktan sonra hafif bir baş sallamayla dışarı çıktı.

Aklıma bağlı olan ellerim ve boynum(!) geldiğinde iğneleyici şekilde konuştum.

"Acaba diyorum, beni ne zaman çözeceksin. Zaten yeterince geç kaldım. Sizin yüzünüzden katledileceğim."

"Sen son nefesini verdiğin zaman seni çözeceğim Jongin. Ve merak etme yakında, ne katledilecek sen ne de seni katledilecek sürün kalacak."

Ürperdim.

"Ne demek istiyorsun? Saçmalamayı kes artık! Hiç komik değil!"

Biri kabusta olduğumu söylesin. Lütfen.

"Sen merak etmiyormuydun Jongin. Gerçekleri söylüyorum. Amacım başından beri bu. Seni ve sürünü yok etmek."

Sertçe yutkundum. Boynumdaki kemerler bir kez daha kendini belli etmişti.

Aman Tanrım!

Titreyen sesimle zar zor konuşmaya çalıştım.

"B-beni neden burada tutuyorsun o zaman? Benden başka kimseyi göremiyorum."

Pis gülüşünü tekrar sergiledi.

"Biliyorsun ki eşsiz özelliğin sayesinde senin türüne hiçbir zehir etki etmiyor. Tekbir bitki hariç. Nadir de bulunsa sizi yok etmemi sağlayacak bir şey vardı değil mi? Ve ben ne yaptım dersin? Sizi yok etmek uğruna yıllarımı harcadım ve karışımı elde etmek için nadir de olan bitkiyi metrekarelerce çoğalttım. Nasıl fikir?"

Derin bir nefes aldım. Bizden bu kadar nefret etmesi gerekecek kadar ne yaşamıştı bu psikopat?

"Hala cevabımı alamadım? Beni neden burada tutuyorsun!"

"İşte Jongin. Burası oyunun en zevkli noktası. Bitkinin işe yararlılığını test etmek için senin üzerinde deneyeceğim."

Siktir! Bu adam beni gebertecekti. Acımadan!

"Bana bunu yapamazsın, yapmayacaksın!"

"Bal gibi de yapacağım. Hazırlıklı ol Kim Jongin. Beklemeyi sevmem."

Ve gitti. Jongdae'nin arkasından hiçbir şey demeden gitti. Duygusuzca, beni öldüreceğini söyleyerek gitti.

the accessible | KaiSooHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin