(Multimedya - Aslı Güngör)
Kapının çarpmasıyla yerinden sıçradı Aslı. Sarp Bey dedikleri buydu demek. Tamam, yakışıklı adamdı ama kaba sabaydı. İnsanın sinirlerini bozuyordu. Bir de ukala ukala konuşmuştu.
Annesinin bu adamla ne işi olabilirdi ki. O öleli altı sene olmuştu. Bu kadar senedir neyin intikamı için beklemiş olabilirdi.
Etrafa umutsuzca tekrar bakındı. Kendini kurtarabileceği hiçbir şey yoktu. Kafasını duvara dayayıp düşünmeye başladı.
***
Odadan çıkınca afallamıştı Sarp. Kız ona bağırıp çağırmamıştı bile. Hal böyle olunca yaptığının hata olup olmadığı aklını daha da kurcalıyordu.
Kız neden burada olduğunu biliyordu ama gerçekten suçlu o muydu? Hangi insan geçmişin günahlarını ödemeye mahkum edilebilirdi?
Ah, hayır. Babasını elinden almıştı o. En azından böyle kabul etmeliydi. Şakaklarını ovuşturup odasına çıktı. Onu bekleyen hastaları vardı.***
Belgin bir hışımla araçtan inip eve gelmişti. Gözleri yol boyu aglamaktan şişmişti, acıyordu. Kaldığı apartmana girince derin bir soluk aldı. Sanki dünya üzerinde başka kimse kalmamış gibi tutmuş bu düşüncesiz adama aşık olmuştu. Merdivenleri duvara tutunarak zor zahmet çıkıp evine girdi, kapıyı kapatır kapatmaz kendini koltuğa attı. Gözlerini açmaya dahi mecali kalmamıştı. Tekrar onu bu kadar kıran bir adama nasıl bu kadar bağlandığını düşündü, bir cevap bulamadı.Belki de abartıyordu, belki de Sarp yalnızca kötü bir gün geçirmişti.. Daha birçok yalanla kendini ikna etti yeniden. Kalkıp duş aldı. Etkilemesi gereken bir sevgilisi vardı ve Belgin ondan bu kadar kolay vazgeçmeyecekti.
***
Aslı saatlerce aynı yerde oturmaktan sıkılmıştı. Konuşmadan duramazdı ki. O ukala Sarp Bey onu aç susuz bıraksa daha iyiydi.Çekinerek kapıya seslendi.
"Orada kimse var mı? Sadece konuşmak istiyorum."
Dışardan bir kahkaha sesi yükseldi. Ne yani, onu alaya mı alıyorlardı!
"Hey, dalga geçmen için söylemedim. Burası fazla sıkıcı."Söylediklerinin dikkate alınmadığını düşünerek başını diğer tarafa çevirdi. Gözleri dolmuştu, burada ne işi vardı ki. Oysa şimdi sevgilisiyle olmalıydı. Birlikte yemek yiyor, gülüşüyor olmalılardı. Ama o ardında hiçbir iz bırakmadan kaybolmuştu.
Ne düşünüyordu acaba Mert şimdi, onu merak etmiş miydi yoksa kızıp küsmüş müydü? Aklından bunlar geçerken sanki tüm bunlar kendi suçuymuş gibi hüzünlendi.
***
Birol, Sarp'ın en sadık adamı.. Kim olduğundan bile tam olarak emin olmadığı bir kızın kilitli olduğu odanın önünde nöbet tutuyordu şimdi. Kız neredeyse kendi kızıyla yaşıttı. Yani Seda -kızı- ölüp gitmemiş olsa, öyle olacaklardı.Sırtını duvara dayamış düşünceli düşünceli dururken içerden sesler geldi. Kız usluydu aslında genelde. Hiç huysuzluk yapmamış, etrafı kırıp dökmemişti. Hal böyle olunca bu seslere alışkın değildi. Kötü bir şey olmuş olabileceği telaşıyla sesleri dinledi. Kız konuşmak istiyordu. Kendini Seda'nın bitmek bilmeyen konuşmalarını anımsarken buldu, minik bir kahkaha attı. Kız bu sesi işitmiş olacak ki sinirle konuşmaya devam etti.
Birol kızın söyleyeceklerini duymak için içeri girdi. İçerisi hala fazlasıyla karanlıktı. Kendisinin birkaç saniye bile dayanamadığı bu odaya genç bir kızı saatlerdir kilitli bırakmıştı. Kendinden utandı bir an. Sonra yılların verdiği o güvenle, Sarp' ın bir bildiği vardır, diye düşündü. Kıza bakmadan konuşmaya başladı. "Ne istiyorsun?" Her ne olursa olsun ona Sarp'ın dediği gibi davranacaktı, onun güvenini kaybetmemeliydi. Şu hayatta elinde olan belki de tek kişi oydu.
Düşüncelerinden sıyrılıp kıza dönünce korkmuş olduğunu, titrediğini fark etti, üşüyordu belki de.
***
Kız odaya aniden giren adamı görünce ağlamayı kesip dikkat kesildi. Defalarca görmesine rağmen hala ürkütücü görüntüsüne alışamamıştı.
"Şey, ben.. Sakıncası yoksa biraz konuşabilir miyiz? Çok sıkıldım da burada, şu dezenfektan kokusu da çekilecek gibi değil zaten. Lütfen, biraz burada kalın, korkuyorum ve çok sıkıldım."Söylediklerinin saçmalığının o an farkına vardı. Adam şimdi kim bilir ne yapacaktı. Onu kaçıran adamı odaya çağırmak da neyin nesiydi. Korkarak adama döndü. Sert görünüşüne uymayan bir şekilde gülümsüyordu. Neredeyse babacan bir tavıra büründüğü bile söylenebilirdi. Bir tabureyi tek harekette altına çekip oturdu.
"Anlat bakalım."***
Mert birkaç dakika bekledikten sonra Aslı'nın gelmeyeceğine kanaat getirmiş, kalkıp gitmişti.Oysa ki söylemesi gereken şeyler vardı ona, önemli şeyler. Eve girer girmez anahtarı bir köşeye fırlatıp salona geçti. Ayaklarını sehpanın üzerine uzattı, annesi olsa kızıp söyleneceğini düşünerek gülümsedi. Annesi olsa belki şimdi ne yapması gerektiğini de söylerdi. Eline kumandayı alıp rastgele basmaya başladı. Düşünceler içinde uyuyakaldı.
Kabuslar görerek kan ter içinde uyandı. Rüyasında Aslı'nın ağladığını görmüştü. Onu kaybediyor, elinden hiçbir şey gelmiyordu.
Mutfağa gidip kendine su koydu. Elleri titriyordu, etrafa döküp saçmıştı. Salon yerine yatağına döndü. Kendine gelir gibi olunca yastığından çarşafına her şeyin Aslı gibi koktuğunu fark etti.
Bu durum canını sıkmaya başlamıştı artık. Daha ayrılmadan acısını çekmeye başlamıştı. Halbuki bugün söz verdiği gibi gelmiş olsa, her şeyi söyleyip bitirecekti. Gidip dolabın ücra köşelerine sakladığı içkisini aldı. Bu geceyi başka türlü geçiremeyeceğini düşünüyordu. Zaten kısa bir süre içinde de sızıp kaldı.
***
"Beni ne kadar mutlu ettiğinizi anlatamam, çok teşekkür ederim. Bir mahkumdan duymaya alışık olduğunuz isteklerden değildi muhtemelen ama dayanamadım işte. Peki siz nası-" Birol'un ters bakışlarıyla susmuştu Aslı. Belki saatlerdir konuşuyorlardı. Önce Aslı kendini anlatmış, Birol dinlemişti. Sonra da Birol kendisi hakkında bazı şeyler anlatmış, Aslı dinlemişti.Birol hakkında birkaç şey öğrenince, adam artık o kadar da fena görünmedi gözüne. Yalnızca ailesini korumaya çalışan bir baba, bir kocaydı o. Bu uğurda hoş olmayan şeyler yaptığı doğruydu ama artık sakallı ve iriyarı bir canavar olmaktan fazlasıydı Aslı için. Belki dost bile olabilirlerdi, belki olmuşlardı.
Aslı ondan bir iyilik istemişti. Kendisini çok merak ettiğine emin olduğu sevgilisine haber versin istiyordu. Onun için üzülmüştü, çok meraklanıp her yeri arayacağına dair yeminler etti. Birol da bir not yazmayı kabul etti. Ertesi gün bilgilendirmek için minik bir notta, sevgilsinin iyi olduğunu yazacak, eline ulaşmasını sağlayacaktı.
Tabii tüm bunları Aslı saatlerce konuştuktan sonra kabul etmişti. Bir keresinde "Sana hiç çok konuştuğunu söyleyen olmadı mı?" bile demişti. Aslı'nın yüzünden bir hüzün dalgası geçmiş, sonra kıkırdamaya başlamıştı.
Birol Aslı'nın odasından çıkınca, Aslı yine karanlık, soğuk yalnızlığına dönmüştü. Ertesi akşama kadar Mert'ten gelecek cevabı bekledi. Bir yandan haber verebildiği için rahatlıyor, bir yandan kendisini kurtarmaya çalışır mı, merak ediyordu.
Akşam yine aynı saatlerde geldi Birol. Konudan konuya atlıyor, Aslı'nın Mert'i sormasına bir türlü fırsat vermiyordu. Aslı bir şeylerin yanlış gittiğini fark etti, sustu bir anda.
"Söylesene, kötü bir şey mi oldu, ona bir şey mi oldu? Niye anlatmıyorsun hiçbir şey?"
Birol başını eğdi, sanki kendi ayıbıymışçasına susuverdi. Gözlerini bile kaçırıyordu kızdan. Nasıl söyleyeceğini bilememişti.
"Bak kızım, bana güvenmeni bekleyemem ama, boşver sen o adamı. Ötesini de sorma, olur mu?"Aslı elbette bu cevapla yetinmeyecekti. Ne zamandır birlikte olduğu sevgilisini niye boşversindi ki şimdi? Bir süre boş boş baktı adama. Sonra bir hışımla konuşmaya başladı. Ardarda sorular soruyor, bazen nefes almayı bile unuttuğu oluyordu.
Sonunda durumun ciddiyetini anlayıp sustuğunda Birol anlatmaya başladı..

ŞİMDİ OKUDUĞUN
MASUM
Misteri / Thrillerİntikam peşinde başarılı bir doktor, tutsak ettiği masum bir güzel ve duyguların karmaşasının hikayesi..