Kapak hakkında ne düşünüyorsunuz? Uzun zaman oldu değil mi? Nasılsınız bakalım...
Bölüm @ rojin_kaya adlı okuyucuya ithaf edildi. Bölüm senindir bebem 😘
Bazen...
Bazen, tamamen hissiz olursun. Tamamen saf dışı. İnzivaya çekilmiş ruhun gölgeni dinlendiriyor, dinlendiriyor ki bir daha ki dibi karanlık kuyuda savunmasız kalmasın. Çünkü dibi görünmeyen o kuyuda kimsecikler yoktu. Yalnızlık senfonisi etrafı kol geziyordu. Bu yüzden lanetli bir kuyu idi bu.
Fakat ben kanayan hislerimi, hikayemi, trajedimi, çocukluğumu ve tüm benliğimi o kuyuya emanet etmiş, onları saklamasını ve gün yüzüne çıkarmamasını istemiştim. Karanlık kuyudaki benliğim sıkı dostumdu artık. Ve her ne kadar yalnızlığıyla beni ürkütse de.
Cam parçaları elbette canımı yakıyordu. Ama asıl beni dehşete düşüren bunu yapan şahıstı. Zarar vermişti bana...
Hem bunu yapmaya hakkı yoktu ki. Şu an bedenim sızlamasa kıskandığı için yaptığını düşünecektim ama kafa yormaya bile değmezdi. Çok düşük bir ihtimaldi.
Odada yalnız değildim. Yaralarımı saran bilge, büyük el çantasında bir şeyler arıyordu. Orta yaşlı, buna rağmen zarif, çekici ve güzel bir kadındı. Adını bilmiyordum ama kadın bana bir tuhaf gelmişti. Nedenini bilmiyordum.
Zaten ilk bakışta insanlar hakkında ön yargılar edinmek gibi kötü bir huyum vardı. Başkaları gibi, tanımadığım insanlara karşı samimi tavranışlar veya sıcak gülümsemeler bahşedemiyordum. Bu huyumu hiç sevmiyorum. Neden başkaları gibi etrafıma ışık saçıp sosyal biri olamıyorum?
Aslında bunu, böyle olmayı denedim. Ama hep kabak başıma patladı. Belki bu yüzdendir içindekileri durmadan kuyulara kusmam.
Bilge bakışlarını bana çevirmeden sorularını yöneltti.
"Canın acıyor mu? Kendini nasıl hissediyorsun?" Ben cevap aramaktansa kadının sesini düşünüyorum. Çünkü çok güzel bir ses tonu vardı ve aksanı biraz ağırdı. Sanırım yabancıydı.
Benden cevap gelmeyince, tekrar konuşmaya başladı. "Senin için bir karışım hazırlıyorum tatlım, bu kesiklerini kısa sürede iyileştirecek ve hemen toparlanacaksın. "
Bunları söylerken yüzüme bakmıştı. Yanaklarını süsleyen gamzelere sahipti. O konuştukça gözlerim yanaklarına kayıyordu. Koyu kahverengi ve kocaman gözleri, biçimli dudakları, minik burnuyla ve aşağı doğru kahvesi acılan omuzlarına dökülen saçlarıyla gerçekten güzel bir kadındı.
Ben bunları düşünürken onun da yüzünde sıcak bir gülümseme belirdi.
"Teşekkür ederim, tatlım." dedi. "Ne için?" diye sorunca, o aynı tavırla...
" Güzel bir kadın olduğumu düşündüğün için..." Ben şaşkınlıkla ona bakarken, dilim tutulmuştu adeta. Zihnimi okumuş gibi...
"Ah hayır, zihnini okumuşum gibi değil. Öyle yaptım zaten." Bu imkansız.
Ne yani vampir arkadaşlara inanıyorsun da zihin okuyan bir kadını mı yadırgıyorsun?
Diyerek bana tepeden bir bakış atan iç sesime hak verip tekrar kadına döndüm. Tam bir soru soracaktım ki madem zihin okuyor, o zaman ben de ona zihinden sorular soracağım.
İsminiz nedir?
Kadın minik bir kahkaha atarken ben cevap bekliyorum.
"Emma. İsmim Emma."
Siz de vampir misiniz?
" Yani, vampir ve büyücü. Annem büyücü babam ise bir vampirdi. Ben de ikisinin karışımıyım işte." Diyip gülümsedi ve surat ifademe bakıp bir kahkaha bıraktı atmosfere.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Nesin Sen?
VampiroBasit bir çarpışma hikayesi ? Hayır, çünkü tesadüfler kurgulanmaz. Çünkü o öyle olmasını istedi. Emir POYRAZHAN.... yalancı dokunuşlarla başlattığı küçük oyunda ilk hilesini yaptı. Bu daha ne ki... Gamze daha nereden nereye savrulacaktı..
