Yardımsever Yabancı

195 17 5
                                        

"Hiçbir yere kaçamazsın Jack." diye bağırdı James. Görünüşe göre Jack’in tek derdi kaçmaktı. 200 metre daha takip ettikten sonra Jack ve Chris yollarını ayırdı. Çantanın kimde olduğunu görememiştik. James Jack'ın gittiği yöne gidince hiç düşünmeden Chris’in peşine düştüm. Çanta ondaydı. Emindim. James’e baktım. Şaşırmışa benziyordu.

"Siz Jack’i alın Chris bende." diye bağırdım. Kafalarıyla tamam işareti yaptılar ve son sürat Jack’in peşinden koşmaya başladılar. Çantayı görebilme umuduyla Chris’in eline baktım fakat hep ara sokaklara daldığı için göremiyordum.

"Yanlış kişinin peşindesin." diye bağırdı Chris, "hiçbir zaman bu çantayı alamayacaksın."

"Eminim öyledir." diye bağırdım alaycı bir tavırla. Giderek yaklaşıyordum ve istediğim şeyi görmüştüm. Çanta Chris’in elindeydi. Kaçarken çanta Jack’in elinde olduğunu gördüğümüz için böyle bir plan yapmışlardı. Ama çantanın Chris’te olduğunu hissedip peşine düşmüştüm.  Şimdiyse çanta 100 metre uzaklıkta beni bekliyordu. Parayı düşünerek hızımı arttırdım ve Chris ile mesafeyi kapamaya başladım. Chris yorulmaya başladı ve köşeyi dönerken yürümeye başlamıştı. Köşeyi dönünce Chris’in yere oturduğunu ve nefes nefese kaldığını gördüm. Zafer kazanmış bir ifadeyle çantayı almak için yürümeye başladığım anda Chris cebinden çakmak çıkardı.

"Yaklaşma yoksa çantayı yakarım." diye bağırdı. Etrafta duran insanların fısıldamalarını duyuyordum.

"O çanta bizim." diye çıkıştım.

"Sana yaklaşma dedim yoksa çantayı yakarım ve paralara kimse sahip olamaz." dedi Chris ciddi bir sesle. Telefonum’un titreşimini hissettim. Galiba sessizde kalmıştı.

"Jack’de çanta falan göremedik bizde peşini bıraktık." dedi Leo.

"Çanta Chris’de." dedim, "ama şu an elinde çakmak var ve yaklaşırsam çantayı yakacağını söylüyor."

Leo’nun sesi uzaktan gelmeye başladı. "Çanta diğer çocuktaymış James." diye bağırdı. Telefonu James almıştı.

"Tam olarak nerdesiniz ?" dedi James.

"27. sokaktayız. Üniversite’nin iki sokak arkası."

"Tamam geliyoruz."

Chris’e baktım. Yüzünde sinsi bir gülümseme vardı ve çantayı sıkıca tutuyordu.

"Arkadaşlarını boşuna çağırdın az sonra buradan gideceğim." dedi gülümseyerek.

"Nasıl olacakmış o." dedim gülerek, "yoksa uçacak mısın ?"

"Onun gibi bir şey olacak."

"Hadi bekliyorum." dedim gülümseyerek."

Chris sen görürsün edasıyla kafasını salladı. Köşe’nin başından koşarak iki kişinin geldiğini gördüm. Bunlar’ın Leo ve James olduğunu görünce gülümsedim. Tam James’e buradayız diye işaret ederken arkamdan kısa süreli bir fren sesi geldi. Hemen arkamı döndüğümde en sevdiğim arabalardan biri olan Range Rover’ı gördüm. Hızlıca üstüme geliyordu. Hemen kendimi kenara attım. Ezilmekten son anda kurtulmuştum fakat bir sorunum daha vardı. Ayağa kalktığımda Chris’in Range Rover’a bindiğini gördüm. Arkalarından koştum ama 45 saniyede hız ibresi 250'yi gösteren bir arabaya yetişmek olanaksızdı. Leo ve Jack'da olanları görmüştü ve çaresizce arabaya bakıyorlardı. Koşarak yanlarına gittim ve çaresiz bir halde James'in yüzüne baktım.

"Yine kaçırdık." dedi James.

"Bu sefer hiç bulamayacağız." dedim umutsuz bir sesle.

"Paralar." dedi Leo ve dizlerinin üstüne çöktü.

Araba'nın arkasından bakarken arkamızdan gelen kalın bir erkek sesiyle irkildik.

"Ben onların nereye gittiğini biliyorum."

Özel AdamStories to obsess over. Discover now