Silah Dükkanı

214 14 1
                                        

"Ne zaman gidiyoruz ?" dedim.

"Yarın sabah 9'da gelin silah işlerini halletikten sonra baskın için doğru zamanı bekleyeceğiz." dedi Martin.

"Sonra bom !" dedi Leo gülerek.

James ve Leo'ya baktım. Hiç korkmuşa benzemiyorlardı ve gitmek için can atıyor gibiydiler. James ayağa kalktı ve Martin'in elini sıktı.

"Teşekkürler Martin. Bu iyiliğini unutmayacağız."

Martin içten bir gülümsemeyle: "Önemi yok." dedi.

Dışarı çıktığımızda saat 11 olmuştu. Heyecanlıydım çünkü daha önce hiç silahlı çatışmaya girmemiştim. James ve Leo için aynı şeyleri söyleyemem.

"Hadi görüşürüz." dedi James.

"Görüşürüz." dedim.

"Kendine iyi bak James yarın çok adam vuracağız." dedi Leo.

James gülümsedi ama birşey demeden hızlı adımlarla evine gitmeye doğru yürüdü.

"Korkuyormusun David." dedi Leo gülerek.

Leo'ya sinirlenmiştim ama belli etmedim. "Korkmuyorum."

"Martin planı anlatırken yüzündeki korku ifadesini görmeliydin."

Cevap vermedim ve eve gidene kadar konuşmadık. O kadar çok olay olmuştu ki kendimi yatağa atacak enerjiyi zor bulmuştum. Yattığım gibi uyumuşum.

                                          ★★★★★★★★★★★★★★★

Rüyam'da çok güzel bir evdeydim. Martin yanımdaydı ve mutsuzdu. Yüzünü öne eğmişti ve göremiyordum.

"Neden mutsuzsun Martin ?" dedim.

Başını kaldırmasıyla bağırmaya başladım. Yüzü kan içindeydi ve yanmıştı. Yanaklarında çukurlar açılmış gibiydi. Nefesimin kesildiğini hissettim. Biri sanki burnumu sıkıyordu.

"David uyan !" diye bağırdı Leo.

Refleksle kalktım. Ter içinde kalmıştım.

"Ne oldu ?" diye sordum.

"Bu soruyu benim sana sormam gerek. 5 dakikadır uyandırmaya çalışıyorum. Kabus mu gördün ?"

Kendime gelmeye çalışıyordum. Kabus görmüştüm ama sanki gerçek gibiydi. Ve bir anda bunun gerçek olacığını düşünmeye başladım. Hayır hayır düşünmüyordum sanki gerçek gibiydi.

"Martin'in yüzü yanmıştı." dedim nefes nefese.

"Sakin ol dostum sadece bir kabus."

"Kabus'tan öte Leo." dedim ciddi bir şekilde, "Martin'in çatışmada yüzü yanabilir."

"Çok komik David. Hadi kalk geç kalacağız."

Leo beni dinlememişti. Market soygununu düşündüm. James'te beni dinlememişti ama dediğim gerçekleşti. Kahin gibiydim. Olacakları istemsiz olarak söylüyordum. Sanki biri bana söyletiyordu. Saate baktım. 8.30' du ve 30 dakika sonra Martin'in evine gitmeliydik. Aceleyle kalktım ve üstümü giyindim. Mutfağa gittiğimde Leo kahvaltısını bitirmişti.

"Hadi biraz yemek ye geç kalacağız." dedi.

Hemen masaya oturup atıştırmalık birşeyler yedim. 5 dakika sonra kapı çaldı.

"Hoşgeldin James." dedi Leo.

"Hoşbulduk Leo. Hazırmısınız ?" dedi James.

"Hadi David çıkıyoruz." diye bağırdı Leo ve montunu alıp dışarı çıktı.

Masadan kalktım ve kapıya doğru yöneldim. James her zamankinden farklı giyinmişti. Siyah deri mont, siyah pantolon, siyah ayakkabılar. Bütün giydiği şeyler siyahtı.

"Ne o James siyah giyinen adamlar filminden mi özendin." dedim gülerek.

Üzerine baktı. Hiç farkında değil gibiydi. "Bilmem." dedi gülümseyerek.

"Evet beyler bayanlar hazırsak yola çıkalım." dedi Leo.

Martin'in evine kadar gerekli olmadıkça konuşmadık. Rüyamı James'e anlatmakla anlatmamak arasında kalmıştım. Eğer anlatırsam ve olay gerçekleşirse beni bir deli hastahanesine götürebilirlerdi. Köşeyi dönünce büyük bir Mazda 5 arabasıyla karşılaştık.

"Hoşgeldiniz." dedi Martin gülümseyerek. Yanında 3 kişi daha vardı.

"Bunlar arkadaşlarım beyler." dedi bizi göstererek, "bunlar da küçük yaştan beri yanımda olan dostlarım." dedi.

"Biz hazırız." dedi James.

"Güzel." dedi Martin, "şimdi silah dükkanına gideceğiz ve beğendiğiniz birkaç silahı alacağız. Hazır olduğumuzda ise güzel ve ani bir baskınla paralarınızı geri alacağız."

Martin anlatırken sanki herşey gözümüzün önünde canlanmıştı. Heyecanlanmıştık.

"Buyrun." dedi ve arabayı gösterdi.

15 kilometre gittikten sonra bir apartmanın önünde durduk.

"Silah dükkanına gideceğimizi sanıyordum." dedim.

"Bu apartmanın altında silah dükkanı var ve kaçak olduğu için dükkan açamıyor. dedi ve yeşil bir kapıya üç defa vurdu.

"Kimsiniz ?"

"Ben Martin dostum. Biraz silaha ihtiyacımız var."

"Gel Martin." dedi kalın bir ses ve kapı açıldı.

Hepimiz içeri girdikten sonra kapı kapandı. Korkmuştum. Kapı kapanırdı ve önüne ölümcül silahı olan bir adam çıkardı ve seni öldürmeye çalışırdı. Filmlerde hep böyle olurdu ama herşey normaldi.

Martin bir kapıyı açtı ve içeri girdi. İçeri girince gözlerime inanamadım. Normal bir silah dükkanından 5 kat büyük olan bir yere gelmiştik. Hemen içeri girip gözüme kestirdiğim bir silahı elime aldım.

"Hey dostum onu yerine bıraksan iyi olur." dedi bir ses.

Arkamı döndüm ve karşımda 60'lı yaşlarda saçları beyazlamış ve sakalları uzamış bir adam duruyordu. Silahı elimden aldı.

"Bu Anti Tank Tüfeği. 50 kalibrelik dev mermisi ile bir tankları bile vurabilir." dedi ve bir mermiyi eline alıp gösterdi. Mermiyi gösterdiğinde bunun dünyadaki en güçlü silahlardan biri olduğunu düşündüm.

"Bu Jackson." dedi Martin, "silah konularında uzmandır."

"Abartma Martin." dedi Jackson gülümseyerek.

"İstediğiniz bir silahı alabilirsiniz." diye bağırdı Martin, "ama daha sonra geri getirmek şartıyla."

James ve Leo'nun yanına gittim.

"Sanki bütün silahları buraya getirmişler." dedi Leo gözlerine inanamayarak.

"Fazla zamanımız yok." dedi James, "bize yük olmayacak ve güçlü bir silah almamız gerek."

Jackson elinde bir silahla yanımıza geldi.

"Desert Eagle. 1mm'lik mermiden 9mm'lik mermiye kadar olan bütün mermi çeşitlerini kullanabilen bir silahtır. 30 metre uzaktaki inasnı vurduğunda yaşama şansı bulunmuyor. Favori tabancalarımdan biridir." dedi ve James'e uzattı.

James silahı eline aldı ve incelemeye başladı. "İyiymiş. Bunlardan 3 tane alalım." dedi.

Jackson beş dakika sonra yanımıza geldi ve Desert Eagle tabancasından 3 tane verdi.

"Hazırmısınız ?" dedi Martin.

"Evet." dedi James.

"Hadi o zaman şu piç kurularına derslerini verelim."

Özel AdamHistorias para obsesionarse. Descúbrelo ahora