Scott hapşırık sesini duymamışmıydı. Scott "Ne sakladığın için seni sorgulamayacağım ama öğlen yemeği bitiyor. " Scott tam gidecekken kolundan tuttum. "Steven da orda mı?" Scott başını Hayır anlamında salladı " Hayır,onlar daha gelmedi" Ne? Onca şeyi hayal mi etmiştim? Steven'ı aslında ağladığı zamandan beri görmemiştim. Hepsini hayal etmiştim. Hepsi Jake ile başlamıştı. Jake'i bulup neler olduğunu öğrenmeliydim. Gidip dolabıma baktım. Hiçbir iz yoktu. Ne kırışmış bir kıyafet ne de sığacak kadar büyük bir yer. Koşarak aşağı indim.-kulübe iki katlıydı-. Bayan Thedory'e sordum "Ben buraya nasıl geldim?" Bayan Thedory şaşkın bir şekilde cevap verdi" Ah görmedim canım"
Koşarak dışarı çıktım. Jake ormana doğru yürüyordu." Jake.." diye seslendim. Jake "Git burdan. Sakın bana yaklaşma. Sakın Grace." dedi. Oysa ona adımı bile söylememiştim. Korktum ve geri çekildim. Jake ormana girdi. Eve geri gidecekken bir çığlık duydum. Erkek çığlığına benziyordu. Koşarak ormana girdim. Jake 'e zarar gelmiş olabilirdi. Koştum... Koştum... Kaybolduğumu fark edince durdum. Ormanın ortasında daire şeklinde hiç ağaç olmayan bir boşluğa gelmiştim. Arkamda bir çıtırtı duydum. Arkama döndüm. O sırada ayağım takıldı ve yere düştüm. Acıyla bağırdım. Jake ağaçların arasından koşarak geldi "İyi misin? Seni evine götüreyim" Beni kucağına almaya çalıştı ama geri çekildim "Gerçekleri öğrenmeden hiçbir yere gitmiyorum. "Ben kulübeye nasıl geldim?" Jake bana cevap verdi "Konuşurken birden bana tutundun ve uyudun ilk başta bayıldığını sandım ama bayılmamıştın. Ben de seni odana götürdüm." dedi. "Peki ya biraz önceki şey?" dedim. Jake beni kucağına aldı ve "Sınırlarını aşma küçük hanım. " dedi. "Ben mi küçüğüm? Sınıfta ki en uzum boylulardan biriyim." dedim. O da "Belki sınıfında öylesin ama benden kısasın." dedi. Bu sırada Stevenlar geldi. Biz de ormandan çıkmıştık. Steven bizi görünce yanımıza geldi. " Jake?"
"Steven?"
" Çabuk onu indir kucağından." Steven Jake 'e öfkeyle bakıyordu. Jake 'se sakince "Tamam eski dostum. Sadece ayağını incitti." dedi. Steven hemen beni kucağına aldı. "Scott'un babası doktordu değil mi? Seni onun yanına götüreyim." Steven bana soğuk davranıyordu. "Steven Jake'i nerden tanıyorsun?" Steven yüzüme bakmadan konuştu "Hiçbir yerden ayrıca tanısam da seni ilgilendirmezdi. Konuşmazsan daha hızlı ilerleriz." Steven beni dışardaki sandalyelerden birinin üstüne oturttu. İçeri girip Bay Leonardo'yu -Scott'un babası- çağırdı. Artık gerçekten Steven'ı sevmeyi bırakmalıyım. Bu imkansız. İkimiz gerçekten birbirimize uygun değiliz. Ben durmadan üzülmeyi istemiyorum.
Bay Leonardo yanıma geldi. Steven dışarı çıkmamıştı. Ama artık o beni ilgilendirmiyordu. İlgilendirmemeliydi. Bay Leonardo'ya nasıl düştüğümü anlattım. O da ayağıma pansuman yaparken " Grace seni ormandan getiren çocukta kimdi?" diye sordu. Cevapladım "O Jake. Komşumuz." Bay Leonardo " Hm. Ayağın yarın sabaha kadar iyileşir." dedi.
Bay Leonardo bunu bilmiyordu ama aklıma çok güzel bir fikir getirmişti. Ben çok acı çekmiştim ama Steven hiç üzülmemişti. Burada Jakele gittikçe yakınlaşacağım. Ve Steven acı çekecek. Belli mi olur belki Jake'e aşık olurum ve Steven'dan kurtulurum.***
