Plakta bir şarkı çalıyor ve şöyle diyor... "Çoktan unuturdum ben seni çoktan , ah bu şarkıların gözü kör olsun.."
Şarkılar mıydı bize geçmişimizi hatırlatan yoksa biz geçmişimizi hatırlamak için mi şarkıları dinlerdik?
Zaman geçer , acı geçer , gece biter ve gün aydınlığa döner.
Anka..
İsmim Anka Gencay.
Hiçbir zaman adımın anlamı kadar güçlü olamadım , öldüğüm de küllere dönüşmedim mesela o küllerden yeniden doğmadım sadece yandım kendimi yaktım ve sönmeyi hiç bir zaman arzulamadım. Sabahı zor ettiğim gecelerde oldu ama hiç bir zaman isyan etmedim ben bir Kadının ve bir adamın günahından ortaya gelen gayrimeşru biriydim. Bundan şikayetçi değildim yaşamayı biliyordum nefes alıyordum ve dünyanın güzelliklerinin farkındaydım.
"Anka!" evin içinde bir patırdı koptu yavaşça odamın kapısı açıldı bu anannemdi. Sırt çevirdiğim kapıya sadece kafamı çevirerek baktım. "efendim" diye mırıldandım uyku mahrumu sesimle. Anannem gözlüklerinin üstünden mavi gözlerini büyütmüş bana bakıyordu. "Güneş aradı az önce telefonuna bakmamışsın seni merak etmiş kızım ara bakayım kızı aklı çıktı delinin." bir şey dememi beklemeden kapıyı çekip gitti. Ah! tamamen unutmuştum Güneş'i bu sabah buluşup kahvaltı yapacaktık ağzımda ki uyuşuk tadın geçmesi adına yutkundum ama geçmesi gerekirken daha da beter oldu yastığımın yanında duran telefonumu elime alıp kilit tuşuna bastım .
10 cevapsız arama Günışığı
oflayıp son ismin üstüne bastım ve aramaya düştü ilk çalışta Güneş telefonun başında olduğunu belli edercesine açıldı. "Ya sen salak mısın kızım sabahtan beri arıyorum açmadın aklım çıktı evden de çıkamıyorum biliyorsun!!!" ince ve tiz sesi kulağımı delercesine bağırması yüzümü buruşturmama sebep oldu. "Sakin olur musun azıcık uyuyakalmışım ne bu telaş gören de beni çocuk zanneder." dedim onun aksine sesim daha sakin çıkıyordu. "Ya kızım biliyorsun benim tez canlı olduğumu Seher teyzeyi aramak bile aklıma gelmedi öyle bir telaş hem bugünün özel bir gün olduğunu unutma!" yataktan doğrulup oturur pozisyona geçtim boşta olan elimle dağılmış saçlarımı geri ittim. "Unutmadım günışığım benim nasıl unuturum beraber ilk kez seminere katılacağız hemde Sergen amcanın ." heyecanının anlayabiliyordum. "Ohh! unuttun sandım yangınım benim duş al ve hemen bize gel kıyafetleri bile hazırladım." dedi tek nefeste "Tamam kuzucuk hadi kapat." dememe kalmadan yüzüme telefonu kapattı. Bunu bir başkası yapsa sinirlenir hatta kriz falan geçirirdim ama Güneş çok farklıydı. Onunla tam olarak ne zaman tanıştığımı bile hatırlamıyordum kendimi bildim bileli o hep vardı hep yanım da benim Günümün ışığıydı . Oturur pozisyonda olduğum yataktan kalkıp uyuşmuş vücudumun rahatlaması için biraz gerinme hareketleri yaptım. Seminer akşam 6' da başlayacaktı ve benim hazırlanmam için sadece üç saatim vardı hiç oyalanmadan tek gözlü giysi dolabımın kapağını açıp içinden ince tişört çıkardım siyah taytımı da aldığım gibi dağınık olan yatağımın üstüne bıraktım odamın kapısını açıp hemen çaprazda duran banyoya girip kısa duş alıp dişlerimi fırçaladım tertemiz olduğuma emin olduktan sonra banyodan çıkıp odama girdim sımsıkı kapalı olan perdelerimin arasından sızan güneş ışıkları havanın gerçekten çok sıcak olduğunun belirtisiydi şuan arka bahçe de ki hamakta uzanıp kitap okumak isterdim ama bir kere Güneş hanıma söz vermiştim bunu asla zorunluluk olarak görmüyordum her zaman onun yanın da ve bir adım gerisinde olacaktım. Siyah iç çamaşırlarımı giyinip hızlıca çıkardıklarımı giyindim üstümde ki beyaz tişört bol yakalı olduğu için sol omzumu açıkta bırakmıştı bu beni rahatsız etmedi zaten 20 dakikalık bir yol yürüyecektim saçlarımın ıslaklığını havlu yardımıyla alıp nemli bir şekilde omuzlarım dan aşağı dökülmesine izin verdim , kol çantamı da alıp son kez üstüme bakıp odadan çıktım odamı geldikten sonra da toparlayabilirdim uzun holü geçip oturma odasın da evlilik programı izleyen ananneme baktım ah bu kadın gerçekten bu programlarda ne buluyordu zavallı dedem de onun sayesin de izliyor ve yemeklerde insanlar hakkın da tartışma yapıyorlardı. "Ben çıkıyorum aşk kuşları!" sesim neşeli ve alay dolu çıkıyordu. "Tamam yavrum , aman dikkatli olun telefonun açık olsun." dedi dedem yılların verdiği mazi dolu gözlerle bana bakarak . "Merak etmeyin Sergen amcanın kanatları altında olacağız." bana bakan aileme öpücük atıp odanın yan tarafın da çıkış kapısının kolunu çekip kapının önünde ki spor ayakkabıları ayağıma geçirdim doğrulup aralık olan kapıyı ardımdan çektim. Yaşadığımız semtte ki evler hep tek katlı ya da iki katlı oluyorlardı küçük bir kasaba şeklinde ki mahallemizi çok seviyordum. Evin bahçesinden çıkıp yol boyu yürümeye başladım sokakta oyun oynayan çocuklar , ip atlayan kızlar bir birine bağlı ve korumacı bir mahalleydi geneli romen olsa bile onlarda insandı ve gerçekten çok samimi komik insanlardı .Düşüncelerime dalmış bir şekilde yolda düz bir biçim de yürümeye devam ettim bazı evlerin önün de teyzeler oturmuş hem el işi yapıp hemde çay içiyorlardı aralarından bir kaçını tanıyordum. "Kız anka gel bakim çay içiverelim" dedi konuşması beni her zaman güldüren Güllü teyzeydi. "Çok isterdim ama Güneş bekliyor size afiyet olsun başka zaman söz." dedim samimi bir gülüşle birlikte. "Söz verdin unutma sakın ha." kafamla onu onaylayıp el saladım ve oradan uzaklaştım bir kaç ev daha geçtikten sonra Güneş 'lerin iki katlı mavi evleri gözüme çarptı. Hızlı bir şekilde demir kapıyı itip ikili merdivenleri çıktım sağ elimi kaldırıp zile dokundum , zil iki kere yavaş bir şekilde çaldı daha ikincisi bitmeden kapı açıldı. Karşım da makyajının yarısı yapılmış askılı pijama takımıyla duran bir adet Güneş vardı. "Kız çabuk içeri girip ışık hızın da hazırlanman gerekiyor hadiii!" olduğu yerde telaşla elini kolunu hareket ettirip zıplıyordu arkasında beliren Zeynep teyze Güneş'in bu halini görüp gülümsedi . "Hoşgeldin Anka , ve sen küçük hanım daha saatler var ne bu acele." diye uyardı Güneş'i . Güneş Zeynep teyzenin kopyası gibiydi fakat Zeynep teyzeden biraz daha uzundu. Uzun parlak turuncu saçlar saçlarıyla aynı tonda göz renkleri ve bir tuvale sıçramış edasıyla soluk çilleri, anne kız değil abla kardeş gibi görünüyorlardı. "Hoşbulduk Zeynep teyze" dedim içeri girerken. Güneş kollarını açıp sıkıca beni kucakladı deli kız. "Bakmayın bana ilk kez babamın seminerlerinden birine katılıyorum heyecanlıyım o yüzden" diye mırıldandı. Zeynep teyze samimi tatlı tebessümle bize bakıp hemen mutfağa doğru ilerledi. "Umarım sıkılmazsınız" dedi Zeynep teyze imali bir ses tonuyla bu Güneş'i çıldırtmak için söylenen bir cümleydi . "hiç kimse moralimi bozamaz . buna sende dahilsin yavru ceylanım"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
LEYLİFER
Genç KurguOnun elini tutmak; Küçük bir kızın babasının elini tutuğun da yüzünde oluşan o muazzam tebessümle eş değerdi. Ona sarılmak; Bütün gün yorulup eve girdiğinde ki o rahatlama hissiydi. Ona ulaşmak ise; Gökkuşağının bitiği yeri bulmaya çalışmaktı. Onu...