İstanbul'un Güzeli-6

1 0 0
                                    

Restoran maceramızdan sonra Hep mutluydum.  Çünkü Baran artık beni önemsiyordu. Belki bunu düşünmem bir hataydı.  Onu sevmemeliydim.  Ama elimden gelen bir şey yoktu.  Gün geçtikçe ona olan sevgim ve ilgim artıyordu. O beni sevmezdi. Canım yanardı. Üzülürdüm ama birlikte olurduk. En azından gözlerinin içine, nadir gülüşüne  aslında masum olan kalbine bakabilirdim.Evet aşık olmuştum delicesine hemde.  Burak kalbimdeydi onsuzluğu düşünmek zor geliyordu ama ...Ama Baran başkaydı. O bendi. Bende o'ydum. Onun gibi sevdiğinin ölümüne katlanmış biriydim. Bir farklaydı bu,o sevdiğine kavuşmuş hatta bir yavrusu olacakmış ki Rabbim huzuruna çağırmış.  Ama ben... Ben kavuşamadım ki. Gitti o. Gözümün önünde bir silaha kurban etti. Önleyemedim. Kurtaramadım. Çok sevmiştim. Bana Aşkın Mavisi derdi o. Olamadım.Onun dünyasına gökyüzü olamadım. Olamadım. O benim Dünya'mken ben ona gökyüzü bile olamadım. Ama sadece sevebildim onu en saf ve temiz duygularımla. Ama şimdi ona ihanet ediyormuş gibi hissedemiyordum. Belki de sevememiştim onu SEVGİ NEYDİ? AŞK BİTER MİYDİ?
Cevaplayamıyordum. İkisi arasında seçim yapamıyordum. Ama ne denirdi " 2 kişi arasında seçim yapamıyorsan 2.'yi seç çünkü birincisini sevseydin 2.  olmazdı". Ne doğru demişti değil mi? Hem ben Burak'ı seçseydim ne olacaktı ki. Yeniden dirilip gelemezdi değil mi?
Evet eğer ki üzülmek istemiyorsam Baran'ın karısı olmalıyım. Onun helali onun namusu olmalıyım.
1 ay sonra
ººººººººººººº
Hazal'dan
Bugün Revınd Hanımla pazara gidecektik. Düğüne 2 gün vardı. Ve ben çok heyecanlıydım. Yarın nişanım vardı. Kırmızı bir elbise almıştım. Dekoltesi fazla değildi. Göğüs üstünden beline kadar dantelliydi. Kemeri vardı. Göğüs altından çizgiyle dantel geçmesi Baran'ı deli edecekti :D. Pazar için hazırlanıyordum. Bugün canım turuncu giymek istiyordu. Bu nedenle turuncu ve yakasında 3 siyah düğmeli Şevval ablanın yani Baran'ın ablasının hediye ettiği elbiseyi giyecektim. Çok beğenmiştim. Elbiseyi giydiğimde saçımı düzelttim ve hafif bir makyajla odama veda ettim. Aşağı indiğimde bizi bırakacak olan Baran bey ortadan kaybolmuştu. Revınd hanıma onu sorduğumda acil bir işi olduğu için çıktığını söyledi.  Buna biraz bozulsamda Revınd hanıma belli etmemek için peki diyip, dışarı çıkalım dedim. O da Baran bizim için arabasını şoföre bırakmış.  Kendisi taksi ile gidecekmiş dedi. En azından bunu düşünmüş dedim fısıldayarak. Hı dedi Revınd Hanım. Bende bişey yok hadi gidelim dedim. Ve çıktık. Yol uzun sürmedi. Birde İstanbul'da iken en çok dinlediğim ingilizce şarkı "We don't talk anymore" çalıyordu. Şarkıya eşlik ederek yol bitti. Pazara vardığımızda birsürü dedikoducu teyzeyle karşılaştık. Hepsi onun damadı bunun  gelini diye gıybet ediyorlardı. Yazık cidden yazık yarın yüzüne gülecekleri insanların bugün arkasından konuşuyorlardı. Bu insanları anlamak zor.  Pazardan alışveriş yaparken kasanın olduğu taraftan bir ses dıydum. Bu ses Hazal Gel diyordu. Sese doğru ilerlerken burasının bir kamyonun arkasına doğru çıktığını gördüm. Karşımda Mirzat vardı.  Ve beni zorla kendine doğru çekti. Ona karşı koymaya çalıştıkça beni kendine doğru çekiyordu.  Ve o iğrenç yüzüne daha bir yaklaştırıyordu. Aslında çirkin bir yüzü yoktu ama bu ucuz haraketleri onu çirkin yapıyordu. Tam onu çekmeye çalışacağım sırada Baran'ın sesini duydum. Evet bu ses Baran'a aitti. Onun burda ne işi vardı. Ama bunu düşünecek vakit yoktu. Baran İyi eğlenceler demişti. Şaka mı yapıyordu.  Ah beni kurtarması gerekirken laf kalabalığı etmesi çok can sıkıcıydı. Ve karşımda Mirzat'ın  sırıtması ayrı bir sıkıyordu canımı. Baran delirmiş miydi? Karşısında bu durumdayken beni kurtarmak yerine öylece duruyordu. Baran beni kurtar dedim çaresizce. Baran güldü bana.  İnanamıyordum. Ne duruyorsun dedim. Siz ne duruyorsunuz devam edin yiyişmenize müstakbel  karıcım  dedi son kelimeyi bastırarak.Mirzat'ın Baran'a baktığı sırada kaçtım ordan. Beklemedim, acı çekiyordum. Yanlış anlaşılmak kadar zor bişey yoktu evet ama .Baran başka birine aitti. O ölen karısına aitti. Ve hep öyle kalacaktı.  Ama beni hamile sanmasından sonra böyle bir iftirada bulunması kalbimi acıtıyordu. Aşık olmak kötüydü.  Evet tüm şairleri yoksayarak diyorum Aşk ölüm değildi ama aşk varken nefeste alamazdın. Aşk dert değildi ama o varken derman yoktu.  Aşk ayrılık değildi ama aşk varken birleşmekte yoktu. Ama hangi aşık kavuşabildi ki aşkına.  Leyla ile Mecnun mu? Iı Hayır onlar kavuşamadı birbirlerine ve bizde böyleydik. Ben lisedeki platonik aşka tutunan kızlar gibi değildim. Ben olgundum. Ona kavuşamayacağımı düşünüp ağlamazdım. Ben pes etmezdim. Onu zorlamazdım çünkü ben AŞIKTIM...Ama bunu kabul edemezdim.
BARAN'DAN
ºººººººººººººº
Hazal'ın bunu yapacağı aklıma gelmezdi. 1 saat önce ona işe gideceğim dediğimde yalan söylediğim için pişmanlık duyacağımı düşünmüştüm.Ama Mirzat  nasıl nasıl Hazal'ı öp... Ah Hayır bu imkansız buna inanamam inanmıyorum. Hazal'la konuşsam yalan mı söyler ki ama geçen olayda o haklı çıkmıştı. Bu birdahaki olayda da haklı çıkacak anlamına gelmez ki. Yeter ama kafayı yiyeceğim. En iyisi Hazal'ın yanına gitmek.
Sinirlenince direk ofise gitmem ev yoluna uzak olmama neden olması çok kötüydü.
Eve giderken yolda Hazal'a
benzeyen ama Mardin kültürüne
uygun olmayan bir kız gördüm dikkatimi çeken şey ise bavullardı. Umursamadan hızla ilerledim. Eve vardığımda herkesin endişe dolu yüzlerle buluşmam Hazal'a birşey olmuş olmasından korkmama neden oldu ve Anneme konuşma hakkı vermeden çabucak Hazal'ın odasına gittim. Odaya  girdiğimde eşyaların az olduğunu farketmem pekte zaman almadı. Ama onu nerde bulacaktım ki...

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Feb 15, 2019 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

İstanbul'un GüzeliHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin