III.

173 17 4
                                    

"Öyle değil Yeon-ie. Daha sert basmalısın."

"Deniyorum ama olmuyor."

Arkamdan gelip ellerini belime koyuyor. Ayaklarımı yerden birkaç karış yukarı kaldırıyor. Bedenimi onun bedeniyle iki kez çevirip beni sert bir şekilde yere bırakıyor. Ayaklarım yüksek bir yerden atlamışım gibi yüksek bir sesle yere vuruyor. Kauçuk bir tabanın o kadar fazla ses çıkarmasına şaşırıyorum.

Aynadan ona bakıyorum. Ellerini beline koymuş, yüzünde yılların alışkanlığı kendini beğenmişliğiyle sırıtarak bana bakıyor.

"İşte böyle. BABABABAM."

Bunu söylerken birkaç kez zıplıyor. Çocuksu tarifine sesli bir şekilde gülüp aynaya yaklaşıyorum. O da o sırada müziği kapatmaya gidiyor. Sırtımı aynaya dayayıp yavaşça yere kayıyorum. Bağdaş kurup yanımdaki sudan birkaç yudum alıyorum.

"Her gün bunu nasıl yapıyorsun?"

Yanıma oturuyor. Elimdeki matarayı alıp kafasına dikiyor. Yutkundukça hareket eden ademelmasına bakıyorum. İstemsizce yutkunuyorum. Teninden yayılan koku başımı döndürüyor.

"Hayır, her gün yapmıyorum. Normalde hareketleri gösterip kenara çekiliyorum. Sen özel öğrencimsin."

"Beceriksizsin de diyebilirdin."

Kafasını geriye atıp gülüyor. Sonra bana dönüyor. Onu dikkatle inceleyen gözlerimi yakalıyor gözleri. Yüzünde bir gülümsemeyle bana yaklaşıyor. Dudakları dudaklarımı örtene kadar yaklaşıyor.

Yaşadığınız zaman dilimine ait olmadığınızı hissettiğiniz oldu mu? Bu sabah yatağımda uzanmış yıldızlara bakarken aslında böyle hissettiğimi fark ettim. Bu her şeyi daha anlamlı kılıyordu.

Başka bir zamanda yaşıyordum. Başka bir zamanı yaşıyordum. Kabullenemediğim, kabullenmek istemediğim gerçeklerin olmadığı zaman diliminde onlar başka bir gerçekken... Bir yıl öncesinde, beş yıl öncesinde belki de sadece bir gün öncesinde. O anıları hatırlamak için kendime izin vermeme gerek yoktu. Zaten o anılarda yaşıyordum. Sadece, anılarda süzüldüğümü fark edemiyordum.

Hatırlamaya iznim olmadığını düşünüyordum. Hatırlamıyormuşum gibi hissediyordum. Sonuçta o anı yaşıyorsanız o anı hatırlayamazsınız. O şimdidir. Ve hatırlanmak şimdiye ait değildi.

Hala o vardı. Hala onu hissediyordum.

Bu yüzden bugünün gerçekliğinde hissedemiyordum. Duygularımı kaybettiğim yoktu işte. Sadece zamanın duygularına uyum sağlayamıyordum. Bedenen bulunduğum zaman dilimindeyken zihnen başka bir yerde hapsolmuştum. Açıklaması buydu.

Yattığım yerde yanıma döndüm. Gözlerimi sol tarafımdaki mataraya odakladım. Uzun zamandır orada durduğundan üstündeki toz katmanını görebiliyordum. Ona dokunmaya cesaretim yoktu. Kimseye dokundurmaya da tahammülüm yoktu.

Mataranın yanındaki saate baktım. Sekize geliyordu. Birazdan karşı odanın kapısı açılacak ve Fany kahvaltı yapmak için mutfağa gidecekti. Sonra odasına geri dönecek, iş için giyinecek ve evden çıkacaktı; fakat bu sabah diğer sabahlardan farklı olarak benim odama gelmeyecekti. Çünkü dün geceki konuşmanın ardından yüzyüze gelmeye cesareti kendinde bulamayacaktı.

Culaccino | Tae YeonHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin