İyi okumalar
3500 vote
2000 yorum bölümü yazdığım zaman yayınlayacağım (sınır geçildikten sonra)
.
Altınlar takıldıktan sonra herkes yavaş yavaş kalkmaya başlamıştı ki bizim masaya yabancı bir kadın geldi. Ülfet teyze ile selamlaştı. "Yanında oturan hanım kızımız oğlumun ardına kırmızı mendil bırakmış. Oğlum ille de git konuş dedi, maşallah ay gibi kız pek beğendi. Biz diyoruz ki uzatmadan eğer senin de akrabansa sizin aileye güvenimiz tam, gelelim senden veya Ömer ağadan bu güzel kızı isteyelim."
Kelimenin tam anlamıyla ne diyeceğimi bilemez hale geldim. Yüzümün kızardığını hissedebiliyordum çünkü boynuma kadar sanki ateş değişmecesine yanıyor gibi hissediyordum. Ben o mendili Ömer'in arkasına atmıştım oysa ki... O ise beni görmemiş olacak ki attığım mendili başkası sahiplenmişti.
"Senin ne dediğini kulağın duyuyor mu kadın?" Arkadan gelen bilindik ses ile dolu dolu gözlerimle ona baktım. Öyle sinirlenmişti ki bu boynunda belirginleşen damardan dahi anlaşılıyordu. "Sen yabancısın herhalde anamın yanında oturan kadın kim bilmezsin." Yanıma geldi. Sandalyede oturduğum için onu tam tepemde görebiliyordum. Kolunu boynumdan yanağına getirdi ve yüzümü okşadı.
Gözüm o an hala masanın yanında dikilen kadına değdi. Kadın ne yaptığını anlamamış olacak ki olanları kavramaya çalışıyordu. "Ömer benim kocam teyze. Ben o mendili oğlunuzun ardına değil, Ömer'in ardına attım. Belli ki yanlış anlamış." Ömer bana dokununca siniri gidecekmiş gibi hala yanağımla boynumu okşamaya devam ediyordu. Yüzüne baktım, neredeyse gömleği ile aynı renk olan yüzüne. "Sakin ol." Dercesine gülümsedim ve elimi elinin üstüne götürüp okşadım.
"Dilimi arı soksaydı da söylemeseydim." Ağzına iki kez vurdu. "Biz yabancıyız, kız tarafındayız. Kimseye de danışmadan geldim buraya, hanım ağamı tanırım, Ömer ağanın da ismini çok duyduk ama evlendiği haberi hiç gelmedi kulağımıza. Bilsem gelir miydi hiç?" Hayıflana hayıflana dizini dövmeye başladı.
"Bilsen birinin karısını istemeye gelmezsin elbet, önemli olan düğüne gelen oğlunun..." Sanki küfür edecekti de zor tuttu kendini. Hatta içinde tövbe estağfurullah dediğini bile söyleyebilirdim. "Köyümüzün kızlarına özellikle de benim karıma göz dikmemesi." Hiddetle kurdu cümlesini, öfke kusar gibi bir hali vardı. Ben ne kadar elimi elinin üstünden çekmeden, o ne kadar elini yanağımdan çekmese de öfkesi dinmek bilmiyordu.
Kadın Ömer'in öfkesinin yanında dut yemiş bülbüle döndü neredeyse. "Ömer ağam vallahi de billahi de yanlış anlamış. O sanmış ki ona attı mendili. Yoksa bakar mı senin karına, biz şerefimizle yaşarız." Dedi kendini inandırmak istercesine.
"Dua etsin oğlun adını sanını bilmem. İstesem öğrenmek zor olmaz ama köye gelen misafirsiniz diye ses etmiyorum. Allah şahidim karıma gözünün değdiğini görürsem yakarım onu da kendimi de." Karım derken boynumdan öyle kavrayışı vardı ki tüm tüylerim şaha kalktı.
Kadın gittikten sonra Ülfet teyze, Ömer'i sakinleştirmek için konuşmak istedi ama o kesin bir dille reddetti. "Sinirimi ancak karım yatıştırır." Dedi o kadar milletin içinde. O an duygularım girift hal aldı ne düşüneceğimi ne hissedeceğimi bilemedim. Benim suçum olmasa da o mendili attığım için hem suçlu hissediyor, Ömer'in dokunuşuyla tenim karıncalanıyor ve az önce ettiği laftan dolayı utançtan yanaklarım kızarıyordu. Utanç, pişmanlık ve arzu... Üçü birden sanki ruhumu çepeçevre sarmışlardı.
Elini uzatıp elimden tuttu ve beni sandalyeden kaldırdı. "Artık gidelim evimize." Evimize kısmının üstüne basa basa söyledi. Yanıma yaklaşıp kimsenin duyamayacağı kısıklıkta, "Sana, beni katil edersin demiştim. Az kaldı..." Dedi sabırsızlıkla. Bu kadar sinirlenmesine anlam veremiyordum, kadının oğlu benim yanıma gelse bir nebze anlardım fakat tamamen yanlış anlaşılma yüzünden canını sıkmasını istemezdim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
AYKIŞLI +18
RomanceDİKKAT! YAŞ FARKI VARDIR 1970'lerde köyde geçmektedir. Sıcak kolları ile sarıp sarmaladı onun yanında cılız ve küçük kalan bedenimi. Buz gibi günahlarım onunayken yerle yeksan oldu. Kimsesiz ruhuma yabancılaşmadan öksüz bedenime sahip çıktı , yalnı...
