-6-

1.8K 238 146
                                        

"Güçlü görünüyorsun."

Karşısına dikildiği aynada, yüzüne sürekli toz bir şeyler süren makyözleri incelerken Hyunshik aynadan ona bakmış ve gülümsemişti.

Midesi bu gülümseme yüzünden öyle bir bulandı ki, güçlü bir öğürme hissinin gırtlağına kadar yükselmesine engel olamadı. Üzerindeki kıyafetler ağırdı, zayıf kemikleri onları taşımakta zorlanıyordu. Baştan aşağı siyah giydirilmiş, güçlü ve güvenilir bir görüntü yakalamaya çalışılmıştı. Özenle yapılan saçlarına baktı, bakışları yavaş yavaş pudralanan yüzüne indi. Göz kapaklarındaki keskin gri farı inceledi. Aynada gördüğü kişiyi bedenen tanımıyordu, bu resmi ve ağır görünüm o değildi fakat gözleri, her zamanki gibi sessiz çığlıkların yansıması olan gözleri onca samimiyetsiz şeyin içinden bir elmas gibi parlıyordu. Hyunshik onun bu görüntüsüne halkın inanacağına ve ona güveneceğine o kadar emindi ki, şimdiden heyecandan sürekli bir şeyler diyor, onu övecek ayrıntılar yakalayıp duruyordu.

"İşte bizim istediğimiz Park Jimin... Mükemmel bir ordu komutanı olacaksın Jimin-ah."

Gereksiz samimiyet sözcükleri, tam tabiriyle palyaçoluk yapışına ses çıkarmadı. Birazdan halkın önünde yapacağı konuşma için onu belirli bir yere yönlendirmeye çalıştığı belliydi. Onun istediği yönden gider gibi yaptı, gülümsedi ve onu başıyla onayladı.

"Sizin için, efendim. Devletime ve Yangsan'a layık olabilmek için elimden gelen her şeyi yapacağım."

Ses tonundaki sahte sevecenlik kendini sinsice belli ediyor, ortamın gerilmesine sebep oluyordu. Hyunshik gururla gülümsedi ve elindeki rulo yapılmış kağıdı ona uzattı.

"Yapacağın konuşma bu. Kendini halka inandır, onları koruyacağını söyle."

Makyözler, son rötüşlerin ardından abartılı bir selamlama ile oradan ayrıldığında kağıdı eline aldı ve okuma gereği duymadan, aynada bir kez daha kendini inceledi. Omuzlarında abartılı, kabartma bir detay vardı. Tıpkı bir prens gibi, altın düğmeleri siyah ceketini süslüyordu. Devletin fakir şehri yok etmek adına kullandığı bir silah gibi değil, oldukça güvenilir, üst mevkiden herhangi biri gibi görünüyordu. Yüzünün çekiciliği ve genç oluşu ise pek çok taraftar kazanacağının önceden bir belirtisiydi sanki.

Umuyordu ki öyle olurdu.

Hyunshik, ezbere okuyacağı metnin yazılı olduğu kağıda son bir kez göz atması için onu odada yalnız bıraktığında gözlerini aynadan ayırdı. Bu durumdan kurtulmak için başka bir kişiliğe bürünmüştü sanki, içindeki gerçekliği, kurtarmak zorunda olduğu topluma ulaşmanın zorluğunu atlatabilmek uğruna koca bir maske takmıştı. Belki de kendini hep aynı ithamlarla suçladığından, bu role girmekte zorlanmamıştı.

Kapı tekrar açıldığında, aynadan gelen kişiye baktı. Jungkook tıpkı onun gibi giydirilmiş ve parmaklarına ona ait olmadığı fazlaca belli olan yüzükler takılmıştı. Aynadaki yansımasına gülümsedi, arkadan sarılışına ellerini okşayarak karşılık verdi. Görüntülerine baktı, gülümsemeleri, kan gölünün ortasında parlar gibi, tüyler ürperticiydi. Jimin hiçbir şey demeyip, sadece arada bakışları değişiyor ve anlaşılması zor göndermeler yapıyordu, her şey sıradanmış gibi davranırken Jungkook asla bunu sorgulama ihtiyacı duymuyordu. Sanki her şey, o üç yıllık kısa hayatlarındaki gibi huzurlu gidiyordu. Koca bir yalan.

"Bu aralar fazla sakinsin." dedi sonunda Jungkook. Kolları arasındaki beden, bunu ondan duyunca nedensizce ürperdi. "Elbette telaş içinde olmanı istemem fakat, bu kadar sakin olman ürkütücü."

Jimin omzunu silkti, içten içe ölesiye korktuğunu ve bu korkunun onu tükettiğini görmezden gelmeye çalışıyordu.

"Böyle olmak daha az yaralayıcı, inan bana."

After the Storm | Jikook Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin