Delphinus Amber Malfoy'dan
Malfoy olduğumu söylelemin üzerinden tamı tamına bir ay geçti. Bazıları hala olayı kavrayamamışlardı. Pekte umrumda sayılmazdı gerçi. Annem 3 kere mektup yazmıştı. Annemi seviyordum. Annemi çok çok seviyordum. Ama babam biraz sertti. Bir de katı kuralları vardı. Ama onuda annem ve ikizim kadar olmasada seviyordum işte. O benim babam. Harry James Potter'a gelince, ondan hoşlandığımı itiraf etmeliyim. Nasıl oldu, ne zaman oldu, nerede oldu hiçbir fikrim yok ama onu gördüğüm an midemin hint dansı yapması kesinlikle normal olamaz. Onunla sevgili olmayı gerçekten isterdim. El ele tutuşmayı. Sarılmayı. Öpmeyi. Dizinde yatmayı. Bana sevgilim demesini. Ama bu şu an için imkansız görünüyor. Hayır hayır. Kesinlikle ailem yüzünden değil. O beni arkadaşı olarak görüyor ve duygularımdan bahsedersem arkadaş kalamayacağız. BİR DAKİKA!!! Ne diyorum ya ben? Ben bir Malfoy'um. İstediğim insanla çıkarım. Hem ne diye korkacakmışım. Kendimi yerden yere mi vuracağım? Oldu. Kimse canımı acıtamaz. Potter bile. Yine sinirleniyorum işte offff. Bu gün Hogsmade'e gideceğiz. Ve sanırım Jamie'nin ağzından laf almaya çalışacağım. Ne kadar başarılı olursam o kadar karda olurum. Hemen giyinmeye koyuldum. Kot, askılı şort tulum içine pastel şeritli uzun kollu bir tişört giydim. Ayağıma düz ama yüksek tabanlı hologram ayakkabılarımı geçirdim. Saçlarımı iki yana ayırıp önlerini topuz yaptım. Arkalarını ise saldım. Yanıma para aldım. Ve işte hazırım.
Aynada kendime bakarken saçlarım birden altın sarısına döndü. Şok içinde kendime bakıyordum. Bu nasıl olmuştu ki. Benim saçlarım platin sarısı. Ha bu arada aklıma gelmişken Malfoy çocuklarının hep platin sarısı saçları olmasının sırrını anladım. Malfoy'lar beyaz albino oluyorlar. Ki bende onlardan biriyim. Bu baya havalı aslında. Gerçi Malfoy olunca zaten doğuştan havalı oluyor insan. Her neyse saçlarımın rengi nasıl değişebilirdi ki? Kendime yeniden baktım. Gözlerim yeşil olmuştu. Bu kesinlikle bir şaka olmalıydı. Ama böyle büyüler çok zor olmaz mıydı? Saçlarım ve gözlerim eski haline döndü. Bende hemen ikizin yanına gittim. Olandan bahsetmedim. Ne kadar önemli olabilirdi ki? Draco olanca yakışıklılığıyla havalı havalı yürürken Hermione ile Lavender'ın bağrışarak kavga ettiklerini gördük. Draco sırıttı ve onlara doğru yürüdük aynen şöyle kavga ediyorlardı》》》
"Sevgilimden uzak dur seni aşağılık ukala."
"Yaa. Zaten benim de tek derdim en yakın iki arkadaşımdan birisini kız arkadaşından ayırmak. Söylesene Brown ne zaman bu kadar düştün? Merak ediyorum. Seni böyle düşündüren nedir?"
"Sen onu elimden alıp kendinle çıkmasını istiyorsun."
"YETER! Sen nasıl iğrenç bir insansın? O benim kardeşim. KAR-DE-ŞİM!"
"Hadi ama bu...kala ukala. Ona aşık olduğunu hepimiz biliyoruz. Beynini kullanan herkes bunu anlayabilir."
"Evet. Beynini kullanan herkes Ron'un kardeşim olduğunu anlayabilir. Ama sen anlayamazsın."
"Buradaki çoğu kişiden daha çok çalışıyor benim beynim Granger."
"Ahh. Kendinde olmayan bir şeyden söz edip varmış gibi davranıyor. Çok yazık. Çok çok yazık."
"Benimle böyle konuşamazsın pis BULANIK!"
"Ona bir daha bulanık demeye kalkma!"
Diye araya girdi ikizim. BEKLEYİN. NE! WTF??? İkizim Mione'yi korudu. Benim ikizim. Draco Malfoy. Draco. Malfoy. Hemde bulanık lafından... Sonra ayıldım. Lavender sordu.
"Dersem ne yaparsın. Beni öldürür müsün. Hayır. En fazla ne yapabilirsin Malfoy?"
"Ölümden kötü bir sürü şey var. Buluruz bir tane. Güzelim diyeceğim de Hermione, ben, Pansy ve Ginny'nin yanındayken sümüklü bir ergen kadar güzel olabiliyorsun ancak. Yapacak bir şey yok."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Delphinus Amber Malfoy
FanfictionDraco Malfoy'un bilinmeyen kardeşi yetimhaneden Hogwarts'a.
