writing about you

89 19 2
                                        

2012 yazı hatırıma düştü birden. Bir şeyler yazmak için masamın başına geçmiştim. Eski kafalı olduğumu hatırlarsın, kağıt kalem olmadan dökülmez kelimelerim.

Telefonunu bırakıp kalktın oturduğun sert koltuktan. Baş ucuma gelince durdun ve önümdeki boş kağıda baktın. 

'Yarım saat boyunca bunu mu yazdın' diye sorduğunda alay yoktu sesinde. Pek resmî birisi değilim ama konu yazmak ve sevmek olunca ciddiyetim tartışılamaz bile. Sevme kısmını değil de yazma kısmını bildiğinden sanırım dalga geçmedin benimle.

Sadece durdun ve fikir bulmaya çalıştın benim için. Ne tür yazacağımı sordun, bulduğun her konuya bahane bulunca sinirlendin hafiften. Son bulduğun fikri de beğenmeyince alınmışlıkla döndün arkanı ve demin kalktığın koltuğa geri döndün. 

Fikirlerini hiçbir zaman küçümsemedim, senin düşündüğünün aksine. Ancak ben yazacağım konuyu sen baş ucuma geldiğinde bulmuştum çoktan. 

Seni yazdım, on bininci defa. O gün masanın başına geçtiğimde başka bir şey yazacağıma dair söz vermiştim kendime. Sözümü tutamadım ve yazmayı bitirince diğer kağıt destesinin üzerine koydum kağıdı. Ne yazdığımı sormadın, ben de söylemedim. Söyleyemezdim zaten.

Bu küçük gibi görünen detay büyük bir savaşın bitişiydi aslında. Kendimle verdiğim savaşta yorulmuştum. Üstelik savaşan bendim ama galip gelen sendin. Girdiğim her savaştan seninle çıkmak ne hoş bir yenilgiydi tahmin edemezsin.

Bu kaçıncı savaş kaybedilen, bu kaçıncı söz tutulmayan bilmiyorum. Bildiğim tek şey bir ömrü sana feda ettiğim ve bundan zerre pişmanlık duymadığım.

Neyse, bunların hiçbir önemi yok artık.

Sevgilim, canım yanıyor.

obsessed | yoonminHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin