Multi: Doğukan'ın evine bir örnek.
Bölüm şarkısı: Malt: aşkın gözü
Yorumlar var diğer bölümde mutlu oldum. Bu bölümü biraz daha erken paylaşıyorum. Hadi iyi okumalarrr :)" atla "
Dedi. Aracının içindeki kahverengi gözleri, dağınık ama bi o kadarda düzgün olan saçları, vücudunu saran siyah t-shirti daha çok kaslarını belirten t-shirti demeliyim bence. Başını eğmiş bana bakıyordu. Arabanın içindeki Doğukandı.
Doğukan " hala seni bekliyorum! "
Uzun süredir oraya baktığımı Doğukan'ın hala beni beklediğini söylemesiyle anladım.
"Ben kendim giderim! "
Onunla birlikte gitmek istemiyordum. Beynim gitmemi istemezken kalbim farklı söylüyordu.
Doğukan " inatçılığı bırakta bin şu arabaya! Okula gitmiyoruz"
" okula gitmiyoruz derken? "
Doğukan " zor kullanmamı istemiyorsan bin şu arabaya! "
Oflayarak arabanın kapısını açtım. Koltuğa yayıldıktan sonra arabanın kapısını sertçe kapattım.
Doğukan " arabama zarar verme! "
" Kapa çeneni! Nereye gidiyoruz? "
Doğukan " gidince görürsün ! "
"Söylesen ölür müsün, bay ukala "
Cevap vermedi. Daha doğrusu cevap verme gibi bir zahmette bulunmadı diyelim. Gittiğimiz yolu izlemeye başladım. Yol gittikçe boşalıyordu. Ağaçlar çoğalıyordu. Ormanlık bir yere gelmiştik. Araba durduğunda ona baktım ve sorarcasına bakışlar attım. Burası neresiydi?
Doğukan " İn! " dedi. Bu çocuk doğarken de mi emir veriyordu. 'Ben doğmucam' ' bırakın ' 'iyiyim ben böyle' falan ay düşüncesi bile komik olduğu için kıkırdadım. Doğukan şaşkın bir şekilde baktı ve
" noldu? " dedi.
" Hiç " böyle birsey düşündüğümü bilseydi neler olabileceğini az çok.tahmin edebiliyordum. " hiç bişey olmadı "
Doğukan kendi kapısını açtı ve indi inerken bana eliyle in işareti yaptığı için bende indim. Doğukan bir villa'ya doğru yürümeye başladı. Villa'nın dışı ahşap kahverengiydi. Pencerelerin olduğu yerde siyah renk geçişleri vardı. Bahçesi geniş yemyeşildi. Villa'nın etrafında yine kahverengi çitler vardı. Burası çok güzeldi. Doğukan evin kapısını açtı. Bana baktı. Kenara kayıp eliyle geç işareti yaptı. İçeri girdim. Villanın içi dışına çok tersti. Evin içine bakınmaya başladım. Duvarları gök yüzü mavisi ve beyaz renkle boynamıştı. Çapraz geçişlerle şekillendirilmişti. Evin bi köşesinde duvarlara uygun olarak gök yüzü mavisi 'L' koltuk vardı. Koltuğun önünde orta sehpa vardı. Sehpa camdı. Diğer köşede uzun bir yemek masası vardı masada altı tane sandalye vardı. Bu köşe genelde kahverengiye bürünmüştü. Masanın yanında küçük bir şömine vardı. Yanında ise sallanan bir sandalye vardı. Kolumdan dürtüldüğümde düşüncelerimden sıyrılıp Doğukan'a baktım.
" burası neresi ?"
Doğukan " beni tanımak istediğini söylemiştin " dedi.
" ve sende 'hayır' demiştin " dedim gözlerimi devirerek bu konuşmanın sonu nereye gidecekti merak ediyordum. " hala nerede olduğumuzu söylemedin " dedim tekrar ona dönerek.
Doğukan " benim evimdeyiz "
Gözlerim şaşkınlıkla açılırken. Ona
" senin evinde mi ? " dedim. Onun evinde ne işimiz vardı ki? okula gitmek yerine niçin buraya gelmiştik?

ŞİMDİ OKUDUĞUN
YALNIZ KURT
WerewolfBazen hayatında doğru ile yanlışı ayırt edemez insan. peki, ya bu hayat sırlarla doluysa? Babasının öldüğünü sanan Selen gerçekleri kaldırabilecek mi? Hayatında o kadar çok sır varken kime güvenecek? Normal olmayan insanlara ne demeli? Ya onlardan b...