25💓

1.7K 107 173
                                        

oy ve yorumlarınızı bekliyorum çiçeklerim🌼

Aynı gün, sahil kenarı, saat 17:54

Jeongguk, Taehyungla kısa bir süreliğine mesajlaştıktan sonra eli ayağına dolanmış bir şekilde bir oraya bir buraya koşturuyordu. Saçları düzgün müydü? Güzel kokuyor muydu? Nasıl görünüyordu acaba dışarıdan? Bir an önce cüzdanını ve anahtarlarını bulmalı, en önemlisiyse en sıcak tutan ceketi hangisiyse dolabından onu bulmalıydı.

Havalar henüz ısınmamıştı, Taehyung donmuş olmalı diye düşünüyordu Jeongguk elindeki kırmızı monta bakarken.

Arabasına atladı ve son zamanlarda dinlemekten en çok hoşlandığı şarkıyı açtı, billie marten - milk and honey kulaklarını doldururken derin bir nefes çekti ciğerlerine. Bu şarkıyı o gece Taehyungla telefonda konuşurken hyungu rahatça uyuyabilsin diye söylemişti ve o gün bugündür ne zaman müzik dinlemek istese eli bu şarkıya gidip duruyordu.

Dudaklarındaki gülümsemenin farkında değildi ama sebebi belliydi.

Çok geçmeden sahile vardığında boş araziye hiç düşünmeden park etti Jeongguk, zaten az ötede gördüğü beden çok da yabancı gelmemişti gözüne. Yan koltuğuna koyduğu kırmızı montu kollarının arasına alırken arabadan inmeden hemen önce ısıtıcıyı açmayı unutmadı ve arabayı kilitleyip az ötede deniz kenarındaki banklardan birinde oturan Taehyung'a doğru ilerledi.

Jeongguk'un geldiğini henüz farketmemiş olmalıydı, yorgun gözlerini denizle gökyüzünün birleştiği ufuğa sabitlemiş, oldukça düşünceli gözüküyordu. Jeongguk bir şeylerin yanlış gittiğini hemen farketse de sesini çıkarmadı ve Taehyung'un hemen arkasında durdurdu adımlarını. Elindeki montu Taehyung'un omuzlarına bıraktı ve oldukları yeri sıcacık elleriyle sıvazladı. Taehyung irkilmişti "Oh? Jeongguk- cidden ödümü kopardın.." yanına oturması için biraz kenarı kaydı.
Jeongguk, esen rüzgarın soğukluğundan dolayı buz kesmişse de güzelliğinden hiçbir şey kaybetmemiş olan narin elleri sıkı sıkıya kavradı.

"İnanamıyorum Taehyung, buz gibi olmuşsun resmen"  sıcak ellerinin arasındaki buz kesmiş parmakları dudaklarına yasladı. Öpmüyordu, yalnızca sıcak nefesini kullanarak bir nebze de olsa hayranı olduğu parmakları ısıtabilmeyi umuyordu.

"Jeongguk, nasıl bu kadar hızlı gelebildin?" avuç içlerinde ve parmaklarında gezinen sıcak nefeslerle birlikte temasını zaman zaman hissettiren yumuşak dudaklarıyla gerçekten üşümüştü, ama o an tamamen ısınmış hissediyordu. "Gelmeyecektim aslında.. ama," dudaklarını yasladığı ellerden çekmiş, bakışlarını denize çevirmişti küçük olan. Cümlesinin devamını getirmeye çekindiğini hissediyordu. "Ama ne? Üşüdüğümü duyunca hemen geldin değil mi?" Taehyung'un yüzündeki muzip gülümseme sorduğu sorunun cevabını bildiğindendi. Avuçlarını kavrayan elleri bu sefer de o kavradı. Dün gece kucağında son derece arsız olan Jeongguk, şimdi nasıl olur da böylesine tatlı utanabilirdi ki?

"Ya, çocuk musun hyung? Niye cevabını bildiğin soruları soruyorsun ki anlamıyorum.." hiç düşünmeden anında cevabını veren Jeongguk, Taehyung'a göre gerçekten de inanılmaz biriydi. Sağı solu belli olmuyordu, nasıl biri olduğunu kestiremiyordunuz çünkü Jeongguk kalıpların adamı değildi. O her daim kendi olmayı başarabilmiş, nasıl ve ne hissediyorsa hep öyle davranabilmiş sayılı insanlardan biriydi. Taehyung bir türlü üstündeki şaşkınlığı atamıyordu.

Böyle bir insan gerçekten de var olabilir miydi?

"Neyse, hadi gel burda daha fazla oturmayalım. En azından havalar ısınana kadar" ellerindeki tutuş kabolduğunda bir süredir tuttuğunu farkettiği nefesi nihayet serbest bıraktığında, Jeongguk'un omuzlarına serdiği kırmızı ve onun gibi okyanus kokan montu kollarından geçirmişti. Arabaya ilerliyorlardı anladığı kadarıyla, içerisi sıcacık olmalı diye düşündü Taehyung.

Lab Partner//taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin