Herşey Furkan'ın yüzünden olmuştu. Her seferinde onun için kendimi heba ediyordum. Hayatımın değişeceģi son yerdeydim şuan. Herkesin alkış ve gülümseyen suratlarının arasından neredeyse ağlacak gibi geçiyorduk. Ne o beni tanıyor ne de ben onu. Hayat...
O gün geldi çattı. Hayatımın mahvolacağı ilk günün başlangıcını atacaktık bugün. Tanışacakmışız. Sanki hemen bugün tanıştık aşık olacağız birbirimize. Furkan’dan nefret ediyordum. Bugünü Anıl’la yaşamayı o kadar çok isterdim ki. Bana ne yaparsa yapsın onu unutamıyordum ne yapayım. Çocukluktan beri süren bir aşk benimkisi. Öyle çabucak nasıl unutayım. Ama artık unutmalıydım. Artık hayallerim olamayacaktı çünkü. Aklımda Anıl düşüncesi varken ben dolabımın önünde ne giysem diye bakınıyordum. Mini şeyleri çok seviyordum. Bi etek bi kazak giydim ve birde topuklu ayakkabı saçımı da önden ördüm daha sonra bol bir at kuyruğu yaptım.
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
(Fotoğraf: Aden'in giydikleri)
Birazda dudağımı renklendiriyordum ki annem geldi. Kapının önünde 2 saat bana baktı;
-Şu dolaptan giyebilecek bi tek bunları mı buldun?
-Ne giyseydim Melek Sultan daha şimdiden kabarık şöyle bir gelinlik hazır gelmişken bir daha uğraştırmazdık direkt alıp giderlerdi, he ne dersin olur muydu öyle, bi Furkan’a sor bence olur derdi o çünkü, kendisi giderdi hatta gelinliği almaya koşa koşa giderdi bu hayatta bir amacı bile yok ama her haltı yiyor yine ben topluyorum onun götünü hayallerimden vazgeçiyorum be daha ne giyeyim abiye falan he, simsiyah kalbime istersen rengarenk kıyafet giydir içerisi yangın yeri dışarısı disco, ağlamıştım bunları söylerken. Dayanamamıştım.
Annem de yanım yaklaştı göz yaşımı sildi ve;
-Biliyorum en üzüldüğün gün fakat biz güle oynaya mı veriyoruz kızımızı öyle mi sanıyorsun. Sen bizim tek kızımızsın. Pırlantamızsın. Bende istemiyorum şuan bu durumu. Sen çok fedakâr bi kızsın. Seni o kadar güzel yetiştirmişiz ki. Biz ailen olarak seninle gurur duyuyoruz. Büyüdün okudun öğretmen oldun bizi o kadar onurlandırdın o kadar gururlandırdın ki. Bir yere gittiğimde “senin çocuklar ne yapıyolar” diye sorduklarında ben hemen seni söylerdim “okudu öğretmen oldu” derdim göğsümü gere gere Furkan’dan bir kere bile bahsetmemiştim. O senin gibi değildi çünkü. Şuan hiç mutlu değilsin farkındayım fakat emin ol biz her zaman seninle gurur duyduk ve her zaman arkandayız güzel kızım. Bu yaptığın büyük fedakârlıkla seninle bir kez daha gurur duyuyoruz, dedi ağlayarak
Kıyamadım kocaman sarıldım. Ağladık ikimizde daha sonra hem kendi göz yaşlarını sildi hem benimkini. Dolabıma gidip bir elbise buldu ayakkabılarımın yanına gidip bi karıştırdı. Elinde bir elbise bir ayakkabı bana yaklaştı kıyafetleri yatağımın üstüne koydu, makyaj masamın üzerinden bir ruj seçti ve; -Hadi bunları giy bunu da sür gel ağlamak yok daha fazla -(üzgün bir şekilde)Tamam, dedim