. . .♡. . .
5 yıl sonra
Berenin ağzından...
Nihayet Türkiye ye gelmiştim. Akşamki davet için üzerime düzgün birşeyler almam gerekiyordu.
Betül'ün önerdiği mağazaya girmiştim.
Mağaza oldukça şıktı, göz alıcı aksesuarlar ve pahalı elbiselerle mağazadan resmen kalite akıyordu.
Gözüme kestirdiğim bir kaç elbiseyi denemek için elime alıp kabine doğru ilerledim.
Beğendiğim elbise siyah ve davet için uygundu.
Evet babam beni bir arkadaşının oğluyla tanıştırıyordu. Çünkü işlerinde batmak üzereydi ve ortak olmaları için kızını satması gerekiyordu.
Denediğim elbiseyi alıp kasaya gittim ve ödeyip çıkmak için kapıya yöneldim.
O sırada telefonuma mesaj gelmişti.
Babam
Elin boş dönme. Tanerin bedeni 44. Ona göre gömlek falan al ayıp olmasın.
Ne alaka?
Onların bana hediye alması gerekiyor.
Babamın mesajını okuyunca mağazaya tekrar döndüm ve elime gelen siyah bir gömleği alıverdim.
Kasaya gittim ve kasıyerin gömleği paketlemesini beklerken konuşmalara istemeden kulak misafiri oldum.
"Yurt dışında mıydı?"
"Öyleymiş. Babasından kalmış burası."
"Miras yani."
"Evet."
"Ah işte geldi. "
Kızların ikisininde gözleri parlamıştı bir anda. Kapıya doğru bakıp ikisi de bir ağızdan.
"Hoş geldiniz Alp Bey." Deyiverdiler.
Duyduğum isimle yerimde donakalmıştım. Içimden lütfen o olmasın diye tekrarladım bir kaç kez.
Onunla karşılaşmaya gücüm yoktu çünkü. Hem zaten yıllar sonra ne diyecektik ki birbirimize.
Aheste aheste arkamı döndüm ve kapıya doğru doğru diktim gözlerimi.
Ve korktuğum şey başına gelmişti işte.
Tüm ihtişamıyla ve tüm karizmasıyla karşımda dikilmişti.
Üzerinde bol bir gömlek vardı yakasından 2 düğme açılmıştı. Ve üzerine tam oturmuş bir kot pantolon.
Yıllar geçmişti ama o hiç değişmemişti.
Onu dikkatlice süzüyordum ama o beni henüz farketmemişti.
Kızlara doğru bir göz kırpıp çarpık bir gülümseme sundu bizlere.
Sonra gözlerini bana çevirdi ve o aşık olunası gözlerindeki parıltı sönüvermişti adeta.
Gülümsemesi de solmuştu. Benim olduğumu anlamak istercesine süzdü beni ve hayret dolu sesiyle ismimi söyledi.
"Beren?"
Gözlerimi kaçırıp kasada duran gömleği poşete konulmasını beklemeden aldım ve kapıya doğru yöneldim.
Kapının çıkışan gelince esen ılık rüzgarla kokusu burnuma ilişmişti.
Hasret kaldığın o koku ciğerlerimi bayram ettirirken gözlerimi de doldurmayı başarmıştı.
Kapıdan çıkıp ileride duran arabaya ilerliyordum ki kolumun asılınmasıyla arkamı dönmem bir oldu.
"Yine bir şey söylemeden gidecek misin?"
Sorusuna cevap vermemiştim. Kendime göre sebeplerim vardı.
Elime bakıp gömleğe uzandı ve aldı." Benim mağazamdan erkek arkadaşına gömlek mi aldın? Daha ne kadar kırabilirsin lan kalbimi? Daha ne kadar öldürebilirsin beni ? Söyle."
Ne diyebilirdim ki. Haklıydı...
Tamamen olmasa da haklıydı ama bende haklıydım.
"Yazıklar olsun be. Yıllarca belki beni özlemişsindir diye düşündüm. Yanılmışım."
Böyle konuşma n'olur. Ölüyorum...
Bir süre gözlerime baktı ve arkasını döndü. Mağazaya doğru adımladı.
Ben mi?
Gidemedim peşinden. Koş git sarıl hasret sona ersin dediginizi duyar gibiyim.
Ama yapamam. Yapmamalıyım.
Sadece gidişini izledim...
Ona gitmek bile çok yakışıyordu.
. . . ♡. . .
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARANLIK |Texting
Fiksi RemajaPapatyaları çok seven kadına ithafen yazılmıştır... • Bizim vuslatımız kırgın bitti • Kapak tasarım: @hastabidoktor
