I'm never gonna let you close to me
Even though you mean the most to me
'Cause every time I open up, it hurts
Efsun
"Geri zekalı, geri zekalı, geri zekalı..." odanın içinde dönüp dururken söylenmeye devam etti Efsun. Eğer Yamaç şimdi karşısında olsaydı da sinirinden iki kelimeden fazla edebilir miydi bilmiyordu. Tokatı yapıştırmalıydım, diye geçirdi içinden ya da şuradaki tabaklardan birini kafasına fırlatmalıydım. Söz konusun Yamaç Koçovali olduğunda yapması gereken şeyleri yalnızca o gittikten sonra fark etmek Efsun için hiç hoşlanmadığı bir alışkanlık halini almıştı. Bütün gece yatakta dönüp durmuş, kavgalarını düşünmüştü ama siniri yinede geçmemişti bu da onu şuana getirmişti. Derin bir nefes alarak kendini koltuğa attı. Bu salondan ve bu koltuktan nefret ediyordu! "Geri zekalı Yamaç ve evime sızmaları," dedi kendi kendine, nereye baksa sanki orada bir anı vardı. Oysa ne kadar az zaman geçirmişlerdi birlikte, ne kadar az zamanları olmuştu bu kadar çok anı biriktirmelerine rağmen. Onu en çok rahatsız eden bu muydu acaba? Başından sonuna kadar birlikte olmaya hiç fırsatları olmamıştı aslında. Tanımadan nefret etmişlerdi birbirlerinden tanıdıklarında ise.... Geri zekalı gidip başkasından çocuk yapmıştı!
"Gitmeliyim," dedi sakinleşerek, dünkü kavgaları çirkindi ama Efsun haklı olduğunu biliyordu. Yamaç'ın yanına geldiği her akşam, her gün, her dakika ödünçtü aslında. Detayları hiç konuşmamışlardı, belki de korkuyorlardı ama Efsun ilk ve son konuşmalarından Yamaç'ın doğacak çocukla birlikte annesine de hayatını açacağını çıkarabilmişti Efsun. Neticede Yücel'den ve Azer'den öğrendiklerine göre Koçovalı'lar öyle modern bir aile değildi. Selim Koçovalı'nın karısı boşanmış olmasına rağmen aileden uzakta bir hayat kurması mümkün olmamıştı, evlilik dışı bir çocuk asla kabul görmezdi o ailede hem Yamaç'da... "Kendine gel," diyerek gözlerini ovuşturdu Efsun, bunlar onun düşünmesi gereken şeyler değildi. Eğer Yamaç gerçekten bir şeyler yaşamak isteseydi, eğer onu gerçekten isteseydi, "Gelmeyeceğim," diye sayıklamak yerine bir yol bulmaya çalışırdı. "Gitmeliyim," dedi tekrar kendine. Tam telefonu için kalkacaktı ki telefonu yatak odasında çalmaya başladı. "Sakin bir gün istiyorum Allah'ım," dedi, tam Çağatay'da gitmişken bu kadarını hak ediyordu. Telefonuna baktığında gözlerini devirmeden edemedi. "Efendim Çağatay," diyerek açtı telefonunu ofis numarasını görünce, bir an önce Çağatay ve vedalaşma faslını geçmek istiyordu ama yanıt veren Çağatay değildi. "Ben bir daha seni görmek mümkün olur mu derken, sen İstanbul'dasın dünya cidden küçük?"
Nasıl ya? Efsun'un aklından geçen ilk şey buydu. "Böke," dedi sesindeki gülümsemeye engel olamadan. Babası, Erdenet'lerle yakın dosttu bu da otomatikman ailecek dost olmaları anlamına geliyordu. Çağatay... Onu, babaannesi kapısına sürükleyene kadar hiç yakından tanımamıştı, yaşça onlardan büyük olduğu için onlarla takılmazdı hiç ama Arık Böke ve Kulkan neredeyse tüm hayatı boyunca yanında olmuştu Efsun'un. "Sen ne arıyorsun burada," diye sordu, "Kulkan'da burada mı?" "Kalbimi kırıyorsun ama," diyerek karşılık verdi Böke, "Kulkan ve ben ayrılmaz ikili falan değiliz. Diğer soruna da gelirsek abimin pisliğini temizlemeye geldim." Çağatay'ın yerine mi... "Nasıl ya?" "Nasılını boş ver de bana ne zaman buluşuyoruz onu söyle."
Efsun'un en son istediği şey Türkiye'de kalmaktı, Arık Böke'nin gelmesi onun için bir şeyi değiştirmezdi ama Efsun arkadaşını tanıyordu, istediğinde çok ısrarcı olabilirdi. Üstelik... üstelik eğer Çağatay'ın yerine geldiyse neler düşündüğünü bilmek zorundaydı. Efsun, tüm kalbiyle Ogeday'ın işlerin başına geçmesini ummuştu, Koçovalı'lar için en iyi ihtimaldi bu ama Böke bunca zamanın arından kendisine verilen şansı değerlendirmek için elinden geleni yapardı. Beni ilgilendirmez diye bilmek istedi Efsun, Yamaç bey kendi işlerini kendisi halletmek istiyordu madem bu onun fırsatıydı işte ama Efsun arkasını dönemeyeceğinin farkındaydı. Hiç zamanları olmamıştı, belki de hiç olmayacaktı ama Yamaç yaşamayı hak ediyordu, öylece gidemezdi. "Bilmem," dedi sesindeki durgunluğun hissedilmemesini umarak. "Bu akşama ne dersin? Seni güzel bir yemeğe çıkartayım."

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Eksik Yanım
RomansaBabalarının emanetlerine sahip çıkabilmek için girdikleri savaşta, aşkı bulan iki insanın hikayesi. Çukur'un Efsun ve Yamaç'ından esinlenilmiştir.