5.Bölüm

215 8 4
                                        

Arkadaşlar bundan sonra gerçekten okuyanlar kendini belli etmediği sürece yeni bölüm gelmeyecek. Multide ki şarkıyı & işaretini koyduğum yerden itibaren açarak okursanız etkili olacağını düşünüyorum. Iyi okumalar..

''...Yalnız hissetmemi sağladı,
O yokken yalnızım anladım,
Yalnız adımlarken dağları,
Adımlarıma pişmanlıklar bağladım..."

    Yaklaşık iki buçuk saattir-kulağımda yankılanan canfeza'nın müthiş şarkılarına eşlik ederken - Tarık'ı düşünüyordum. Onun canının neye sıkkın olduğunu deli gibi merak ediyordum. Onun canını sıkan şey benim canımı da sıkardı. Çünkü biz birdik, beraberdik. Yeri geldiğinde öğüt verirdi, yeri geldiğin korurdu. Bazen de aklın almayacağı derecede saçmalardık. Beraber büyümüştük, hep beraber olmuştuk onsuz bi hayat düşünemiyordum.

    Düşüncelerimden sıyrılmama sebep olan şey telefonumun-pekte hoş olmayan- zil sesiydi. Telefonu elime aldığımda kim olduğuna bakmadan açtım. Ne olursa olsun asla unutmayacağım, hep çok sevdiğim o kadifemsi ses kulaklarıma ulaştığında gülümsedim. Tarık'tı. "Uyuyamadım" dedi bu durumdan yakınır bi ses tonuyla. "Bende" diye cevap verdim. "Konuşalım mı?" Diye sordu. Bunu beklediğimi anlamamış olacak ki "Istemiyorsan kapatayım" diye devam ettirdi. "Hayır, hayır zaten seni düşünüyordum." Ne!? Neden böyle dedimki şimdi. Seni düşünüyordum nedir ya! Diye cırladı iç sesim. Yine çenem yapmıştı yapacağını, umarım yanlış anlamaz diye iç geçirirken "Bende seni" diye cevapladı.
Ovv o da seni düşünüyormuş diye ekledi sol yanım. Sağ yanım kes sesini diye cevaplarken sol yanımı, ben iki yanımın bu  anlamsız tartışmasının ortasında kalmıştım. Tarık'ın "Orda mısın?'' Dediğini duydum, "Evet burdayım" diye cevapladım sorusunu.

''İnci aslında benim günboyu aklımı kurcalayan bişey var; izin verirsen merakımı gidermek istiyorum'' dedi. Canını sıkan şeyi öğrenebilecektim, bunu verdiği sevinçle sesimin heyecanlı çıkmasına engel olamayarak ''Tabii sor" diye yanıtladım onu.

"Biz sabah Berke ile konuştuk. Senden bir cevap alamadığını söyledi." Ahh tabi ya tamamen unutmuştum Berke'yi. Kararım belliydi ama bunu ona söylememiştim, çok ayıp oldu diye düşünürken, "Cevabın konuştuğumuz gibi mi olacak?" Diye devam etti. "Evet" diyebildim düşüncelerimden ayrılmayı başararak. "Onunla konuşacağım" diye devam ettim. "Tamam" dedi cevaben. "Bu muydu tüm gün seni rahatsız eden şey?'' Diye sordum, merakıma yenik düşerek. Immm diye bi ses duydum, hafifçe gülümseyişime engel olmadım.             "Aslında şey.. " şu an Tarık'ın elinin ensesinde olduğunu tahmin etmek hiç zor değildi, gerildiğinde hep bunu yapardı -ve gerildiğinden emindim- "Aslında ney?" Diye direttim. "Hala ona karşı ilgi duyuyor musun?" Pat diye sorduğu bu soru beni şaşırtmıştı. Neden böyle gereksiz bi soru sormuştu? Cevabını zaten biliyordu. Hala bi cevap beklediğini farkettiğim de düşüncelerimden sıyrıldım.

''H-hayır." Kekelediğine inanamıyorum diye azarladı beni iç sesim. "Bunu zaten konuşmustuk, bir şey hissetmiyorum demiştim.'' Diye hatırlatma yapma gereği duydum. "Fikrinin degişmemesine sevindim." diyerek geçiştirdi beni Tarık. "Pekii" diyerek tamamladım onu. "Neyse sana iyi uykular, tatlı rüyalar.'' Dedi tabi arkasından "Şenkal" diyerek geleneğini bozmadı. Bende ona iyi geceler gibisinden birşeyler mırıldandım. Telefonu kapattığım da uykumun geldiğini fark ettim. Yastığın soğuk tarafını çevirdikten iki-üç dakika sonra uykunun tarif edilemez huzuruna bıraktım kendimi..

     Uyandığımda kardeşim yanımda duruyordu. Yeşil gözleri, simsiyah dalgalı saçları, çıkık elmacık kemikleri ve biçimli siyah kaşları ile babamın kopyası gibiydi. Daha 15 yaşındaydı ama çok yakışıklıydı. Gözlerimi araladığımı farkettiğinde yüzünde bi tebessüm oluştu. Bunu söylememe gerek varmı bilmiyorum ama gülüşüde -aynı samimiyet ve sıcaklıkla- babama benziyordu.

FISILTIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin