3.Bölüm

195 9 0
                                        

Duştan sonra iyice kendime gelebilmiştim. Saat baya geç olmuştu. Telefonuma gelen mesajla irkildim, tuş kilidini açtığımda Berke'den olduğunu gördüğümde ister istemez gözlerimi devirdim. Kendime kızarak mesajı açtım ;

"O güzel düşüncelerinin icinde umarım ben ve beni mutlu edicek olumlu bir cevap vardır.. :D" yazıyordu. Bi an ne yazacağımı bilemedim çünkü cevabımın ne olması gerektiği hakkında hiçbir fikrim yoktu bu konuyu yarın Tarık'la konuşmam gerektigini aklımın bir kenarına kazıdım ve hızlıca bir cevap olarak;

"Merak etme düşünüyorum..." yazdım. Kabul etmek istiyormuyum istemiyormuyum.. Gerçekten bilmiyorum. Berke çok iyi biriydi kimseyi incitmezdi. Bu sırada tekrar telefonum titredi ve hemen mesajı açtım:
"Seni asla zorlamayacağımı biliyorsun istedigin kadar düşünebilirsin ama lutfen saglıklı kararlar ver.."

Bi an tereddüt ettim ne yapmalıydım ki. Ve ardından;

" Ben bilmiyorum bu aralar gerçekten sağlıklı düşünemiyorum.. Üzgünüm seni biraz bekleticem sanırım. " yazdım. Bi an yazmıştım bunları ve bu kadar sert olduğuma ben bile inanamıştım. Yeni bir mesaj beklerken kitaplığıma yönelerek Canan Tan'ın "En Son Yürekler Ölür'' kitabını aldım. Bu kitabı daha önce kaç kere okumuştum artık sayamıyordum. Ama her okuduğumda gözyaşlarına boğulduğum kesindi, kitabın kapağını açmaya yeltendiğim de mesajın gelme sesiyle irkildim. Hemen tuş kilidini açıp mesajı okumaya koyuldum;

"Önceden de söylemistim beklerim.." yazmıştı.

"Çok teşekkürler.."

yazdım. Daha 10 saniye olmadan yeni bir mesaj geldi ve hemen açtım:

"Iyi geceler" yazıyordu. Bi an garip hissetmiştim. Acaba kabul mu etmeliydim? Kendi kendimi sorgularken uykumun geldiğini farkettim. Gözlerimi kapamak istediğim anda birden o mavi gözler aklıma geldi. Ürpermiştim. Garipti daha tanımadığım biri, bir yabancı beni korkutmuş ve olası olmayan bir durgunluğa sürüklemişti.

Ani bir ruh değişimi ile sarsılmıştım. Bu aralar üzerimde bi değişkenlik psikolojisi taşıyordum, bunu farkına varmıştım. Araba da Berke'ye buz gibi davranmama rağmen şu an onun teklifini kabul edersem mutlu olabileceğim ihtimalini düşünüyordum. Ve bir çift mavi göz bu düşüncelerime engel olmayacaktı.

Nedense içimden bir ses o mavi gözlerle bir daha karşılaşacağımı söylüyordu. Bu düşüncelerimi aklımdan silmek istercesine telefonuma uzandım ve hızlıca;

"Teşekkürler.. Berke ben şu an çok değişik bir durumdayım ve ne olacağını hiç kestiremiyorum, bu yüzden ne olumsuz düşüncelere kapılmanı isterim ne de tamamen umutlu olmanı sadece beni anlamanı istiyorum.." yazıp gönderdim ve cevabını beklemeye başladım.

Çok geçmeden beklediğim mesaj geldi ve hemen açtım;

" Seni anlamak ne kadar zor olsa da bunu deneyeceğim. Ve ne olursa olsun aklımdan ve kalbimden çıkmayacaksın, cevabın ne olursa olsun.." yazmıştı. Gerçekten çok anlayışlı diye geçirdim içimden ve ondan hoşlanmamın nedenlerin de biride bu olsa gerekti. Ardından;
" Sana minnettarım.. Çok Saol." yazdım. Hemen ardından da "iyi geceler" yazıp gönderdim. Biraz bekledikten sonra cevap yazmıştı.

" :) iyi uykular.. " yazmıştı. Bende gülümsedim ve göz kapaklarım uykuyla verdiği savaşa daha fazla dayanamayarak derin hülyaların içine attım kendimi...

Uyandığım da hiçte dinlenmiş hissetmiyordum. Dünkü parti kötü geçmişti ki beni teselli eden tek olay Sırma'yı görebilmek ve hediyesini vermek olmuştu. Hediyeyi çok beğenmişti. Beğenmesine sevinmiştim.

Yataktan zar zor kalktığım da alarmı susturdum ve ayaklarımı sürüyerek banyoya ilerledim. Yüzüme soğuk suya çarparak uyanmaya çalıştım. Üzerime koyu renk kot pantolonumu ve düşük omuz lacivert kazağımı geçirdim. Annem seslendiğinde mutfağa doğru ilerledim. Enis'im ben ve annem sohbet eşliğinde kahvaltımızı yaptık, bugün pazar olduğu için fakülteye gitmem gerekmiyordu. Liseyi bitirdiğim sene beklemeden üniversiteyi kazanmıştım, mutlu eden yanı ise istediğim bölümü okuyordum. Mimarlık hep hayallerim de vardı ve ben bunu gerçekleştirmiştim. Odama doğru gidip yatağıma uzandım.

Kulaklıklarımı taktım ve hayatta en çok sevdiğim şeyler arasına giren hip-hop'ımla hayat bulmaya çalıştım. Gerçekleri yansıtan şeyleri seviyordum ve rap bunu gayet güzel yapıyordu. Bir kaç dergi karıştırarak zaman geçirmeye çalıştım. Tam dergiye bakarken Tarık aradı. Mutlu bir ifade ile telefonu açtım "-Efendim yavrum :D"

"-N'aber güzelim? "

"Ders çalışan bi sarışın kız hayal et."

-"Bu kız sensin ve hayal ettim."

-"Tebrik ederim yavrum ya, beni ders çalışırken hayal ettin o nasıl bi hayal gücü :D"

-"Aslında bende bi an tereddüt ettim ama beni tanıyorsun imkansızım yoktur güzelim."

-"Hemen ez beni zaten ;D, ee senden naber?"

-"Iyiyim güzelim, özledim sesini duyayım dedim:D"

-" Iyi yapmışsın yavrum bende seni özledim."

-" Bugün ders olmadığına göre boşuz birşeyler yapalım mı?"

-"Bak bu kulağa çok hoş geliyor :D "

-"Tamam 4' te seni almaya gelicem hazırlan bekletme beni :D "

-"Tamam, bekletmem nereye gidicez?"

-" Sürpriz, bayan meraklı gidince görürsün. Hadi görüşürüz."

-"Tamam  :D"

Tarık güzelim derdi bana hep, güzeliydim ben onun, o da benim yavrumdu. Daha fazla oyalanıp gecikmeyeyim bari diye düşündüm. Dolabıma yöneldim ve kareli mavi gömleğimi aldım ve açık renk ispanyol paça kot pantalonumun içine koyarak giyindim. Saçlarımı da üstten bi at kuyruğu yaptım. Makyaj yapmayı sevmezdim hatta çok gerekli olmadıkça hiç yapmazdım. Sadece eyeliner sürmekle yetindim ve hava bugün biraz daha iyi olduğu için kısa converselerimi ayağıma geçirdim. Portmantoya yönelerek siyah yağmurluğumu üzerime geçirdim. Tam kapıyı açtığım anda Tarık bahçe kapısından içeri girdi. Karşı kaldırım da bi karartı gördüm ama daha farkedemeden kaybolmuştu. Biraz ürkmüştüm doğrusu. Tarık'ın hadi gidelim demesi ile irkildim ve başımı tamam anlamında sallamakla yetindim. Yürümeye başladığım da Tarık'a Berke'nin bana sunduğu teklifi söyledim. Tarık hiç şaşırmamış bi ifade ile ''Cevabın ne?'' Diye sordu. Düşünüceğimi  söylediğimde birden durdu ve bana döndü:

-"İnci ona karşı bi ilgi duyduğunu söylemiştin ama seni tanıyorum aşık değilsin ve buna dayanarak söylemek istiyorum ki aşık olduğun insanla beraber ol onu bekle pişman olacağın şeyler yapma lütfen." Dedi şaşırmamıştım biz bu konuyu hep konuşurduk ve ben hiç bir zaman Berke'yi sevmemiştim sadece bir ilgi vardı içimde ona karşı Tarık'ta en yakınım olduğundan doğal olarak bunu biliyordu. İstemsiz olarak birden Tarık'a sarıldım o bana güven veriyordu. O da kollarını bana sardı.

-"Sen her zaman benim için en iyisini söyledin, her zaman beni korudun. Ve ben senin kararlarını fikirlerini dinlediğim için hicbir zaman pişman olmadım sana güveniyorum iyiki varsın." Diye fısıldadım kulağına. O da benim kulağıma "Sende iyiki varsın iyiki benim dostumsun" diye fısıldadı.Ayrıldığımız da bi süre sessiz kaldık, sessizliği bozan ben olmuştum. "Berke benim hayatımın aşkı değil ve ben onunla çıkmayacağım." Dedim. Bu doğru karardı ve en kısa zamanda bunu Berke'ye söylemeliydim."İşte benim kızım" dedi Tarık hafif bi gülümseme eşliğinde. Yürümeye devam ettik.. Üzerimde bi ağırlık varmış gibi hissediyordum sanki korku gibi.. Paranoyaklığım tuttu diye söylenirken,karşı kaldırımdan bize doğru bakan bu mavi gözler bana hafif bi ürperti getirdi ve tam onu farkettiğim sırada birden ortadan kayboldu.

FISILTIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin