bölüm şarkısı:
a great big world: say somethink
kimden:gizli numara
beni arıyorsun değilmi? ama nerde olduğumu hala bulamadın.şuan nerdeyim biliyomusun? senin hayatındaki en değerli insanın seni ilk defa götürdüğü bir yerdeyim.hatırlıyormusun,5 yaşındaydın.oranın neresi oluğunu biliyorsundur umarım. eğer 24 saat içinde dediğim yere gelmessen şuan herşeyden habersiz arkadaşlarıyla eğlenen ve tam karşımda duran,senin hayatında çok ama çok önemli biri olan kişiyi öldürürüm,ablanı öldürürüm sharpay evans...
***************
....dııııd....dııııd....dıııd....
-alo?
-abla,iyimisin!?
-iyiyim sharpay,asıl sen iyimisin ne bu telaş?!
-abla bak çok uzun hikaye sana sonra anlatırım.ama şuan kendine dikkat etmen gerek,nerdesin sen!
-arkadaşlarımlayım.bi kafede oturuyoruz.sharpay noluyo?!
-abla sus bi,dışarıya bak.siyah porsche araba görüyomusun! abla hemen ordan uzaklaşman gerek tamammı!
-sharpay,tam karşımda bi tane var!
-abla kaç!! dediğimde ablam telefonu kapattı.lanet olsun,lanet olsun,lanet olsunn!!!!! ne yapıcam ben şimdi.eğer burdan gidersem burdakilere zarar verebilir.ama burda kalırsamda ailem zarar görücek!! birinin kolumu dürtmesiyle yerimde sıçradım
-sharpay? gelen profösör stewart'tı
-ow,profösör korkuttunuz beni.
-afedersin,korkutmak istememiştim.ne yapacağımızı biliyomusun?
-hayır pofösör,şuan hiç bişe bilmiyorum.olaylar o kadar karmaşık ki!
-ne oldu,bilmediğim bişemi var? diye sordu profösör.bende bana gelen mesajdan tutun ablamla konuşmama kadar herşeyi anlattım.anlattıklarım karşısında profösör biraz daha sıkıntıya girdi.
-tamam sharpay,bak sana bişe olmasına izin vermiyeceğiz tamammı? şimdi kamp alanına geri dön ve üstünü değiştir.sonra buraya tekrar gel ve diğer öğrenciler ve profösörlerle konuşup bu işi bitirelim.
-hayır profösör.siz benim zarar görmemi istemiyosanız bende sizin zarar görmenizi istemiyorum.bu mesele beni ve ailemi ilgilendirir.başkaların bulaşmaması gerek.
-sharpay sadece sus ve kamp alanına dön tamammı!
-ama-
-yürü! diye bağırmasıyla mecburen kamp alanına gitmek zorunda kaldım.yolda giderken ne yapacağımı düşünmeden edemedim.iç sesim bana ''ailenin yanına gitmelisin.''diyordu.ama eric'ten nasıl ayrılacağımı bilmiyorum.en iyi çözüm kimseye bişey söylemeden burdan çekip gitmek.kimse bişey bilmediği sürece hareket edemezler.ben yolda yürürken telefonum çaldı.arayan ablam.endişeyle elefonu açtım
-alo sharpay! sanırım peşimizde!
-peşimizde derken?! sen tek değilmisin!!
-hayır,şuan arkadaşlarım benim yanımdalar ve biz olabildiğince hızlı kaçıyoruz.o arkadaşlarım bizim düşmanlarımız bizi öldürmek istediğinde bize yardım eden ailelerin çocukları.
-abla şimdi sen hemen ortalıktan kaybolmalısın.şimdi olabildiğince hızlı bi şekilde şehirden çık ve şehrin dışında bulunan sığınağa git.bende oraya gelicem.sakin ol,çabuk olun!!
-sharpay,bunu söylemek için biraz geç kaldın!
-ne! abla iyimisin! dedim fakat sadece çığlık sesleri geldi.lanet olsun seni öldürücem justin!! hemen telefonu kapattım ve vampir hızıyla kamp alanına gittim.çadıra girerek üstümü değiştirdim.bu şekilde savunmasız gidemeyeceğimden yanıma silahımı aldım,annem ne olur ne olmaz yanımda bulunssun diye bana silah vermişti .lanet olsun ki bi tek bu var.çadırda bulunan büyük bir çantada dünya kadar kan vardı,ve bende çok enerji sarf edeceğimden 5 torba içtim.biliyorum biliyorum fazla ama napıyım bu gün çok işimiz var...çadırdan çıktım ve derin bir nefes aldım.kendi kendime ''senin başaramayacağın hiç bir şey yok sharpay,hiç olmadı,olmuyor ve olmayacakta!'' dedim ve vampir hızıyla ilerlemeye başladım.o kadar sinirliydimki,önüme çıkan her şeyi yok etmek istiyordum.bu kadar sinirli olmam dahada hızlı ilerlememi sağlıyordu.koşarken gözmün önüne ablamla olan anılarımız geldi.3 yaşındayken bana aldığı oyuncağı bana verişi,4 yaşımdayken beraber kutladığımız doğum günüm.5 yaşındayken beni götürdüğü alice harikalar diyarı.oraya o kadar çok gitmek istiyordumki..ablamda dayanamadı beni aldı ve oraya götürdü.o gün orada biz gezerken yangın çıktı.canımızı zor kurtarmıştık.sebebini bilmiyorum ama orası yeniden inşa edilmedi.hala orada yanmış,terk edilmiş ve ıssız bir yer olarak duruyo.işte justin'in gelmemi isitediği yerde orasıydı.ben hızla ilerlerken telefonum bir kere daha çaldı.arayan yine ablam
-alo,abla iyimisin!!! dedi fakat telefonda bir cevap değilde bir erkeğin gülme sesi geldi
-o gayet iyi,ama şimdilik.şirin kurtumuzun kahraman kardeşi nerde kaldı ha? oww yoksa korkuyomusun? korkma sharpay,ona zarar vermiyeceğim.ama eğer gelmessen kanının son daması akana kadar onu öldürürüm!! yarım saatin kaldı...
-nerdesiniz!!
-şehrin dışındaki sığınağınızda! dedi ve kapattı.arayan tabiki justindi.p*ç yaa,yemin ediyorum p*ç!! ben sinirden dahada hızlı koşmaya başlamışken,çoktan varmıştım.sığınak tam karşımda duruyordu.hava kararmaya başlamışı ve rüzgar şiddetle esiyordu.yavaş adımlarla eve yaklaştım ve kapıyı açmak kapı kolunu tuttum ve aşşağı doğru ittim.fakat kapı açıktı.kapının gıcırdamasına engel olmaya çalışırken içeriye girdim.içerisi karanlıktı ve bir o kadarda soğuktu,titremeye başlamıştım.yavaş adımlarla ilerlerken attığım her adımda evin zemininde bulunan tahtalar gıcırdıyordu.korkumun ve kalp atışlarımın yükseldiğini bildiğim halde ilerliyordum.sessiz ortamı alt kattan gelen bir çığlık sesi kapladı.koşarak aşağı kata indim.koridorda yürüyerek çığlık sesinin geldiği odanın kapısına vardım.kapı aralıktı,biraz iterek tamamen açılmasını sağladım.kapı açıldığında ablam tam karşımda tavandaki demire elleri asılı,ağazı bantla kapatılmış kan ter içinde duruyordu.kapının yanından ayrılarak 1-2 adım ilerlemiştimki ablam benifark etti.çığlık atmak için çırpınıyordu,sanki bana bişey anlatmaya çalışıyor gibiydi.
-abla! dedim ve tam ona koşucaktımki boynuma bir şeyin saplanmasıyla yere yığıldım.gözlerim bulanıklaşıyordu,terliyordum ve bir acı bütün vücudumu kaplıyordu.gözlerim kapanmaya başladığını anladığım anda gözlerimi kapattım ve kendimi karanlığa bıraktım
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Melezin Hikayesi...
Vampire~Bu isimle yazılan ilk kitap~ Bu hikayenin açıklaması yok. Bütün eğlence içinde saklı Tüm haklar saklıdır ®
