bölüm şarkısı:
charli xcx- boom clap
-hayır sharpay.o gün hazırladığım herşey senin içindi ama elizabeth içine etti.dedi ve artık son kez nefes aldı
-sharpay seni seviyorum ve ömrüm boyuncada seni seviceğim....dedi ve gözlerini kapattı.ben bi anda arabayı durdurdum ve ona döndüm
-eric,eric kendine gel eric!!! dedim ama ses gelmedi,şiddetle ağlamaya başladım.
-sana yemin ediyorum sana inanıyorum,ama lütfen benimle kal eric.seni seviyorum ve her ne yaparsan yap,seni ömrüm boyunca seveceğim eric!!!
***************
ne ara kampa geldik,ne ara eric'i şifahaneye yetiştirdim bilmiyorum.eric yolun ortasında konuşmamız sırasında gözlerini kapattı ve bi daha hiç açmadı.işte o an zaman benim için durdu.panikle ve ağlayarak onu buraya getirdim.şuan içerde ve neredeyse 4 saattir içerdeler.gözyaşlarım artık akmıyo bile,o kadar çok ağladımki.biz şifahaneye gelir gelmez bizim grup geldiler.edward gelir gelmez bana sarıldı.onlarda benim gibi endişeliydiler.edward benden ayrılırken söze girdi
-ne kadar zamandır içerde?
-yaklaşık 4 saattir.dedim ve ağlamam yeniden başladı.edward başımı omzuna yaslayarak ''şitt tamam geçti,herşey güzel olucak sharpay sakin ol.sorun yok''
-hepsi benim suçum edward,bana bişey olduğunda çevremdekilerde zarar görüyo! dedim hıçkırarak
-şitt böyle konuşma hiç bişey senin suçun değil.dedi kolumu okşarken.o sırada kapı açıldı ve eric'in bulunduğu odadan profösörlerden biri çıktı.ben hemen söze girdim
-profösör durumu nasıl?
-şuan bişe söylemek mümkün değil.biz elimizden geleni yaptık,sadece beklemek kaldı.dediğinde dünya başıma yıkıldı,ne demek sadece beklemek kaldı!
-ne demek sadece beklemek kaldı profösör,iyileştir onu! diyerek üstüne yürüdüm.edward beni kolumda tutarak engelledi.
-bayan evans elimizden gelen bu kadar,inanın sizin adınıza çok üzülüyorum.bay cooper (eric) bir kurt olduğu için insanlara çok benziyor,aralarında tek fark o istediği zaman kurta dönüşebiliyor.demek istediğim.... dedi ve duraksadı bir insan nasıl kaza geçirir ve ölme ihtimali olursa onunkide öyle.o yüzden beklemliyiz,şuan bişe yapamayız çünkü ölme risk var.kalp atışlarıda çok düşük,yükselmesi lazım.eğer 24 saat içinde gözlerini açmassa üzgünüm ama yapabileceğimiz bişey yok.dedi ve aceleyle gitti.dediklerinin etkisinden çıkamıyordum, ''şuan bişe yapamayız çünkü ölme risk var.eğer 24 saat içinde gözlerini açmassa üzgünüm ama yapabileceğimiz bişey yok.'' bu kelimeler hala kafamın içinde dolanıp duruyor.şuan bişey hissediyorum çok kötü bişey,sanki göğüsümün sol tarafında bıçakla büyük bir delik açıyorlar.o kadar acıtıyoki,tarifsiz...daha fazla dayanamayarak içeri girdim ve arkamdan kapıyı kitledim.artık eric'le yalnızdım.ona döndüm,ağazında maske vardı ve kolunada 2-3 tane zımbırtı takmışlardı.onu öyle görmek canımı çok yaktı.yanına giderek alnından bitane öptüm ve baş ucundaki sandalyeye oturarak elini tuttum.kalp atışlarına baktığımda profösörün dediği gibi çok düşük olduğunu fark ettim.
-beni duyuyomusun bilmiyorum ama umarım duyuyosundur.hatırlıyormusun bana beni senden başka kimsenin sahip olamıyacağını söylemiştin.sende benden başka kimsenin olamazsın,sana bu yüzden kızgındım.çünkü seni elizabeth'le görmeye dayanamıyorum.seni herkesten kıskanıyorum,arkadaşlarından bile.sen benimsin,ben senin.biz birbirimizden başka kimseyle olamayız.bazen acaba senle tanışmakla hatamı ettim diye düşünüyorum.sonra senin o gülüşün geliyo aklıma,beni baştan çıkaran gülüşün.işte o zaman hayatımı senin gözlerinde buluyorum ve diyorumki ''bir daha asla biz birbirimiz için uygun kişiler değiliz demiyeceğim.çünkü biz birbirimizden başka kimseyle olamayız''.ben hayatımı senin gözlerinde buldum ve sana bişe olursa ve-ve sen..... yutkundum,boğazıma oturan yumruğu engellemeye çalıştım.göz yaşlarım çoktan akmıştı.konuşmaya devam ettim, ölürsen eğer,o gözlerine bir daha bakamassam,gülüşünü bir daha duyamassam,öpücüklerini bir daha tadamassam bilki bende ölmüşümdür.sana inanıyorum,söylediğin herşey doğru.o hazırlıklar benim içindi,benim için zahmet vermiştin.bunların hepsine inanıyorum.gözlerini aç ne olur yalvarıyorum sana! gözlerini açta yine eskisi gibi sana inanmıyım sende beni ikna etmeye çalış.gözlerini açta yine eskisi gibi beni sinir et,bana süpriz yap.beni kandırsan bile yemin ediyorum gıkım çıkmaz... dedim ve ağlarken üzüntülü bir gülümseme yerleştirdim yüzüme yeterki sen gözlerini aç,lütfen.... dedim ve sözlerimi bitirir bitirmez ayağa kalkara arkamı döndüm.elimi eric'in elinden çekecekken elimin gelmediğini fark ettiğimde hemen elime baktım.eric elimi gitmemem için tutuyordu.birden hızla artan bir ses geldi.bu kalp atışlarının sesiydi.kalp atışları arttığında yüzümde hafif bi gülümseme yerleşti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Melezin Hikayesi...
Vampire~Bu isimle yazılan ilk kitap~ Bu hikayenin açıklaması yok. Bütün eğlence içinde saklı Tüm haklar saklıdır ®
