YN: 🔞🔞 Smut var, başladığı ve bittiği yerleri 🔞 işaretiyle gösterdim. Smut olmayan yerleri MUTLAKA okuyun.
—————
Johnny oldukça kısa sürede popüler olmuştu koca üniversitede ve bunu nasıl yaptığına dair hiçbir fikri yoktu. Gerçi bu popülerlik işine geliyordu, insanlarla çok rahat arkadaşlık kurabiliyordu böylece.
Boş zamanlarında hep yaptığı şeyi yapmaya karar verdiğinde öğle arası yaklaşıyordu. Hızlı adımlarla kendisini, nedense kimsenin kullanmadığı sınıfa kapattı ve telefonunu açıp üniversitenin internet sayfasında gezinmeye başladı. Bir öğrenci profili gözüne çarpınca kaşlarını çatmış ve profile girmişti.
Nakamoto Yuta, huh?
"Vay be, yakışıklı çocukmuş." diye mırıldandı Johnny. O sırada sınıfın kapısı açılmış ve içeri başka bir öğrenci girmişti.
Johnny, gelenin kim olduğunu görünce gülümsedi.
"Hoş geldin. Jaehyun'du değil mi?"
"Vay canına, böyle kolay hatırlamanı beklemiyordum..." Jaehyun boş bir masaya oturup ayaklarını sallandırırken gülümsemişti sevimlice. "Seni bir kere daha görmüştüm bu sınıfta, hatırlıyor musun onu da?"
Johnny, küçük olanın saf sorusuna karşılık göz devirmemek için zor tuttu kendini.
Hakkında her şeyi biliyorum zaten, aptal.
"Hatırlıyorum elbette, hatta tam yarım saat boyunca bir arkadaşın hakkında konuşmuştun."
"Aa, Yuta'yı diyorsun! Arkadaşım diye demiyorum ama harika biridir."
"Bilmez miyim..." diye hafifçe sırıttı Johnny. Biliyordu, her şeyi. "Yuta'nın seni arkadaşı olarak gördüğünü zannetmiyorum ama..." diye de mırıldandı ama Jaehyun duymamıştı onu.
"Peki sen?" Jaehyun ayaklarını sallandırmayı bırakıp baktı uzun bedene. "O gün adını söylememiştin, sen kimsin?"
"Ben Johnny."
(YN: I'm Johnny-)"Ooh, yabancı mısın?"
"Şikago'dan geldim, geçen sene. Bu seneyi burada okuyacağım."
Jaehyun anladığını belirten şekilde başını salladı. Johnny gülümsedi ona, ardından telefonunu kapatıp sandalyeden kalktı ve Jaehyun'un tam önünde durdu. Küçüğün bacaklarını aralayıp yerleşti, bir elini beline koydu sonra. Jaehyun ise şaşkınlıkla kalakalmıştı.
"Johnny hyung, ne yapıyor-"
Sözü, bir çift yumuşak dudakla bölündü. Jaehyun geri çekilmek istese de Johnny onun başını tutup öpücüğü kesmesini engellemişti. Birkaç saniye geçmeden Jaehyun ürpererek kabul etti büyüğünün dilini.
(Başladı 🔞)
Johnny, Jaehyun'un böyle çabuk teslim olacağını bildiği için rahat davranmıştı. Dilini onunkine değdirip ağzının her yerinde gezdirmeye başladığında küçük olan inledi boğukça.
Jaehyun kollarını Johnny'nin boynuna dolayıp siyah saç tutamları çekiştirmeye başladığında kasıkları sürtünmüştü birbirlerine. Jaehyun aldığı ani zevkle tekrar inlediğinde Johnny de öpüşmelerini kesip boynunu emmeye başlamıştı.
"Johnny, d-dur..."
"Hey, durmayacağımı biliyorsun ufaklık." diye derin bir ses tonuyla mırıldandı, bir elini küçüğün kasıklarında gezdirirken. "Söylesene, durmamı istiyor musun?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
yedi renkli frezya // nct127 ✔️
Fanfiction[bxb] Jaehyun, Taeyong ile yaptığı anlaşma sonucu kendisiyle beraber yedi kişiyi daha tehlikeye sokmuştu. Çünkü Jungwoo, her gün ölümle tehdit ediliyordu ve Taeyong bunu fark edip önündeki 'engellerden' kurtulmak için planlar hazırlamıştı. Oysa 'ha...