Salona gittiğimde Buse ve Berke TikTok videosu çekiyorlardı. Deniz'de onlara "YA GİDİN BAŞKA YERDE ÇEKİN VİDEOLARINIZI BAŞIM AĞRIDI SABAH SABAH DELİ MİSİNİZ NESİNİZ" diye bağırıyordu. Bir süre onları izledikten sonra "Ya ben iki saattir burdayım görmüyorsunuz beni. Hadi kalkın kahvaltı hazır." dedim ve arkamı dönüp mutfağa gittim. Kahvaltımızı yaptıktan sonra Buse ve Berke evden çıktı,Deniz telefonla uğraşıyordu. Bende ılık bir duş alıp Deniz'in yanına geri döndüm. Deniz saçlarımı ıslak görünce "Kızım delirdin mi sen hasta olcaksın saçlarını kurutsana." dedi. Cevap vermeyip Deniz'in dizine uzandım. Deniz birden beni kucağına alıp odama götürdü,beni yavaşça yatağın üstüne oturtturup "Saç kurutma makinen nerde hayatım?" diye sordu. Yerimden kalkıp dolaptan saç kurutma makinemi alıp yatağın üstüne oturdum. Deniz elimden saç kurutma makinesini alıp saçlarımı kurutmaya başladı. 10-15 dakika sonra Deniz saçlarımı tarayıp "Hadi güzelce hazırlan sonra benim evime gidelim bende hazırlanıyım. Seni çok güzel bir yere götürcem." dedi ve odadan çıktı. Dolabıma biraz göz attıktan sonra kendi kendime "E benim hiç adam akıllı elbisem yok ki napıcam ben?" diye sordum. Odamdan çıkıp Yaren'in odasına gittim,dolabı açıp elbiselere göz attıktan sonra elbise giymekten vazgeçtim. Siyah bir etek çıkardım ve üstüme de beyaz bir bluz alıp kendi odama geçtim. Fazla abartmaya gerek duymuyordum,eteği ve bluzu giydikten sonra makyaj masama oturdum ve hafif makyaj yapıp aşağı Deniz'in yanına indim. Deniz'in elini tutup "Gidebiliriz artık." dedim. Deniz alnımı öpüp "Çok güzel olmuşsun." dedi teşekkür ettim ve Deniz'le beraber kapıya gittik. Askıdan siyah kaşe montumu giydikten sonra siyah kasket şapkamı da takıp siyah çizmelerimi giydim. Deniz'lerin evine geldiğimizde Deniz hemen arabadan çıkıp eve girdi. Yaklaşık 15 dakika bekledikten sonra yine her zamanki gibi simsiyah giyinmiş arabaya doğru geliyordu. Çantamdan telefonumu çıkarıp makyajıma baktım. Deniz yanağımı sıkıp "Makyajını kontrol etmene gerek yok ister makyajlı ol ister makyajsız benim gözümde dünyanın en güzel kızı sensin." dedi. Utancımdan yerin dibine girecektim,Deniz şarkı açtı ve şarkıyı mırıldanmaya başladı. 1 saatin sonunda bir dağ evine gelmiştik. Ayağımdaki topuklulara bakıp "Deniz keşke söyleseydin,ben bu ayakkabılarla burda nasıl yürüycem?" dedim. Deniz arabadan inip kapımı açıp beni kucağına aldı ve "Hayatım söyleseydim süpriz olmazdı,hem bak yürümene gerek kalmadı." dedi. Sesimi çıkarmadım ve evin kapısına geldiğimizde Deniz beni kucağından indirdi ve kapıyı açtı. Ayakkabılarımı çıkarıp eve girdim ve Deniz'e "Buraya kadar gelmemize hiç gerek yoktu bence,ben senin park edilmiş arabanın içinde bana şarkı söylemenle bile mutlu oluyorum." dedim. Aklıma kahvaltıya çıktığımız gün geldi ve gülümsedim. Deniz yine elinde gitarla geldi ve karşıma oturup "Şimdi de söyliycem zaten." dedi ve şarkı söylemeye başladı.
Yeniliyorum her gün
Senin hatrına sürgün bu ev
Katlanıyorum hâlâ buna
Yeniliyorum sonra
Yepyeni bir umutla içimi
Göze alabilecek miyiz sence her şeyi
Bu yerler bu insanlar bana yabancı biliyorsun
Sana saklandı ruhum
Beni bırakma ne olursun
Bize karşı dursalar da
Kalbimize vursalar da
İftira atsalar da
Yanımda dursun kalbin
Şarkıyı bitirdikten sonra elimi tuttu ve "Gel bakalım asıl sürprize gidiyoruz." dedi ve beraber üst kata çıktık,Deniz cebinden bir anahtar çıkarttı ve kapıyı açtı. İçerde çift kişilik bir yatak,büyük bir dolap ve komodin vardı. Deniz elimi bıraktı ve komodinin önüne geçti. Bende yatağın üstüne oturdum Deniz'i izliyordum. Çekmeceyi biraz karıştırdıktan sonra elinde küçük bir kutuyla yanıma geldi. Alnımı öptü ve kutuyu açtı,kutunun içinde çok güzel bir kolye vardı. Gözlerim dolmuştu Deniz'e "Bu çok güzel." dedim ve sarıldım. Deniz benden ayrılıp kolyeyi takmak için arkama geçti,saçlarımı sağ omzuma aldım ve Deniz'in kolyeyi takmasını bekledim. Deniz kolyeyi taktıktan sonra omzumu öptü,Deniz'e döndüm ve sımsıkı sarıldım. Deniz'den ayrılıp "Teşekkür ederim canımın içi." dedim. Ellerimi tuttu ve "Unutma beni çiçeği,rahmetli babaannemin kolyesi. Bir gün aşık olursan bu kolye benden gelinime hediyemdir demişti. Bu kolyeyi sadece sana layık görüyorum Cemre." dedi. Ne diyeceğimi bilemiyordum,Deniz gülümsedi ve "Ne desem diye düşünme ben bu kolyeyi sana bir şey demen için vermedim. Hadi kalk bakalım yemek yiyelim." dedi ve beraber aşağı indik. Telefonum çalmaya başladı,kim olduğuna bakmadan telefonu sessize aldım. Deniz "Bitanem açsana belki önemli bir şeydir." dedi. Telefonumun ekranına baktığımda Yaren'in aradığını gördüm. Telefonu açtım ve telefondan gelen yüksek müzik sesini duyduktan sonra kaşlarımı çattım ve "Yaren ne oluyor orda?" diye sordum. Yaren "Cemre çabuk eve gelmeniz lazım." dedi ve masadan kalkıp montumu giymeye başladım "Yaren ne oluyor anlatsana." dedim ve Yaren "Gelince görürsünüz." dedi ve telefonu suratıma kapattı. Deniz'e dönüp "Yaren çabuk eve gelin diyor. Bizdeler galiba hadi çabuk ol çıkalım." dedim. Deniz'in yüzü düştü yanına gidip boynuna sarıldım ve "Bitanem sonra telafi ederiz hadi çabuk ol." dedim ve yanağını öptüm. Deniz'le direk evden çıkıp arabaya bindik.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Psikolog
Teen FictionDerin bir şekilde iç çektim ve oturduğum yerden kalktım,kafamı hastane kapısına çevirdiğimde yine o ordaydı. Özgür Deniz Cellat...
