SYDÖ - 4

104 13 0
                                        

"Az kaldı kapatıyordum." Sesi tanıdık gelsede hala kim olduğunu çıkaramıyordum.

"Kimsin?"

"Brian seni salak. Beklemekten hiç hoşlanmam ve neden gelmediğini şimdi anlıyorum. Demek o kadar korktun ha?" Böyle diyeceğini bilmem bile beni sinir ederken onun ağzından duymak dahada sinir bozucuydu.

"Numaramı nerden buldun sen?"

"Bizimde kendimize göre yöntemlerimiz var."

"O yöntemlerini başka bişey için kullan. Benle değil ! " Kim bilir nerden bulmuştur. Gerizekalı !

"Hemen konuyu değiştirdiğine göre kesin korkudan gelmedin." Ses tonundan sırıttığını anlıyabiliyordum.

"Senden korkan senin gibi olsun!" Kendini ne sanıyosa artık..

"Ne güzel işte benim gibi olurdun. Sevinmen lazım."

"Senin gibi mi? Hahah.. Öküz, gerizekalı, kendini beğenmiş, pislik ve züppe olmak için beynimi yemiş olmam lazım. " Birden sesi bozuldu tabi.

"İltifatların için çok sağol(!)."

"Kapat kapat gelicem ben. Bi daha sakın beni arama! " Nası gidiceksem artık..

"Eğer 15 dakika içinde burda olmassan benide bulamazsın, ayrıca hükmen yenik sayılırsın! "

..........

Suratıma kapatma cesaretini nerden bulduğunu merak etsemde daha büyük sorunumun olduğu için fazla takılmadım. Evden çıkmanın yolunu bulmam gerek.. Kapıyı yavaşça açıp koridora baktım. İçerden televizyon sesi geldiğine göre televizyon izliyordu. Yavaş yavaş salondan geçtim.Kapıyı yavaşça açtım. Tam çıkmış olduğum için mutlu olucaktım ama sevincim söndü tabi..

"Hey dur bakalım, nereye böyle sessizce?" Koridorun sonunda olduğu için o benim yanıma gelemeden hızlıca kapıyı kapatıp, dışarıdan kilitledim. Aslında amacım bu değildi ama birden gelince oldu işte.. Herneyse arabams atlayıp anayola girip otoparka geldim. Heryer araba ve insan kaynıyordu. Her katı gezdim ama arabası yoktu. Saate baktığımda 9 buçuk olduğunu farkettim.

Lanet olsun ki yetişememiştim. Ne yani boşuna mı evden çıkmıştım? İki dakika daha beklese ölücekti sanki. Zaten ablamı kızdırmıştım. O kızgınlığın üzerine eğer eve gidersem sonrasında ordan tabutum çıkardı. Bu durumda en iyisi arabada uyumak olucaktı. Evet evet arabada uyumalıydım. Bunları düşünürken otoparktan çıkmıştım. Evin sokağına geldiğimde farları söndürdüm çünkü her ne kadar bodrum katında otursakta tüm ışıkların yandığı belli oluyordu. Arabada uyumak gibi bi kararımın iyi bi karar olduğu sonucuna vardım ve arka sokakta durdum. Arabayı kilitleyip rahat bi pozisyon bulup uyumaya çalıştım..

Sabah uyandığımda telefonumda 14 cevapsız arama vardı. Hepsi ablamdandı, eminim ki çok kızmıştı. Eve ön kapıdan girip beni görmesini sağlarsam, kafamı duvara sürter kıvılcım çıkartır sonrada beyzbol sopasıyla beynimi ezerdi. O yüzden görünmeden girip ardından okula gitmek daha iyiydi. Her zamanki gibi arka cam açıktı sessizce aşağı atladım. Lazım olan şeyleri alıp çıkıcaktım ki içerden ses gelmediğini farkettim. Kapıyı açıp seslendim ama kimse yoktu.

Ablam çoktan gitmişti. Bu çok iyi olmuştu çünkü açlıktan ölmek üzereydim. Mutfağa gidip dolabı açmadan önce masadaki kağıda gözüm takıldı. Ablamdandı.. Tam tahmin ettiğim gibi yine davası olduğu için bi yere gidiyormuş ve beni çok merak ettiğini yazmış. Bi saniye... Uçak mı? Neden uçakla gitmeye karar vermiş ki? Lanet olsun! Tren, araba felan varken uçağı tercih etmiş. Ama kendi bilir.

Bişeyler yiyip oyalanmamaya çalışarak okula gittim. Boş sokaklarda kaykayla gezmek hep huzur vermiştir.. Okul yakındı. Geldiğimde zil çalmıştı. Koridor dolu olduğundan herkese çarpa çarpa dolabıma gittim kitaplarıma aldım, sınıfa girdim. Ne yazık ki hoca içeri girmemişti. Brian sınıfta yine tam çarprazıma oturmuştu. Sırama gitmek için malesef onun önünden geçicektim. Geçerken suratına bakmamak için büyük çaba sarfettim. Ama yan gözlede olsa bana pis pis baktığını görebiliyordum. Tam önünden geçmiştimki nolduğunu anlamadan kendimi yerde buldum. Lanet olası Brian çelme takmıştı!

Ben kendime gelmeye çalışırken suratını görmediğim biri beni tek koluyla ayağa kaldırdı. Sanırım fazla güçlüydü. Üstümü düzeltip burnumdan ateş soluyarak kim olduğuna baktığımda ilkte kim olduğunu çıkaramadım. Sonradan Brian'ın yanında takılan pisliklerden olduğunu anladım.

"Sana beni kaldırma hakkını kim verdi?! Aptal, bırak kolumu! " Teşekkür etmem gereken yerde bağırıyordum. Gerçekten sinirliydim. Ama niye teşekkür ediyimki o da bi pislik.

"Kalkmana yardım ettim. İnsan bi teşekkür eder." Gülümsemeye başladığında dalgamı geçiyor yoksa normal bi gülümsememi bu sinirle anlıyamadım.

"Sende onun gibi bir pisliksin. Neden teşekkür ediyim? Ben kendim kalkardım!" Fazla bağırmış olmalıyımki çocuk suratıma şaşırmış bir ifadeyle bakıyordu. Tam Brian'a dönmüş bağırmaya başlıycaktım ki o benden önce davrandı.

"Hey sert kız! Annene ne kadarda benziyosun! Ama malesef onun gibi seksi değildin yani dün akşamdan bahsediyorum.."

Ben onun dediklerini algılamaya çalışırken bütün sınıftakiler bana bakıyordu. Herkes duymuştu. Bazıları dalga geçercesine gülerek bakıyordu. Rezil olmanın verdiği utanç ve dediği şeylere olan sinirimle kıpkırmızı olduğumu hissediyordum. Beynime kan gitmiyordu. Suratımdan ateş fışkırıyordu. Bu sefer burnuyla kalmıyacak, ölcekti! Evet onu öldürücem!

Sür ya da ÖlBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin