"Hangi cehennemdesin sen?! " Bunu söylerken o kadar bağırmıştı ki yerimde zıpladığımı belli etmemeye çalışarak bende bağırdım.
"Senin olmadığın bir cehennemde! "
"Benimle böyle konuşamazsın! Ben seni korumaya çalışıyım, senin yaptığın şeye bak.." Sanki birini öldürdük. Alt tarafı evden kaçtım. Niye abartıyorki?
"Ne yapıyomuşum ben ha? "
"Neredeyse her akşam dışarıdasın, kesin hep çıkıyosundur ama şimdiki gibi benim haberim olmuyordur! Hiç ders çalıştığını görmedim? Ne o dışarıda sürtmeye çok meraklısın heralde. Bu gidişle senden hiç bişey olmayacak! Hiç bi arkadaşında yok, akşam gece yarılarına kadar dışarıda napıyosun anlamıyorum ki? " Bunları söylerken suratındaki ifadeden sinirin daha fazla arttığını görebiliyordum. Ama en umursamaz tavrım ve bakışlarımla ona bakıyordum. Eminim böyle daha çok deli olucak.
"Sanane ne yapıp ne yapmadığımdan? Zaten şuana kadar hiç bişeyi anlamadın. Bunu anlamını beklemiyordum. Benim hakkımda düşüncelerini kendine sakla. Hadi defol odamdan, uyuycam." Konuşarak odamın kapısına kadar gelmiştim.
"Beni öyle istediğin zaman kovamazsın! " Gıcık bir şekilde sırıttıktan sonra devam ettim:
"Bal gibide kovarım." Direk kapıyı suratına kapattım ve kilitledim. Yarın okulun olduğu aklıma gelince oyalanmadan üstümü değiştirip yattım. Saat 1'i çoktan geçmişti. Arabayı alamadığımdan ve ablama sinirimden zar zor uyumaya çalıştım.
Sabah uyandığımda çok geç kalmıştım. Duş almak için vaktim olmadığından direk giyindim. Makyaj yapmaktan nefret ederdim. Tuvalete gitmek için odamdan çıktığımda ablamın gittiğini anladım. Çantamı ve kaykayımı alıp evden çıktım. Okul yakın olduğundan araba gerek duymuyordum. Zaten arabamda babamdan kalan tek şeydi. Okulun kapısından girmeden kaykaydan inip koşmaya başladım çünkü zil çoktan çalmıştı. Koridor pek kalabalık olmadığından dolabımdan tarih kitabını alıp sınıfa hızlıca gittim. Öğretmen henüz gelmemişti. Tek başıma en arkada oturduğumdan kimse benim yerime oturmazdı. Ben sırama oturduğum gibi öğretmen sınıfa girdi. Oturun dediği gibi tahtaya bişeyler yazıp anlatmaya başladı. Dersi -her zamanki gibi- dinlemediğim için bişeyler karalıyordum. Aslında hiç bi dersi dinlemem. Dersin sonlarına doğru yani tahminimce kapı çaldı ve hoca daha 'gir' demeden içeri aptal Brian ve bi onun kadar aptal olan sarışın segilisi Katty ve o yanında gezdirdiği arkadaşları vardı. Hocadan geç kaldıkları için özür bile dilemeden konuşmaya arsızca konuşmaya başladı.
"Naber hocam? Oo derse başlamışız. Devam edin siz, biz takılırız. Yürüyün beyler." Hoca bunları duyduktan sonra kıpkırmızı olmuş bir şekilde konuşmaya başladı.
"Bu ne terbiyesizlik! Heme çıkın dersimden. Doğru müdürün odasına! " Brian birden kaşlarını çattı.
"Hop hop hocam terbiyesiz falan? İstediğimi yaparım. Müdür bana hiç bişey diyemez. Siz derse devam edin! " Son cümleyi söylerken sesi çok tehditkar çıkmıştı.
"Aynen sevgiliiim, çok haklısın. Brian'ın babası bu okulun ortaklarındandıır." Kısacası bu konuşmadan sonra içimden o ağzındaki sakızı alıp başka bişey yapmak gelmişti. Neyse ki sakin durmuştum.
"Görücez bakalım! "
Hoca hiç bişey olmamış gibi ders anlatmaya devam etti. Onlarda çarprazımdaki sıraya oturmuşlar derste herkesin içinde öpüşmüşlerdi. Sanırım bunda şaşırılıcak bi taraf göremiyordum çünkü yaptığı saygısızlıkların ardındanbu tam o pisliğe göreydi.
Ders bitene kadar dudakları birbirinden ayrılmadı. Ama o aptal Brian'dan arabayı alıcaktım. En azından hakkımla kazanmıştım. Sanırım burnu geçmişti, sargı felan yoktu. Hoca onları sürekli görmezden geliyordu. Sonunda zil çaldı ve Katy, Brian'ın yanından kalktı ve gitti. Kalktım, onun oturduğu sıraya doğru yürüdüm. Ellerimi sertçe sıraya vurdum ve sinirli bi şekilde ona bakmaya başladım. O ise pis pis gülüyordu.
"Hemen anahtarlarımı alıyım."
"O kadar kolaymı sandın? " Bunu söyledikten sonra bu sefer pis pis sırıtma sırası bana gelmişti
"Evet, dün akşam seni yenmek çok kolaydı. Hatta daha kolayı olamaz sanırım.. Bu arada burnun ne çabuk geçmiş? " Arka sırada oturan arkadaşları birden gülmeye başladılar. Söylediklerimi duyduklarını bilmek daha iyi hissettirmişti.
"Hiç bişey olmadı burnuma! Sizde gülmeyi kesin! " Yine gülmeye başladım.
"Ya ne demessin? O yüzden mi kanıyordu? " Birden yüzü değişik bir hal aldı. Çenesindeki kaslar seyirmeye başladı. Sıraya yaslanmaktan vazgeçip, belli etmeden gülmeye devam ettim.
"Yanlış görmüşsün! Neyse bu akşam bi yarış daha istiyorum. Bunuda kazanırsan alırsın arabayı." Ne kadar itiraz etmek istesemde mutlu sona ulaşamayacağım için kabul ettim.
"Seni ikinci kez yenmek eğlenceli olucak. Saat 9'da otoparkta ol." Tam arkamı dönüp gidecektimki tam karşımda dikilen Katty'yi gördüm. Sinirli bi şekilde bana bakıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sür ya da Öl
Teen FictionHayatımdaki zorluklar sayesinde bu kadar güçlü oldum. Onlar beni güçlendirdi. Artık tek düşüncem araba yarışlarıydı. Hayatıma anlam katan yarışlar...
