Diğer bölümleri düzenledim. Fakat söz verdiğim gibi 3 bölüm gelmedi. Sınav haftası olduğu için yeni bölüm yazamadım. Şimdilik bu bölümle idare edin. En yakın zamanda 2 bölüm daha yazıp yayımlayacağım. Hepinizin 23 Nisan Çocuk Bayramı kutlu olsun. İyi tatiller. :D
Az önce söylediklerimi bir daha tekrarladım. Araba açıldı. Ardından ayak sesleri gelmeye başladı. Az da olsa korkmuştum. Ayak sesleri daha da yaklaştı ve tam önümde durdu ve bana bir zarf uzattı. Kafamı kaldırıp baktığımda onun Cem olduğunu gördüm.
Cem "Zarfta senin ismin yazılı. Yerde buldum."dedi.
"Seni göremeyince çok korktum şapşal!" diyerek omzuna yavaşça vurdum. Zaten hızlı vursam elim duvara yumruk atmışım gibi acırdı.
Zarfı elinden aldım . Üstünde el yazısıyla ve büyük harflerle ismim yazılıydı. Aynı not kağıdındaki "ÖDE" yazısı gibiydi. Zarfı yırtarak açtım.
O not kağıdını babana vermeliydin. Bundan sonra olacaklardan biz sorumlu değiliz.
Kağıtta yazanları okuduktan sonra 2 kere yutkunmak zorunda kaldım. Yüzümün bembeyaz olduğuna dair bahse girebilirdim. Tam düşecektim ki Cem beni tuttu.
"Duru"
"Duru iyi misin?"
"Iyiyim." Sesim benim bile duyamayacağım şekilde çıkmıştı. Ama Cem duymuş olmalı ki beni yere bıraktı ve arabanın kapısını açarak oturmamı sağladı.
"Çok kibarsın bugün." diyerek gülümsemeye çalıştım. Ve tabiki gülümseyemedim. Ama o gülümsedi.
Acaba not kağıdındaki " ÖDE " yazısı ne anlama geliyordu? Yani neyi ödesin ki babam?Veya niye ablamı bayıltıp üstüne bıraktılar o not kağıdını? Hem olacaklarda neydi? Ne yapabilirler ki bana? Bu konudan rahatsız olduğumu fark edince uyumadan önce düşünmeye karar verdim veya babama söylemeden önce.
Konuşmadığımız için radyoyu açtım. Ve yolu izlemeye başladım. Tam bir fırının önünden geçiyorduk ki Cem arabayı durdurdu. Bir dakika , bir dakika Cem ve araba kullanmak ? Biz daha 11. sınıfız. Mektuba o kadar takılmışım ki Cem nasıl araba kullanıyor diye hiç düşünmedim bile.
"Ben fırından poğaça alacağım. Nasıl poğaça istersin?"dedi Cem.
"Cem , biz 11. sınıftayız ve sen araba kullanıyorsun?" Dedim. Yine salaklığım üstümde . Çocuk bana "Nasıl poğaça istersin" diye soruyor ben ne diyorum ya.
"Okulda anlatırım."
"Tamam. Ben sade poğaça istiyorum"dedim . Cem kapıyı kapattı ve arabanın önünden dolaşarak fırına doğru yürümeye başladı. Bende yapacak bir şey bulamadığım için onun yürüyüşünü izledim. O fırına girince yoldan geçen arabalara bakmaya başladım. Kırmızı araba, siyah araba, siyah araba, beyaz , kırmızı, lacivert, gri derken önümüzde siyah bir araba durdu. Ama içeridekiler kavga ediyordu. Oğlan arabadan indi ve arabanın arkasından dolaşarak ön koltuktaki kızın kapısını açtı. Kızı sertçe arabadan indirirken bir yandan da bağırıyordu. Tam kıza vuracakken arabadan hışımla inerek "Dur!" diye bağırdım. Ama beni dinlemeyerek kıza vurdu. Kız acıyla inlerken bende oğlanı tutmaya çalıştım. Bu yüzden de bir sonraki tokat benim yüzüme geldi. Tam bağıracaktım ki "Sen ne karışıyorsun bizim işimize "dedi oğlan. Tabi ki karışırım.
"Tabi karışır. Sen ne cürretle vuruyorsun o kıza." dedi arkamdan birisi. Tek anlayabildiğim şey arkamdaki birisinin Cem olmadığıydı. Hem Cem neredeydi?
Yüzüme gelen başka bir tokatla tam yere düşecektim ki birisi beni belimden tuttu.
"Umarım başkalarına karışmamayı öğrenmişsindir." Bunu söyleyen kıza vuran kişiydi. Beni tutan kişi doğrulmama yardım etti. Ardından beni bırakıp adamın yüzüne yumruk attı. Beni tutan kişiye arkadan bakınca bile kaslı bir vücudu olduğunu anlayabiliyordum. Yani bir kaç defa daha vursa adam ölebilirdi. Zaten ilk vuruşuyla adamın burnu kanamaya başlamıştı. Adam da yumruk atınca ortalık karıştı. Etrafımızda bir sürü kişi toplanmıştı. Ama hepsi kavga edenlere tren görmüş öküz gibi bakıyorlardı. Hiçbiri müdahale etmiyordu. Bu yüzden iş başa düştü diye düşünerek aralarına girdim. Ve adamın beni tutan adama atacağı yumruğu tuttum.
"Yeter artık! Git buradan."diye bağırdım. Ardından da başımıza toplanmış kalabalığa "Sizde gidin." dedim. Tam beni tutan çocuğa teşekkür edecektim ki Cem beni tutarak kalabalıktan uzaklaştırdı.
"Arabaya bin. Geliyorum" dedi Cem ve beni arabaya doğru yavaşça ittirdi.
"Ama Cem.." demeye çalışırken Cem sözümü keserek "Bin şu arabaya" dedi. Ama Cem'in dediklerini yapmayarak kalabalığa karıştım. Beni tutan adamı görünce yanına koşarak gittim. Adam dediğime bakmayın. Benimle aynı yaşta gibiydi. Koşarak gittiğim için normal olarak çocuk bana baktı. Bende bana bakmasını fırsat bilerek teşekkür ettim. Ve hemen arabaya doğru koşmaya başladım. Tam arabanın kapısını açacaktım ki birisi kolumu tuttu. Cem'in yüzünü görmeyi bekliyordum ama karşımda adamın tokat attığı kız vardı. Bir süre birbirimize bakakaldık. Çünkü bu kız telefonumu elimden alan ve bana benzeyen kızdı.
"Beni o hayvandan kurtardığın için çok teşekkür ederim. Sen iyi misin peki?" dedi kız.
"Ah. Evet, iyiyim."
"Seninle bir gün yemeğe çıkalım. Teşekkür yemeğine. " dedi ve elime bir kartvizit tutuşturdu. " Bana bu numaradan ulaşabilirsin."
"Hayır. Yemeğe gerek yok."
"Lütfen. Gelmezseniz kendimi iyi hissetmem. "dedi ve uzaklaştı.
Onun duymayacağını bildiğim halde "Tamam. Sizi kırmak istemem." dedim. Arabanın kapısını açarak oturdum. Kapıyı kapatmadım ve bacaklarımı dışarıya doğru uzattım. Elimdeki kartvizite baktım bir süre boş boş. Kızı düşünmekle meşguldüm. Kendime gelince kartvizitte yazan ismi okudum.
Rüya
Kızın ismi Rüya mıydı yani?
Bu ismi annemden duymuştum.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kusurlarımız Yıldızlarımızda
RastgeleHayatında bir sürü sır olan ama hiçbirini bilmeyen Duru Kızından sırlar saklayan bir baba Duru'ya ablalık eden Güneş Duru'ya benzeyen ama benzemesinin nedenini anlayamayan Rüya Ve daha fazlası..