2

3.8K 231 80
                                        

Taksiyi çalıştırıp sürmeye başladı. Tabelalara baktım; anladığım kadarıyla beni Seul dışına götürüyordu. Bir süre sonra taksiyi durdurdu, arabadan inip benim kapımı açtı. "İn," dedi yine o soğuk sesiyle.

Hemen indim. "Nereye getirdin beni?" diye sordum.
"Çok soru sorma," dedi sinirli bir tonda. Ardından elindeki telefonumu yere atıp üzerine bastı. Şok olmuş gözlerle parçalanan telefonuma baktım. Bakışlarımı hızla ona çevirdim. "Ne yaptın sen?!"

"Telefonunu kırdım. Sende para boldur, yenisini alırsın olur biter; tabii benden kurtulabilirsen..." Tek kaşını kaldırarak ekledi: "Sahi, senin adın ne?"
"Jungkook," dedim, gözlerim hâlâ yerdeki telefonumdaydı. "Manyaksın sen!"

Anında kolumdan tuttu. "Sus da yürü!" dedi otoriter bir sesle. Kolundaki eline baktım. "Nereye?"
"Önündeki eve Jungkook. Ha, sokakta yatmak istiyorsan boynuna bir tasma bağlayayım, şuradaki kulübede uyu," dedi gözlerini devirerek.

Aynı onun gibi gözlerimi devirdim. "Çok komik."
Ardından kolumu hırsla çekip önümdeki kapısı açık eve girdim. Ben salona geçerken o arkamdan kapıyı kilitledi; ardından gelip koltuğa yayıldı. Evde başka kimseyi göremeyince sordum: "Hani adamların vardı? Hiçbirini göremiyorum."

Bana baktı. "Görmen mi gerekiyordu? Görmesen de olur," dedi.

"Çünkü yoklar! Kim senin gibi birinin adamı olsun ki?" dediğimde burnundan sinirli bir nefes verdi.
"Lanet çeneni kapatmaya ne dersin Jungkook'cum? Yoksa ben kapatmak zorunda kalacağım," dedi tehditkar bir tonda.
Susmadan cevap verdim. "Nasıl kapatacaksın, kafama silah dayayarak mı? Hah! Seni bulacaklar, göreceksin. Senin gibi bir katilin yanında kalmayacağım!"

"Beni kimse bulamayacak Jungkook, boşuna dil döküyorsun," dedi sırıtarak.

"Polislere haber verilmiştir bile! Telefon sinyalim en son burayı gösteriyor, bulacaklar. Birazdan polisler burayı bastığında da 'Beni kimse bulamayacak' diyebilecek misin bakalım?"

"Burada kalacağımızı kim söyledi?" dedi öne doğru biraz eğilerek. Tam o sırada kapı çalındı.

Taehyung kalkıp kapıyı açtı. Yanında iki adamla salona geri döndü. "Bu çocuk kim lan?" dedi uzun boylu olan, beni süzerek.

"Kaçmak için bir taksi aldım. Dinlenmek için durduğumda bu taksiye bindi. Eh, bıraksam polise giderdi, ben de yanıma aldım," dedi Taehyung. Uzun boylu adam güldü. "Dizi çekiyoruz sanki!"

"Namjoon, boş ver şimdi bunu," dedi Taehyung. Uzun boylu olanın adının Namjoon olduğunu böylece öğrendim. Namjoon'un yanındaki adam konuştu bu sefer: "Ee, ne yapacaksın bu çocuğu?"

Taehyung sırıtarak, "Sence Seokjin?" dedi. Diğerinin adı da Seokjin'di.

"Ay, ben şimdiden heyecanlandım!" dedi Namjoon.

"Taehyung ve intikam vakitleri... Ah, eğlenceli anlar bizi bekliyor." Seokjin de gülerek ona katıldı.

Namjoon ciddileşerek, "Öncelikle buradan gitmemiz gerek," dedi.

"Ben de onu düşünüyordum. Japonya'ya dört tane bilet al," dedi Taehyung, doğrudan bana bakarak.

"Tamam, o iş bende, hallederim," dedi Namjoon.
"Ben sizinle hiçbir yere gelmiyorum!" dedim kararlı bir sesle.

"Sana gelecek misin diye soran olmadı ufaklık," diye cevap verdi Namjoon.

Taehyung sırıtarak ekledi: "Biz sürekli konuşan kişilere ne yapıyorduk?"

"Dillerini kesiyoruz genelde," dedi Seokjin gülerek. Namjoon da kahkaha attı. "Sonra da yiyorduk!"
Seokjin'in keyfi iyice yerine gelmişti. "Bak şimdi canım çekti. Bu çok konuşan birine benziyor; kessek mi, ne güzel yeriz."

Onlara tiksinerek baktım. "Sizin acilen akıl hastanesine yatmanız gerek."

"Tamam, kesin şunu," dedi Taehyung sinirle. "Namjoon, siktir git ve bilet işini hallet."

"Tamam be, gittim! Seokjin, sen de gel," dedi Namjoon. Seokjin'i de alıp odadan çıktılar.

Taehyung bana döndü, sesi bu kez daha farklıydı: "Eğer Japonya'ya giderken bana hiçbir sorun çıkartmazsan, hayallerinin ötesinde bir hayat yaşatabilirim sana."

Killer // taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin