Özel bölüm

188 12 1
                                        

Sahildeki o büyülü anın üzerinden saatler geçmişti ama zaman sanki o diz çökme anında asılı kalmıştı. Taehyung, Jungkook'un elini bir saniye bile bırakmıyor, parmağındaki o zarif yüzüğü baş parmağıyla durmadan okşuyordu. Arabaya bindiklerinde Jungkook hâlâ şokun içindeydi; gözleri mutluluktan mahmurluşmuş, dudaklarında engelleyemediği bir gülümseme vardı.

"Hâlâ inanamıyorum Taehyung," diye fısıldadı Jungkook, başını koltuğa yaslarken. "Bütün bunları ne ara planladın?"

Taehyung, tek eliyle direksiyonu tutarken diğer eliyle sevgilisinin elini dudaklarına götürüp uzun bir öpücük kondurdu. "Senin için dünyayı yerinden oynatırım bebeğim, bir akşam yemeği ne ki?"

Eve vardıklarında onları sessiz bir gece beklemiyordu. Kapıyı açtıkları an içeri sızan taze çiçek kokusu ve mutfaktan gelen şampanya patlama sesiyle ikisi de irkildi. Salona girdiklerinde, Yoongi her zamanki umursamaz ama gururlu tavrıyla koltukta yayılmış, Jimin ise elinde iki kadeh şampanyayla zıplayarak onlara doğru geliyordu.

"İşte geliyorlar! Bay ve Bay Kim!" diye bağırdı Jimin, Jungkook'un boynuna atılarak.

"Taehyung, yüzüğü takarken ağladığını duydum, doğru mu?"

Yoongi oturduğu yerden kısık bir gülüşle araya girdi. "Ağlamak mı? Elindeki kutuyu düşürmediğine dua edin. Beni arayıp 'Ya hayır derse?' diye kaç defa darladı haberi var mı?"

Taehyung gözlerini devirip Jungkook'u belinden kendine çekti. "Seni ilgilendirmez Yoongi. Ayrıca Jimin, bu adamı bu gece kapı dışarı etmezsen bütün romantizmimizi bozacak."

Jimin gülerek Yoongi'nin yanına gidip kucağına oturdu ve kadehini havaya kaldırdı. "Hadi ama, bu gece kutlama gecesi. Karanlık günleri geride bıraktık. Artık 'Killer' Taehyung yok, sadece aşık Taehyung var."

O gece, dört dost sabaha kadar oturdular. Geçmişin izlerini, ilk kez gülümseyerek andılar. Yoongi, nadir görülen o içten gülümsemelerinden birini takınmış, Jimin'in saçlarıyla oynarken Taehyung'a baktı. Aralarındaki o sessiz bakışma her şeyi anlatıyordu: Başardık. Hayatta kaldık.

Altı Ay Sonra

Düğün sabahı, Taehyung aynadaki yansımasına bakarken üzerinde Yoongi'nin yardımıyla hazırlattığı o siyah smokin vardı. Odasının kapısı tıklandı ve içeriye Jimin girdi. Elinde Jungkook'un giyeceği beyaz smokinin yaka çiçeği vardı.

"Hazır mısın koca adam?" dedi Jimin duygusallaşarak. "Jungkook yan odada Yoongi ile birlikte. Yoongi ona kravat bağlamayı öğretiyor ama bence şu an ikisi de birbirinin eline dolanmış durumda."

Taehyung güldü ama ellerinin titremesini durduramıyordu. Tam o sırada Yoongi kapıda belirdi. Ceketini düzeltmiş, her zamanki ağırbaşlılığıyla Taehyung'un yanına yürüdü. Jimin'i hafifçe kenara çekip Taehyung'un omuzlarına ellerini koydu.

"Bak bana," dedi Yoongi, sesi alçak ama keskindi. "Eskiden ellerin sadece silah tutarken titremezdi. Şimdi aşk yüzünden titriyor. Bu, gördüğüm en güzel değişim Taehyung. Git ve o çocuğu hayatının sonuna kadar mutlu et."

Bahçede, ağaçların arasına gerilmiş minik ışıklar ve piyano sesi eşliğinde tören başladığında, Taehyung koridorun başında Jungkook'u gördü. Beyaz smokini içinde, üzerine düşen gün ışığıyla sanki bu dünyaya ait olmayan bir varlık gibiydi. Jungkook ona doğru yürüdükçe, Taehyung'un içindeki o eski, sert ve acımasız adamın külleri rüzgarda savrulup gitti.

Yüzükler takılırken, Taehyung Jungkook'un kulağına sadece onun duyabileceği bir şekilde fısıldadı:

"Sana söz veriyorum sevgilim; senin olduğun her yer benim yuvam, senin nefes aldığın her an benim hayatım olacak. Geçmişi gömdük, geleceği ise ellerimizle inşa edeceğiz."

Jungkook'un gözlerinden bir damla yaş süzüldü ve dudaklarını birleştirdiklerinde arkadan Jimin'in sevinç çığlıkları, Yoongi'nin ise hafif alkış sesleri yükseldi.

Yıllar Sonra

Deniz kenarındaki küçük evlerinde, sabahın ilk ışıkları odaya doluyordu. Taehyung uyandığında yanında uyuyan Jungkook'un huzurlu yüzünü izledi. Artık ne kabuslar vardı ne de kaçılması gereken düşmanlar. Sadece mutfaktan gelen kahve kokusu ve bahçede onları bekleyen yeni bir gün vardı.

Taehyung, Jungkook'un alnına uzun bir öpücük bıraktı ve yataktan kalkıp pencereye yürüdü. Uzakta, sahil şeridinde el ele yürüyen Yoongi ve Jimin'i gördü. Onlar da kendi huzurlarını bulmuşlardı.

Taehyung kendi kendine gülümsedi. Bir zamanlar ölümü getiren elleri, şimdi hayatın en güzel anlamını tutuyordu.

Son.

Killer // taekookBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin