Jisung devam etti.
"Bak ne kadar birbirimizden gıcık kapsak da bir ilişki yaşadık. Bence bu konuyu konuşmalıyız."
"Ne konuşacağız. Kimin altta kimin üstte olduğunu falan mı? Tartışmaya gerek yok. Altta olacağım bir ilişkiye girmem."
Jisung Minho'yu en son asansörde görmüş, bir daha görmemek için de ofisinde hiç çıkmamıştı.
Jisung devlet avukatıydı bu yüzden adalet sarayında çalışıyordu(burası kesinlikle sallamasyon hiçbir bok bilmiyorum linçlemeyin allah rızası için sadece okuyun)
Şuan ise adalet sarayından çıkmış taksi bekliyordu. Şansıma sıçayım hepsi mi dolu olur bu taksilerin.
Yaklaşık 15-20 dakika sonra hafif yağan yağmurun şiddetlenmesiyle içinden geçirdiği küfürlerin sayısını 2'ye katlamış, hâlâ taksi bekliyordu.
Önünde duran siyah lüks arabayı önce fark etse de sanki fark etmemiş gibi yapmıştı. Arabanın camı tamamiyle açılmış içerideki beden Jisung'a seslenmişti.
"Gel."
Jisung sabahtan beri kaçırdığı gözlerini en son arabadaki bedene getirmeyi akıl etmiş, gördüğü kişi ile sabır nefesi çekmişti.
"Neden geliyim?"
"Çünkü yağmur yağıyor."
Haklıydı yağmur yağıyordu.
Jisung daha fazla ıslanmamak için Minho'nun teklifini kabul etmiş ve sürücü koltuğunun yanına oturmuştu.
Evinin yerini kısaca söylemesiyle Minho eve doğru sürmeye başlamıştı.
İkisi de çıt çıkarmıyordu.
Taaki araba durana kadar. Minho tekrar çalıştırmaya çalışmış ama başarısız olmuştu. "Hassss-"