Kapının açılmasıyla odanın içini ışık kapladı. Gözlerim kamaştığından elimi yüzüme siper edip gözlerimi kustum. İçeri giren kişiye baktım. Kalp atışımın hızlandığını fark ettim. Bunun nedeni intikam duygusuydu, nefretti. Karşımdaki kişiye yıllardır...
5.600 kelimelik bir bölümle karşınızdayım. Bu zamana kadar yazdığım en uzun bölüm oldu. Yazdıkça yazasım geliyor bırakamıyorum, bir son veremiyorum. Ara vererek okumanızı tavsiye ederim.
Bölüm Şarkısı;
Cem Adrian, Birsen Tezer - Beni Hatırladın Mı
Oy ve yorumlarınızı bekliyor olacağım. ⭐🌹 Satır içi yorumlarınız benim için çok önemli. Lütfen benden yorumlarınızı esirgemeyin. İyi ve kötü (çok fazla abartmamak şartıyla) eleştirilerini bekliyor olacağım ve hikayemdeki düzenlemeleri ona göre yapacağım. 🙏☺️
*
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
(Aynadaki kişi Kaya'nın yanındaki zümrüt yeşili gözlere sahip olan kadın. Kim olduğunu, hayat hikayesini ilerleyen günlerde daha detaylı açıklayacağım.)
🪞
"...Ölüm kararın alındığında seni nasıl öldüreceğimi düşünüyorum. Abinin kız kardeşime tecavüz edip bileklerini keserek öldürdüğü gibi mi? Yoksa... Babamın senin abini öldürdüğü gibi mi? Hangisini istersin?"
Kurduğu cümleler zihnimde yankılanmaya devam ederken duyduklarıma hala inanamıyordum. Abimin onun söylediği şeyleri yapmayacağına adım gibi emindim fakat algılayamadığım şey onun böyle bir şeye nasıl inandırıldığıydı. Böyle bir şeye inanabilmesi için mantıklı olan tek bir yol vardı o da beyninin yıkanmış olmasıydı. Buna imkan var mıydı?
Dudaklarımın istemsizce aralandığını fark ettiğimde dudaklarımı kapattım. Yaslandığım duvardan doğruldum. Kaşlarımı çattım. "Ne saçmalıyorsun sen?" diye sordum sertçe.
Dirseğini sandalyenin kolçağından çekti. Duruşunu tekrar dikleştirdi. "Saçmalamıyorum. Gerçekleri söylüyorum." dedi soğuk ses tonuyla. Başımı iki yana salladım hiddetle. Böyle bir şeyin olmasına imkan yoktu fakat algılarım tamamen kapanmıştı.
"Öyle bir şey yok! Olamaz da! Anladın mı beni?!" Sesimi yükselttiğimde ayağa kalktı. Bana doğru yürümeye başladı. Çene kasları iyice belirginleşmişti. Aramızdaki iki adımlık mesafeyi, attığım adımla bire indirip boy farkından dolayı kafamı yukarı kaldırdım. Koyu kahverengi gözleri Kordel'in karadelikleri gibi ifadesizdi.
"Ben de ilk duyduğumda inanmadım. Hatta Savaş'ın böyle bir şey yapmayacağına adım gibi emindim. Ama gel gör ki babamın elindeki deliller öyle söylemiyor, Sahra."