Plus episode 2

2.6K 274 88
                                        

Aslında bu bölüm yoktu
Bu bölüm yoktu
İçimden geldi anasını satayım
Şaka falan ama 100k olmus fic
Bu kadar okunacağını bile düşünmemiştim sadece böyle saf sevgi içeren bir fic yazmak istemiştim
Sevginiz için çok teşekkür ederim
İyi günlerde görüşmek üzere💗💗

***

Evin arkasına açılan sürgülü kapıdan çıkarak Minho'nun yanına doğru yürüdüm. Arka bahçede kendi kendine kurmuş olduğu yerde golf oynamaya çalışıyordu. Bir vuruş yaptığında daha top fırlamadan alkışlamaya başladım. "Mükemmelsin!" Sesimi duyunca hızlıca arkasını dönüp bana gülümsemesini bahşetti.

"Biraz daha geç geleceğini düşünmüştüm." Kafamı iki yana sallayarak yanına doğru yürümeye devam ettim. "İşim erken bitti. Ayrıca sence de burası biraz küçük değil mi golf için?" yanına tamamen yaklaştığımda elinde ki eldivenleri çıkartıp yere fırlattı.

Belimi yandan tutarak gülümsedi. Açıkcası yan profili de hiç eskimiyordu.. "Ne yapalım hayatım, daha büyük bir yere mi taşınalım sırf golf için?" Kafamı iki yana sallayarak yanağına bir öpücük kondurdum. "Onun yerine golfe gidebilirsin. Chan hyung çağırıyor ya seni. Bugün de çağırdı niye gitmedin? "

Düşünüyor gibi yaptıktan sonra omuz silkti. "Bugün seninle film keyfi yapmak istiyorum da ondan." Anında büyükçe gülümsedim. "Gerçekten mi?!" Gözlerim anında ışıldamıştı. Kafasını salladı hızlıca.

Dudağına hafif bir öpücük bırakıp geri çekildim. Diğer elini de belime atarak kollarımı kafasının arkasında birleştirmemi sağladı. Dudağıma bakarken gülümsedi. Ağzımı hafifçe aralayıp konuşacakken dudağımda hissettiğim sıcaklıkla konuşmaktan vazgeçerek ona ayak uydurdum.

Hissettiğim tek şeyin dudaklığında ki değilde kalbinde olan sıcaklık olduğunu bildiğimden oldukça mesuttum. En sonunda dudaklarımı çekiştirerek bıraktı. Kendini hafifçe geri çekip konuştu. "Bence film izlemeyelim bu gece." Kafamı iki yana sallayarak ayrıldım.

"Laf ağızdan bir kere çıkar."

**
Eve yeni taşındığımızdan yeni yerleşmiş sayılırdık. Mutfakta bulduğum patlamış mısırla gülümsedim. Açıkcası bunu ne zaman aldığımızı bile bilmiyordum. Bulması biraz zaman almış olsa da şuan elimdeydi sonuç olarak.
0
Minho arkamda ellerini belinde birleştirmiş bana bakıyordu. "İyi de sen onu pişirmeyi biliyor musun?" Beni ne sanıyordu? Hiç bir şey bilmeyen biri falan mı?

Haklıydı, bilmiyordum.

"Yani.. Bence internetten bakabiliriz." Kıkırdayarak onayladı beni. En sonunda internetten bakarak bir tencere çıkarttım. Ocağın altını yakarak içine gösterdiği gibi yağ koyduktan sonra tuzu döküp karıştırdım. Son olarak mısırları döktüm.

Minho ben mısırları dökerken elime baskı yaparak biraz daha dökmemi sağladı. "Koy koy o bize yetmez." Onun yüzünden biraz fazla dökünce kolumla onu dürtükledim. "Dursana ya fazla koymayın diyor!" Eliyle vurduğum yeri tutup derin bir nefes alıp verdi. "Elinin ayarını unutmuşum özür dilerim."

Yaptığı imayla kaşlarımı çatıp arkamı döndüm. Elimde tahta kaşığı hafifçe kaldırmış bir elimi belime koymuştum. "Ne demek bu şimdi ne varmış elimin ayarında benim?" Eliyle vurduğum yeri ovalayarak gözümün içine baktı. Gülümseyerek "Hiç bir şey yok canım ne olacak? Alt tarafı dayak yiyorum."

"Lee Minho! Kaşınıyorsun sen! Ne var yani azıcık dürttüysem onu bile yapamayaca-aaa!" Tencerenin kapağını daldığımdan kapatmayı unutmam patlamış mısırların üstümüze sıçramasına neden olurken çığlığı basa basa üstünü kapatma çabasına girdik. Sanki birkaç dakika önce bağrışmıyormuşuz gibiydi.

"Ya nerde bu kapak!" Yakınırcasına sorduğumda Minho eline aldığı tepsiyi bir kalkan görevinde kullanıyordu. "Ne bileyim ben!" Ayrıca havada bir kaç tane yakalayıp yiyordu. "Onu bilmiyorum da biraz tuzlu olmuş aşkım." Bir anda kahkaha atmaya başladığımızda bir şekilde kapağı bulup kapatmıştık.

"Şimdi burayı kim toplayacak hay böyle işin ben ya!"  diye söylenerek yerlere baktım. Anlaşılan bizim film gecesi mahvolmuştu. Omuzlarım aşağı doğru düştü. Moralim bozulmuştu resmen. Bu aralar dizi ve film izlemeyi çok seviyordum nedensizce ve Minho benle izleyemeyecek kadar yoğundu.
Bende izlediklerimi sürekli anlatmaktan sıkılmıştım. Bugün birlikte izleyeceğiz deyince o kadar sevinmiştim halbuki.

Yanağımda hissettiğim anlık sıcaklıkla kafamı yanıma çevirdim. "Ben temizletirim burayı sen onu düşünme. Gel istediğin filmi izleyelim." dudağımı büzerek yüzüne baktım. Beni düşünmesi çok tatlıydı.

Ama bugün film izlemekten vazgeçmiştim.

Anında dudağına yapıştığımda anlık şok olsa da bana karşılık vererek sıcak bir öpüşmeye yol açmıştı. Dudaklarımızı ayırmadan beni kaldırıp mutfak tezgahına oturmamı sağladı. Hafifçe dudaklarımı ayırıp nefes alırken elimle üstünde ki tişörtü çıkarttım.

Bana bakarak gülümsedi.

İşte benim hayatım onun gülüşü olmuştu.

Secretary or Lover | MinsungHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin